“Yoldaşlarımız Aristotelis Hantzis ve Suzon Doppagne’in açlık grevi boyunca deneyimlerinden ilham aldığımız, güç ve örnek edindiğimiz Yunanistan’daki ve dünyadaki tüm açlık grevcilerine saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz. 5/7/2026 tarihinde şehit düşen açlık grevcisi Gürkan Türkoğlu’na ise özel bir saygı ve saygı duruşunda bulunuyoruz; zira taleplerinin kabul edildiği ve mücadelesinin zaferle sonuçlandığı gün, faşist Türk devleti tarafından zorla müdahale/besleme işkencesine maruz bırakılarak katledildi”
YOLDAŞIMIZ ARISTOS’UN DÖNÜŞÜNÜ SELAMLAYIORUZ – YAŞAMIN İPLİĞİNİ DOKUMAYA DEVAM EDİYORUZ
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela kolların bağlı arkadan, duvar dibinde,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
ölebileceksin insanlık için,
hatta hiç görmediğin insanlar için,
hatta hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hatta en güzel şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yedisinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığı için.
Nazım Hikmet, Yaşamaya Dair
Not: Metindeki şiir bölümü Nazım Hikmet’in dünyaca ünlü “Yaşamaya Dair” şiiridir. Yunanca çevirisinden Türkçeye dönerken orijinal dizedeki “dokuma” metaforu ve başlık kısmı doğrudan aktarılmış, şiir ise Nazım Hikmet’in kendi özgün dizeleriyle sunulmuştur.
Yoldaşımız Aristotelis Hantzis’in 21/8 Cuma günü Evangelismos Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi’nden (YBÜ) taburcu olması, mücadelenin bir sonraki aşamasına geçişi simgeliyor. Açlık grevinin halihazırda kazanılmış olan zaferine, şimdi Aristos’un geri dönüşünün yarattığı sevinç ve heyecan ile kendisinin de bu zaferi selamlaması ekleniyor.
Atina Belediyesi’nin —tabandan gelen yoğun baskılar sonucunda açlık grevinin taleplerini büyük ölçüde karşılayan ve Topluluğu doğal bir muhatap olarak tanıyan— kararından birkaç saat sonra Aristos’un sağlık durumu hızla kötüleşmiş, YBÜ’ye kaldırılmasına ve nihayetinde entübe edilmesine yol açmıştı.
YBÜ’deki 58 günlük tedavinin ardından sağlık durumu tüm beklentileri aştı. Bunu “G. Gennimatas” Hastanesi Dahiliye Kliniği, Gennimatas YBÜ, Evangelismos YBÜ ve Evangelismos Göğüs Hastalıkları Kliniği’ndeki sağlık çalışanlarının ve tüm personelin insanüstü çabasına borçluyuz. Bu insanlara, özellikle de yoldaşımızın en uzun süre kaldığı ve benzer bir literatür bulunmadığı için ölümün eşiğine gelmiş uzun süreli bir açlık grevcisinin tedavi yöntemini adeta “icat etmek” durumunda kalan Evangelismos YBÜ çalışanlarına tek tek teşekkür etmek istiyoruz. Aristos’la özel olarak ilgilendiler, tıbbi etik kurallarını örnek bir şekilde uyguladılar ve en zor koşullarda bile dayanışma göstererek imkansızı başardılar. Yoldaşımızın yeniden nefes almasını, yeniden görmesini, yutkunmasını, konuşmasını, hareket etmesini ve tekrar yürümesini sağlayan şey, Aristos’un kararlılığı ve yaşam mücadelesiyle birleşen onların bu ısrarlı, gündelik çabaları olmuştur.
Ayrıca, Topluluk ile birlikte günlerce ve saatlerce hastanelerin önünde bekleyen tüm dayanışmacı insanlara ve Aristos’un hayatta kalabilmesi için o kritik anda trombosit vermeye koşan herkese bir kez daha teşekkür etmek istiyoruz.
