Home almanyaAlmanya Düsseldorf’ta 3 Devrimci Tutsağın Mahkemesi Görüldü

Almanya Düsseldorf’ta 3 Devrimci Tutsağın Mahkemesi Görüldü

by halkinkutuphanesi
0 comments

 Geçtiğimiz yıl Alman emperyalizmi tarafından tutuklanan 3 devrimci tutsağın mahkemesi görülmeye devam ediliyor. 12 Aralık günü de mahkeme devam etti. Mahkemeye 80 kişi katılarak ilk mahkemeden sonraki en kalabalık mahkeme yaşandı.

Bu mahkeme Özgül Emre’nin sözleri ile başladı. Özgül Emre;

Anayasayı koruma örgütü 900’den fazla ırkçılık davasını ört pas ederken, biz devrimci tutsakları 18 aydır haksız hukuksuz bir şekilde tutsak ediyor. Ancak biz baş eğmeyeceğiz. Bizim başımızı eğemeyecekler. Teslim olmayacağız” dedi. Ardından mahkemeye katılan 4 süresiz açlık grevcisini selamladı.

Ardından mahkeme hakimin uzlaşma teklifi ile devam etti. Hakim Bachler 3 devrimciye suçlarını itiraf etmeleri ve belli şeyleri kabul etme karşılığında kendilerinin de bir adım atabileceğini söyledi. Bu teklifte herkes bir şeyler alacak ve herkes bir şeyler verecek. Bu itiraf edilecek şeylerin önünün çok açık olacağını ve bir kısıtlama yapmayacağını belirtti. Örneğin davada geçen kod isimleri kabul etmelerinin geçerli bir itiraf olacağını örneklendirdi. Bunun karşılığında mahkeme Türkiye faşizmini anlatan bir bilirkişi çağıracağını söyledi.

Ardından İhsan Cibelik söz aldı.

İhsan Cibelik;

“Burjuva yasaları üzerine çok düşündüğüm bir şey değil. Burjuva yasalarını devrimcileri devrimci faaliyetleri hak ve özgürlük alma mücadelesini kısıtlayan yanıyla biliyorum. Bunun için ilgilenmiyorum. Evrensel bir gerçek var. Bu gerçek şudur. Ben devrimci sanatçıyım devrimcilikle sanatını birlikte yapıyorum. Çünkü devrim ve sanat birbirine bağlıdır. Devrimci sanatçı olmaya devam edeceğim. Yaptığım tüm faaliyetler devrimci sanatçılığa uygun faaliyetlerdir. Hiçbir yoksulun, mazlumun şikayeti yoktur yaptıklarımdan. Devrimcilik yapmaktan da onur duyuyorum.” dedi.

Ardından savunma avukatları bu konu hakkında müvekkilleri ile konuşmak için hakimden süre istediler. Bachler buna karşı çıkarak “Önümüzdeki haftaya kadar zamanınız var konuşabilirsiniz” Dedi.

Savunma avukatları “Haftaya geç olabilir” diyerek şimdi konuşmak istediklerini söylediler.

Ardından mahkemeye ara verildi.

 

45 dakikalık aranın ardından itirafçı M.A.’nın iddianamesi okundu.

Ardından İhsan Cibelik bir açıklama daha yaptı.

İhsan Cibelik;

” Savcılığın sağlık sebepleri ile ilgili tutuksuz yargılanmaya ret cevabı vermesine başta öfkelendim ancak şuanda komik buluyorum. Savcılık ‘Kaçma şüphesi var’ demiş. 14 yıldır dışarıdaydım 1 buçuk yıldır içerdeyim. Yani 15 yıldır sizin gözünüzün önünden ayrılmadım. Köln polisi iyi bilir. Her günüm bir etkinlikle geçti. İnternet araştırmasında da gün güm ne yaptığım ortaya çıkarılabilir. Savcının kaçma şüphesi var demesini paranoyaklık olarak algılıyorum. Bunun için somut bir öneride bulunacağım. Tekrar tutuklanmama gerek kalmayacak bir karar verirseniz savcının bu telaşı bitecek. Türkiye’de 10.5 yıl, burada ise bir buçuk yıldır hapishanedeyim. Aynı sebepten. Ve bugün burada sağlığımı tartışıyorum. Savcılığın tahliyeye itiraz vermesinin başka bir nedeni de savcının mahkemede benim iyi göründüğümü söylemesi bunu 10-12 metrelik bir mesafeden kanserli olan bir insana sadece bakarak söylüyor. Bunun tıbben değerlendirmesi gerekir çünkü savcı 10-12 metrelik bir mesafeden bakarak kanser hücrelerinin iyi olduğu kanaatini verebiliyor. Tıbben çok ileri bir teknik. Tüm dünyanın bu tekniği öğrenmesi için sıraya dizilmesi lazım. Hapishane muayeneleri uzun sürüyor 16 ay sürdü biyopsi yaptırmam. Gözlerim ile ilgili muayene kararını mahkeme almak zorunda kaldı ve bunun için mahkeme ertelendi. Ve ben ısrarlı bilinçli Haklarına sahip çıkan bir insanım. Hem ameliyat edilmemi hem de tahliye edilmemi istiyorum. Savcı Seton ‘Hapishanede de tedavi edilebilir. Ama bu zaman alır.’ demiş. Biz zamana karşı yarışıyoruz ama savcılık bunu umursamıyor. Umarım bu kanser hücresi bunları dinliyordur. Ve ‘Bu adamın başında yeterince dert var. Ben de tehlikeli olmayayım’ diyordur. Sağlık haktır. Yargı bekleyebilir. İnfaz bekleyebilir ama sağlık bekleyemez. Eğer bu tartışmalarla bu durum böyle uzayacaksa ceza almaktan, yatmaktan, ölmekten korkan yok. Verilecek kararın olumlu yönde olmasını istiyorum.” diyerek sözlerini bitirdi.

