30 Mart 1972 tarihinde Tokat’ın Niksar ilçesinin Kızıldere isimli köyünde 10 gerilla rehin aldıkları NATO ajanlarıyla birlikte bir kerpiç evde kuşatılırlar. Onlar; Oligarşinin ipiyle idam kararı verilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı kurtarmak ve devrimin prestijini korumak için girdiler bu yola.
Kerpiç evi kuşatanlar seslendiler: Teslim olun!
Ama halkın iradesini ve kurtuluş mücadelesini omuzlamış yiğit gerillalar haykırırlar: Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!
O ses, MAHİR ÇAYAN’IN sesi! O ses, Anadolu ihtilalinin sesi. Anadolu ihtilali, mayasını işte orada aldı. Kızıldere, devrimin manifestosu olmuştur. Siper yoldaşlığın, teslim olmamanın, devrim için ölümüne çarpışmanın adı olmuştur. Ve Anadolu’da gelişecek o tarihsel devrim mücadelesi işte orada doğmuştur.
Mahir’ler Kızıldere’de fiziki yok oluşu göze alarak direndiler. Ama gelecek nesillere bir direniş tarihi bıraktılar. Artık Anadolu ihtilali halkın içinde kök salmıştı. Bu kökler o kadar güçlü ki, 50 yıldır hiçbir güç bu kökleri yok edemedi! Ve mücadele, Mahir’den Dayı’ya, Dayı’dan bugünlere sürmeye devam ediyor.
30 Mart’ta Kızıldere’de direnenler, 16-17 Nisan’da direnmeye devam ettiler. Bayrağımız ülkenin her yanında dalgalanacak diyenler, direniş geleneğini büyüterek beyinlerimize kazıdılar.
Kızıldere’den Çiftehavuzlar’a, Çiftehavuzlar’dan F-Tiplerine, F-Tiplerden Gökhan ve Sibel’e, düşmanın her saldırısına karşı direndik, direnmeye devam ediyoruz! Direnmemek suçtur! Direnmemek daha az bedel ödeme anlamına gelmez! Direnmeyenler her gün ölürken, fiziki anlamda yok olan Mahir, Hüseyin, Ulaş Anadolu topraklarında direnmeye, savaşmaya devam ediyorlar!
Selam olsun Mahir’den bugünlere direnişi büyütenlere! Selam olsun Mahirce dövüşen Sibel ve Gökhan’a!
Mahir Hüseyin Ulaş Kurtuluşa Kadar Savaş!
Kurtuluş Kavgada Zafer Cephede!
Mahir’den Dayı’ya Sürüyor bu Kavga!
Yaşasın Ölüm Orucu Direnişimiz!
Gökhan Yıldırım ve Sibel Balaç Onurumuzdur!
Halkız Haklıyız Kazanacağız!
Stuttgart Halk Cephesi