Açlık grevinin başladığı ilk andan bugüne kadar yoldaşımızın kolektif amaca olan inancı, güçlü ideolojik-politik duruşu ve yaşama karşı duyduğu sorumluluk bilinci onun itici gücü oldu. Ne kendisi ne de bizler, sağlığında kalıcı bir hasar kalıp kalmadığını henüz kesin olarak bilmiyoruz. Ancak Topluluk olarak bu kolektif eşiği aşmış olmanın getirdiği güçle ve devasa bir dayanışma dalgası yaratan Yunanistan ve dünya genelindeki harekete karşı sorumluluğumuzla, zaferle sonuçlanan bu sürecin mirasını taşıyarak bu sorumluluğun gereğini yapacağımıza söz veriyoruz.
Bu miras; devletin, özellikle de Miçotakis hükümetinin ve kurup pekiştirmeye çalıştığı gerici, totaliter ve toplum düşmanı rejimin görünürdeki mutlak gücünü sarsan geniş bir toplumsal mücadele cephesine aittir. Topluluk’un varlığını ve özerkliğini sürdürmesi —üstelik açlık grevcilerinin hayatını kaybetmesine izin vermeden— şunun bir kanıtıdır: Kurumların yapılanma biçimi her türlü toplumsal direnişi bastırmayı hedeflese bile, toplumların kendi kurallarını koyma, kendi kendilerini örgütleme ve kolektif varlıklarını belirleme yetisi üstün gelebilir. Baskıya boyun eğmek ya da korkunun baskısıyla yahut “tarihin sonu” ideolojik hakimiyeti altında kendi kendini bastırmak ikilemi karşısında yaşamın bu ölüm politikasına karşı kazandığı zafer, toplumların başarabileceğinin bir kanıtıdır.
Bu mücadelenin hepimize yeni bir perspektif açtığına, insanları kenetlediğine ve hem Yunanistan’da hem de uluslararası alanda direnişleri ateşlediğine inanıyoruz. Burada ve şimdi gerçekleştiğini gördüğümüz gerçekçi bir tahayyül doğrultusunda, kendi paralel dünyamızın inşasını örgütlemeye devam ediyoruz.
Bu zaferin meyveleri; Topluluk’un ve yapılarının genişleyip sahiplenilmesiyle, aynı zamanda hem Yunanistan’da hem de uluslararası düzeyde bir örnek olarak yayılmasıyla toplanmaya devam ediyor. Böylece yeni yollar açıyor, dünyanın çeşitli yerlerindeki mücadeleler ve direnişler arasında buluşma ve süreklilik köprüleri kuruyor.
Bu noktada, yoldaşlarımız Aristotelis Hantzis ve Suzon Doppagne’in açlık grevi boyunca deneyimlerinden ilham aldığımız, güç ve örnek edindiğimiz Yunanistan’daki ve dünyadaki tüm açlık grevcilerine saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz. 5/7/2026 tarihinde şehit düşen açlık grevcisi Gürkan Türkoğlu’na ise özel bir saygı ve saygı duruşunda bulunuyoruz; zira taleplerinin kabul edildiği ve mücadelesinin zaferle sonuçlandığı gün, faşist Türk devleti tarafından zorla müdahale/besleme işkencesine maruz bırakılarak katledildi.
Devletle ve baskılarla işimizin bittiğine dair hiçbir ilüzyona sahip değiliz; özerk bir varoluşun ve eylemliliğin bedelini gelecekte yeniden ödememiz gerekeceğini biliyoruz. Bu yolda yürümeye devam etmeye hazırız.
Geleceği taş üstüne taş koyarak kuruyor, yeni dünyayı inşa ediyoruz; yanı başımızdakilerle kenetlenmek için ellerimizi uzatıyor, tarihin ipliğini dokumaya devam ediyor, karınca gibi çalışıyoruz — ta ki dayanışma nehri taşana kadar.
Toplulukların Topluluğu İçin.
Toplumsal öz-örgütlenme yolunda — zafere kadar.
İşgal Edilmiş Mülteci Konutları Topluluğu (Prosfygika)