Ardından mahkemeye savunma avukatlarından Yener Sözen’in ara istemesi ardından 10 dakika ara verildi.

Ardından Özgül Emre bir açıklama yaptı.

 

Özgül Emre;

“Daha önceki duruşmalara ilişkin bir açıklamada bulunmak istiyorum bugün. Bugün olanlara daha sonra cevap vereceğim. Mahkeme heyeti insan sağlığının öneminin altını çizip bunun için mahkemenin hızlandırılmasından bahsetti. Bu sözler bizi ve kamuoyunu yanıltmak için. Kısa tutulan ve iptal edilen duruşmalar ile ne yapılmak isteniyor?

Tebessümler içinde hayatlarımız başka davaların arasına sıkıştırılmak isteniyor. 19 aydır tutsak, tecrit ve işkence ile çevrilmiş tutsak tutuluyoruz. Biz ve dışarda sevdiklerimize yaşatılanlar birçok kitaba konu olur ki olacaktır da. Duruşmalar bize ve sevdiklerimize zulme dönüştürülüyor. İngiltere’den, Fransa’dan, İsviçre’den, Avusturya’dan ve Almanya’nın birçok yerinden gelen halkımız, antifaşistler ve ailelerimiz yarın sanık olmaktan korkmadan dayanışmayı sürdürüyor. Ve 1-2 saat adalet namına bir gelişme olmadan geri dönmek zorunda kalıyorlar. Bizde her hafta aynı eziyetlere maruz kalıyoruz, her hafta geliyoruz ve sonuç alamadan bir sonraki duruşmayı bekliyoruz. Bize ve sevdiklerimize bu şekilde zulüm ediliyor.

 Bu şekilde bizim çektiğimiz zulüm katmerleşiyor. Bize ve sevdiklerimize yönelik zulme son verin.

16 yaşında faşizmden kaçıp Alman makamlarına sığınmış bir çocuğun ifadelerinden medet umuluyor. Şişirilmiş boş dosyalara delil yaratılmaya çalışılıyor. Zulümden kaçıp alman makamlarına sığınan hiçbir çocuk artık güvende değildir. 25 yıl önce işkence görmüş gelmiş verdiği ifadelerle hakim tarafından oturum verilmiş bugün aynı ifadelerden kaynaklı ceza verilmeye çalışılıyor. En temel demokratik haklarımız ayak altına alınıyor.

Zulmün başka bir yanı ise 3 yoldaşı ile bedenini açlığa yatıran Eda Deniz Haydaroğlu. 129 b’nin bu dava ile ne kadar ilgisi varsa Eda Deniz Haydaroğlu’nun da bu dava ile o kadar ilgisi var. Eda Deniz benim görüşçüm ve açlık kokan nefisini içine çekip konuştuğu için mahkeme tarafından para ve görüş cezası verildi. 4 aydır kendisi ile görüşemiyoruz. 19 aydır tecrit işkencesi yetmiyormuş gibi birde sevdiklerim ile görüşemiyorum.

Görüş yapabildiğim de ise 3 adımlık görüş kabininde 3-4 görevli ile görüş yapıyorum. Cam yetmezmiş gibi görevliler ellerinde kağıt kalemle söylediğimiz her şeyi not etmeleri görüşçülere göz dağı vermek üzerine kurulu. 19 aydır sevdiklerimle kucaklaşmak bir yana görüş işkence haline geliyor. Buda yetmiyor görüş yasağı veriliyor. Eda Deniz e verilen görüş yasağına son verilmelidir.

