1
Kamu emekçilerinin sendikal hak mücadelesinin ilk yıllarında devrimciliğin-demokratlığın ölçüleri tüm kesimlerin kafasında güçlü ve netti.
Demokrat olmanın kriterleri Antifaşist, Antiemperyalist, ulusal baskıya karşı Antişovenist olmaktı.
Dikkat edin, yalnızca demokrat olmaktan söz ediyoruz. Ve bugün sendikalar federasyonlaşmış, yasal statülerini kazanmış, binaları, odaları, koltukları düzenlenmiş ve o koltuklara oturmayı düzen siyasetinde yükselmek olarak anlayan “kamu emekçisi” yöneticiler emekçilerden, yoksul halktan kopmuş, koltuklarında çürümüşlerdir.
700 gün boyunca gözlerinin önünde işkenceyle gözaltına alınan, işlerine geri dönme mücadelesinden geri adım atmayan Yüksel Direnişçilerine “siz AKP’ye karşı ne yaptınız?” gibi ucube bir soruyu sorabilecek kadar bu dünyadan uzaklaşmışlardır. Üyesi olduğu sendikada oturma, konuşma, tartışma, yönlendirme, öneri getirme ve evet faşizme karşı tavır almaya zorlama hakkının, o sendikaların VARLIK KOŞULU olduğunu bilerek unutmuş, terk etmiş kafaların tutumuna bakın. Zorla dışarı atıyorsunuz öyle mi? Üstelik çağrılar yaparak, mağduriyet taslayarak, bu tarihsel suçunuza ortak arayarak… Sizi ilk destekleyenlerle Emekçi halka sırtını dönmekte AKRABA sayılırsınız. Ellerini ovuşturarak seyredenlerle de yakında yan yana olacağınızı biliyoruz.
Çürümüşsünüz ve ne yazık ki KESK’i de çürüttünüz… Yine de hatırlatmak zorundayız…
Yenilmeyen tek komutan Direniştir. Bütün anmalarınızda sahtekar ağzınızdan düşmez sevgili Adnan Yücel’in dizeleri. “Bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır bir de yarınlar için direnenler.”
Bir daha söyleyin bu dizeleri ve düşünün. Kim direniyor yarınlar adına…
Ya da önerimiz olsun, siz şimdiden nasıl hesap vereceğinizi düşünün. Emekçi halklara, KESK tarihine, bu yolda düşenlere…
Stuttgart Halk Cephesi
