
GİRNE’DEKİ GEMİ FACİASI KAZA DEĞİL, KATLİAMDIR!
GİRNE KATLİAMININ ASIL SORUMLULARI YARGILANSIN!
30 Ağustos Pazar günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Girne kenti açıklarında meydana gelen ve Filo Jet adlı firmaya ait yolcu gemisinin alabora olmasıyla sonuçlanan faciada, bugün itibarıyla 8 insan yaşamını yitirmiş, 20 insan kaybolmuş, yüzlerce insan ise ölümle burun buruna getirilmiştir. 267 kişinin bulunduğu geminin Girne’den Taşucu’na hareket ettikten kısa süre sonra alabora olduğu ve yaklaşık 514 metre derinliğe battığı açıklanmıştır.
Bu olayın sıradan bir “gemi kazası” olmadığı; bunun, göz göre göre gelen bir katliam olduğu açıktır. Ortada yalnızca denizde meydana gelmiş “talihsiz bir olay” değil; insanların can güvenliğini sağlamakla yükümlü şirketlerin, denetimle yükümlü makamların, yaşam hakkını korumakla yükümlü olan her iki hükümet yetkililerinin ağır sorumluluklarının bulunduğu, bunun sonucunda onlarca kişinin yaşam haklarının ellerinden alındığı bir tablo vardır.
Bugün yapılması gereken, birkaç kaptan ve mürettebat üyesini tutuklayarak kamuoyuna “sorumlular yakalandı” görüntüsü vermek değil, asıl sorumluları ortaya çıkarmaktır. Katliamın asıl sorumlularının kim olduğu ise açıktır. Katliamdan sağ kurtulanların anlatımları geminin seyir sırasında su aldığını, büyük bir panik yaşandığını, gemi personelinin yolcuların uyarılarına ısrarlı taleplerine rağmen gemiyi geri döndürmek yerine sefere devam ettiklerini ortaya koymaktadır. Sigorta eksperlerinin raporundaki ilk bulgular ise geminin önceki fırtınada 4-4,5 metreye ulaşan dalgalar nedeniyle hasar almış ve çatlakların oluşmuş olabileceğine, buna rağmen sefere çıkarıldığına işaret etmektedir. Bu durum da ortada beklenmedik bir kaza değil açık bir ihmaller zincirinin neden olduğu, göz göre yaşanan bir katliam olduğu anlamına gelmektedir.
Burada öncelikle sorulması ve cevaplanması gereken sorular şunlardır: Geminin teknik kontrolleri yapıldı mı? Gövdedeki hasarlar tespit edildi mi? Edildiyse neden sefere izin verildi? Meteorolojik koşullar ve güvenlik donanımları gerçekten değerlendirildi mi? Bu kararların altında kimlerin imzası var?
Katliamın hemen ardından birbiri ardına ve alel acele açıklama yapan yetkililer “geminin denize elverişlilik denetimlerinden geçtiğini” iddia ederek -daha önce yaşanan birçok katliamda olduğu gibi “takdiri ilahi”, “kader”, “fıtrat” vb. söylemlerle – bunun sıradan bir kaza olduğu algısını yaratmaya çalışmaktadırlar. Eğer gemi gerçekten denetimden geçmişse; söz konusu denetim raporları nerededir, altında kimin ya da kimlerin imzası vardır? Bunlar derhal açıklanmalıdır.
Olaya ilişkin yapılan haberlerde, soruşturma kapsamında kaptan, mürettebat ve bazı şirket yetkililerinin gözaltına alındığı ve tutuklandığı belirtilmektedir. Soruşturmanın yalnızca kaptan ve mürettebatla sınırlı kalması kabul edilemez. 267 insanı taşıyan bir gemi batmışsa, yalnızca gemide çalışan birkaç kişi değil, gemi işletmecisi, şirket yöneticileri, teknik denetim organları, liman/denizcilik makamları ve izin veren kamu görevlilerinin vb. tüm kişi ve kurumlar bu katliamdan birinci dereceden sorumludur.
İnsanların ölümünü “kader” veya “denizin azizliği” diyerek açıklamak; kâr hırsını, denetimsizliği ve kamusal ihmalleri gizleme çabasıdır. Önlenmesi mümkün olan ölümler kaza değildir. 8 insanın ailesi yakınlarını toprağa vermeyi, 20 insanın ailesi ise hâlâ sevdiklerinden bir haber almayı bekliyor. Gerçek ortaya çıkana kadar bu katliamın hesabını sormaya devam edeceğiz.
ADALET İSTİYORUZ!
GİRNE KATLİAMININ SORUMLULARI CEZALANDIRILSIN!
HALKIN HUKUK BÜROSU ENTERNASYONAL BÜRO