Kim Eda Deniz Haydaroğlu?

Görüşçüm, yoldaşım ve canımdan ötedir. Bugün ölüm ve yaşam arasında. Ona verilen çektirilen bu zulüm bana çektirilen aynı zulümdür. Sevdiklerimin eriyen bedenlerine zulüm edilerek bana zulüm ediliyor.

Kimdir Eda Deniz Haydaroğlu?

Kendisi Türkiye faşizmin zulmünü, açlığı, yoksulluğu yaşamamış olsa da sıranın ona gelmesini beklemeyendir. İnsanca bir yaşam için mücadele edendir.

Kendisi yaşamaya bile ailesi bu zulme uğramıştır, uğrayandır. Katliam ile kanlı Maraş diye anılan kanlı Maraş in kızıdır. Bugün depremin değil önlemlerin alınmadığı için göçük altında kalan Maraş in kızı. On binlerce insan göçük altında devletin elini beklerken ölen insanların yeridir Maraş. Ölülerini bile gömemedikleri yabani hayvanların yediği ölü kokan Maraş in kızı. Eda bir antifaşist bir anti-emperyalist.

Çok söz söylenebilir onun hakkında. Ama şu an 270 gündür ufalmış bedeni karşısında her söz eksik kalır. Sevdiklerine zulme etmeye son verin. Eda Deniz Haydaroğlu ile görüş hakkımı geri istiyorum. Eda Deniz mahkeme tarafından dinlenilmesini istiyorum. Sevdikleri için çok insani taleplerle adalet isteyen Eda Deniz e kulak verilmesini istiyorum.

3. Konu ihsan Cibelik in sağlık durumu ile ilgili sevgili dava ortağım hasta tutsak ihsan Cibelik derhal tahliye edilmelidir. İddia makamının salı verilmesine karşı beyan ettiği görüşü antifaşist, anti-emperyalistlere karşı olan düşmanlığının çıplak kanıtıdır.

Bize karşı pençelerini açmış kaplan edasıyla aynı iddia makamı Neonazilere karşı bir kedi gibidir. Soruşturma bile açılmaz, açılan soruşturmalar sümen altı ediliyor. Ceza verilmesi durumlarda en aza indirilip tahliye ediliyorlar. Nasıl olurda 52 milyon insanı öldürmüş eritmiş gaza boğmuş Nazileri, onlara karşı mücadele edenlerden daha tehlikesiz görebiliyorsunuz. Hala Neonaziler tarafından katliamları devam ederken insanca sömürüsüz bir dünyanın hayalini kuran bizler mi daha tehlikeliyiz? Alman yargısı biz anti-faşistlerin dosyalarını şişirmekle meşgulken Hanau katliamını yapan ve bizzat hakime bunun önden bir mektupla haberini ileten kişiye karşı ilgisiz kalabiliyor. Çünkü federal savcılık ya bizimle ya da Erdoğan in sarayında kahve içmekle meşgul. Bizimle uğraşacaklarına katillerin peşine düşülseydi Hanau katliamı önlenebilirdi.

Federal savcısı dan polisine kadar bir sürü ihmale dolu Hanau katliamının dosyası. Ama yok Almanya’da katliam mi olacak Neonaziler bir yere mi saldıracak ne önemi var? Çünkü Almanya’da enflasyondan, açlıktan, eğitim ve sağlık sisteminde ki sorunlardan sorumlu tutulan yabancıları katletmenin bir önemi yok. Göçmenlerin hayatlarının bir değeri yok.

Çarpıcı gerçeklere Neonazilerin suçlarına göz yumulmasına dikkat çekmek istedim ve devam edeceğim.

Yani bir iddia makamının bir çocuğun ifadesinden medet ummasından hasta tutsak İhsan Cibelik’in sağlık hakkı engellemesinden demokratik haklarımızın suç sayılmasından bahsetmeye ve saymaya devam edeceğim.

19 aydır bize uygulanan zulme son verilmeli. Kanser hastası İhsan Cibelik zaman kaybetmeden sağlığına kavuşabilmesi için derhal tahliye edilmeli. Serkan küpeli üzerinden eşine ve çocuğuna yapılan zulme son verilmeli. Bir babanın çocuğuna uygulanan bu zulme son verilmeli. Küpeli derhal tahliye edilmeli maddi manevi ailesinin yanında olmalı” dedi.

Ardından mahkeme 21 Aralık Perşembe gününe ertelenerek sonlandırıldı.

 

Faşist 129 Yasaları Kaldırılsın!

Özgül, İhsan ve Serkan Tutuksuz Yargılansın!

Eda Yaşasın!

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode