GÜLCAN TOP: “Ben katillerinin yargılanmasını istiyorum en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum”
Bağımsızlık, demokrasi, sosyalizm mücadelesi verirken 2018 yılında kaldığı evde polis tarafından katledilen İbrahim Devrim Top’un yaşam hakkının ihlal edildiği yönündeki AYM kararına ilişkin TAYAD da bir basın toplantısı yapıldı. 5.2.2023 tarihinde yapılan basın toplantısına TAYAD’lı Ailelerden Hasan Basri Yıldız ve Devrim Top’un annesi Gülcan Top katıldı.
Hasan Basri Yıldız basın toplantısında yaptığı konuşmada; AYM kararının Devrim Top’un açıktan infaz edildiğini doğrular nitelikte olduğunu ifade etti ve şöyle konuştu:
“İbrahim Devrim Top’un katledilişinin üzerinden bunca zaman geçti. Adil bir yargılama ve etkin bir soruşturma yapılmadı. 93 doğumlu, devrimci düşüncelere sahip bir gençti Devrim. 2018 yılında AKP’nin faşist polisleri tarafından yakın mesafeden kurşunla katledildi. Devrim Top bu ülkede çocuklar uyuşturucuya batmasın diye mücadele eden bir devrimciydi. AKP’nin katlettiği pek çok insan gibi Devrim’i de kasıtlı katletti. Çünkü onların uyuşturucu ilişkilerine Devrim engel olmaya çalışıyordu.
Katledilmesindeki nedenleri sıraladık. Etkin soruşturma yapılmamış olması AYM kararında çok açık anlatılıyor, Adli Tıp raporları gizlenmiştir. Sadece 3 polisin ifadesi alınmış ve bu ifadeler çok yüzeyseldir. Devrim Top’un yakından ateş edilip öldürülmesi mahkemece savcılıkça etkin soruşturulmaması, bunların hepsi AYM kararında açıkça belirtilmektedir. Burada mesele bu ülkede adaletin halkın çocukları adına işlemediği çok açıktır. AYM kararında Devrim Top’un yakından doğrudan, kasıtla katledilmesi çok net ifadelerle belirtilmiştir. Mahkeme bunları ulusal kriminal daireye göndermiş ve burada da Devrim Top’un yakından katledildiği çok açıktır. AYM Devrim Top’un elinde herhangi bir malzeme olsa bile bu şekilde yakından katledilmesinin anayasaya, yaşam hakkına ihlal olduğun açıklamaktadır. Devrim’in baskın sırasında önce ateş edildiği, yaralandığı sonra yakın mesafeden katledildiği AYM kararında da açıkça belirtilmişti.
Mesele ise kolluk güçlerinin, savcılığın etkin soruşturma yapmaması ve avukatlarının tüm taleplerine rağmen bunların hepsi savcılıkça reddedilmiştir. Mahkeme yeterli delil bulunamamıştır diye hüküm belirtmiştir. Devrim Top’un yakın mesafeden katledilmesi ve etkin soruşturma dahi yapılmamasından dolayı tüm bu kurumları sorumlu tutuyoruz. Bir katliamın üzerinin nasıl örtüleceğinin de kanıtıdır bu süreç.
Bu ülkede yasalar, kurumlar, mahkemeler, savcılar, halktan yana adil bir karar verilmeyecek. Bu adil kararların verilmesi için mücadele edilmesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. Eğer bir hak bu kadar insanın ölümüne kadar vardırılabiliyorsa bu ülkede bir adaletten, yargı soruşturmasından, savcı incelemesinden bahsedemeyiz. Tekrar ediyoruz, Devrim Top katledilmiştir, polisler yargılanmamıştır.
Basın toplantısında söz alan Gülcan Top ise şunları belirtti:
Merhaba ben İbrahim Devrim Top’un annesiyim. Benim iki tane çocuğum var, eşim şu anda cezaevinde. Devrim Top halka mal olmuş bir çocuktu. Onun yaşlarındaki insanlar, sevgili, telefon peşinde koşarken, şu marka telefonum olsun derken benim çocuğum 17 yaşındayken ben evden gitmek istiyorum, dedi. Okulda da koymadılar benim çocuğumu. Lise son sınıfta bir grup yorum konser afişi astı diye okuldan attılar.
Eşim memur benim. Eşim bir gün geldi, Devrim çocuktu. Eğitim senin bir mitingi olacakmış, öğretmenlerin eylemi olacaktı. Babası ile biz konuştuk, o bizi dinlemiş, erkenden kalkıp gitti, ben okula gitti zannediyorum. Meğer babasından önce gitmiş mitinge. Eşim onu mitingde görmüş onu, ne yapıyorsun oğlum yaşın çok küçük deyince, baba ben senden öğrendim, yaşım küçük ama aklım kesiyor benim, demiş. Okuldan da atmaya çalıştılar. Lise döneminde pir sultan abdal derneğine gidip gelirdi. Sonra oğlumun gözü başka bir şey görmedi. Okuyayım da şu mesleğe başlayayım demedi. Zaten küçükken de sorduğumda, bu beni çok etkilemiştir, oğlun sen okuyunca ne olacaksın dediğimde, anne ben marketçi olacağım, demişti. Anne ben ne için marketçi olacağım biliyor musun, fakir fukara insanlara bedava vermek için olacağım. Parası olan alıyor ama parası olmayan nasıl alacak dedi. Bir çocuğun 7 yaşında bunu söylemesi bence çok nitelikli bir şeydir.
Gülcihan Top konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Lise sondayken grup yorum afişi asıyorsun diye hapishaneye attılar. Daha 18 yaşındaydı. Oğluma devrimcilik kolay değildir, belki gücün yetmez, diploma al, elinde dursun dedim. Ama oğlum, anne polis öğretmenlerimi tehdit etmiş, ben artık okumayacağım, dedi.
Artık Devrim’i durduramaz olduk, anne ben İstanbul’a gideceğim dedi. Burası var ya oğlum dedim. Yok anne ben büyük şehre gideceğim, buralar bana yetmez dedi. Bir sürü insan örgütlemem lazım. Çorumdakileri kim örgütleyecek oğlum, olsun anne onları siz yaparsınız, ben büyük şehre gideceğim dedi.
Örgütleyelim derken de başkalarını gözünde farklı anlaşılıyor. Her şey bir kurum bir örgüttür benim gözümde. İster eğitimsen ister pirsultan olsun hepsi bir örgüttür. Benim evim dört kere basıldı. En son benim çocuğumu götürdüler. On tane polis üstüne çullandı. Eşimi sürgün ettiler. Bizim suçumuz bu mudur?
Benim oğlum devrimci olmasa bile çok iyi bir insandı, çok yardımsever bir insandı. Devrim ara ara çoruma gelirdi, özlüyorum oğlum seni derdim. Anne ben de seni özlüyorum ama benim halkı örgütlemem lazım derdi. Anne karnında başlayan mücadelesi böyle devam etti. Ve evladım katledildi.
Söyleyecek çok sözüm var ama içim acıyor, aklıma gelmiyor. Benim oğlumun insanlığı çok başkaydı. Benim bir komşun akrabam hiç kimse devrimden bir zarar gördüm demezdi. Devrimin babası da düşüncelerinden dolayı tutuklu.
Devrim katledilmeden biraz önce beni aradı yanına gittim dedi ki “anne beni her an öldürebilirler” dedi. Ben bunu bile bile konuştum, gözlerine baktım, resim çektirdim neden biliyor musunuz? Eğer çocuğumu öldürürlerse en azında bir anı kalsın diye.
Devrim “ben kendimi bu vatan için feda edeceğim, Deniz Gezmişlerin yolunda öleceğim ben anne” dedi. Sen çok gençsin dediğim halde “anne onlarda çok gençti onların da anneleri vardı. Sen benim annem olarak bunu göğüsleyebilirsin, sen güçlü bir kadınsın eğer ölürsem de düşman karşısında ağlamayacaksın dimdik duracaksın” dedi. Ağlamadım ama şimdi ne kadar ağlasam az geliyor benim gözyaşlarım benim çocuğumdan daha mı değerliydi.
Devrim’in katledildiği eve gittim nerede uyuduğu gördüm. Gittim kurşunları gördüm duvarda ama çocuğumun orada öldürüldüğünü değil orada olduğunu gezdiğini, dolaştığını ,yemek yediğini hissettim çünkü benim oğlum hiçbir zaman ölmedi ölmeyecek benim oğlum kalbimde yaşıyor.
Devrim gibiler hep var olacak. Devrimin katillerinin yargılanmasını istiyorum. Devrim’i öldüren polis benim düşmanım. Neden? Çünkü o polis benim çocuğumu suçsuz yere katletti. AYM kararını ben bilmem ancak zaten ben çocuğumu gördüğümde yüzünde kurşun yarası vardı ve yakın mesafeden ateş edilmiş bu açıkça görülüyor. Benim çocuğum çatışma çıkardı gibi hava yaratmışlar.
Benim çocuğum gözümde suçlu değil eğer polislerin gözünde suçluysa bile alıp tutuklarlardı hapishaneye giderdim şimdi mezarına gidiyorum hiçbir şey hissedemiyorum çünkü ruhu benim yanımda mezar taşı sadece taş.
Ben katillerinin yargılanmasını istiyorum en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum o zaman işte yüreğime su serpilir. Benim ortaya çıkarmak istediğim şey şu onlar benim oğlumu suçsuz yere katlettiler onlar suçlular ve yargılansınlar. Adalet yerini bulsun…
Gülcan Top’un ardından tekrar söz alan Hasan Basri Yıldız: “Acılı bir annenin yüreğinden geçenleri dinledik. Adaletsizliğin analarda yarattığı üzüntüyü ve öfkeyi gördük. İbrahim Devrim Top tekil bir örnek değil. Ülkemizde AKP faşizmi Devrim’den önce ve sonra katletmeye devam etti suçları büyük. En son Kemal Kurkut’u öldüren polise mahkeme ceza vermedi. Adaletsizlik halkta derin yaralar açmaya devam ediyor bunu sorumlusu AKP faşizmidir. AKP’nin yargısı, polisi, savcısı, hakimidir.
Elde onlarca delil olmasına rağmen Adli Tıptan raporlarının olması ilk ulusal kriminalin lbr verdiği rapor ve bu raporun değiştirmesi esasında polisin nasıl korunmaya çalışıldığı suçun örtülmeye çalışıldı sonucu gösteriyor. Fakat biz hem devrim ve bu şekilde katledilen insanların suçlularının cezalandırılması için takipçisi olacağı ve mücadele edeceğiz ve mutlaka kazanacağız.” Şeklinde konuştu.
