Home dünyaİngiltere’de Nuriye ve Semih’e Özgürlük Komitesinden Eylem Çağrısı

İngiltere’de Nuriye ve Semih’e Özgürlük Komitesinden Eylem Çağrısı

by halkinkutuphanesi
0 comments
Nuriye ve Semih’e Özgürlük ve Dayanışma Komitesi, Halk Toplantısı Düzenledi. Toplantıda Nuriye ve Semih’in Direnişini Sahiplenme ve Haklı Taleplerinin Karşılanması İçin Eylem Programı çıkarıldı. Bu Programa Katılma Çağrısı Yaptı.
Nuriye ve Semih’e Özgürlük ve Dayanışma Komitesi’nin Programı Şöyle:
 1-    21 Ağustos Pazartesi; Sabah Saat 11.00 de T.C Elçiliği önünde gösteri yapılacak.
 2-     Aynı gün;  21 Ağustos Pazartesi; Sabah Saat 1.30 de Woodgreen Kütüphanesi önünde Nuriye ve Semih’e Özgürlük ve Adalet çadırı açılacak.
21 Ağustos Pazartesi’nden itibaren HER GÜN Sabah Saat 11.00’den –Akşam Saat 18.00’e kadar Devam edecektir.
 3-    23 Ağustos Çarşamba günü, Akşam Saat 4-6 arası Woodgreen Kütüphanesi Önü, Dalston pazarı ve Edmonton Tren İstasyonları Önünde olmak üzere üç yerde Nuriye ve Semihlerin resimlerinin yer aldığı önlüklerimizle bildiri dağıtılacak.
 4-    Aynı gün; 23 Ağustos Çarşamba günü Akşam Saat 18.00’de, Tottenham Belediye Lokalinde işçi Sendika temsilcilerin toplantısına katılıp; öğretmenlerimiz Semih ve Nuriye’ye anlatılacak ve bildiri dağıtılacak.
 5-   25 Ağustos Cuma günü Akşam Saat 16.00-1700 arası; Londra’nın Holborn mahallesinde; T.C Turizm Ataşeliği Önünde AKP devletini protesto yapılacak.
6-    Aynı gün; 25 Ağustos Cuma günü,  Akşam Saat 18.00 – 19.00 arası Londra’nın merkezi Trafalgar Suquere’de oturma eylemi yapılacak ve bildiri dağıtılacak.
 7-    26 Ağustos Cumartesi günü; yine Woodgreen Kütüphanesi Önü, Dalston pazarı ve Edmonton Tren İstasyonları Önünde olmak üzere üç yerde Nuriye ve Semih’lerin resimlerinin yer aldığı önlüklerimizle bildiri dağıtılması için Stant açılacak.
 20 Ağustos Pazar günü yapılan  Halk Toplantısında yapılan çağrısının tam metni;
“İngiltere Nuriye ve Semih’e Özgürlük ve Dayanışma Komitesi’nden Açıklama:
 Demokratik Kitle Örgütlerine, Yerel Basına ve Kamuoyuna Çağrımızdır.
 Nuriye ve Semih’in Açlık Grevi Direnişi 165. Gününde.  Direnişi kırmak için AKP gericiliği, elinden geleni arkasına koymadı, koymuyor. Sonuçta Türkiye’deki Oligarşinin siyasi temsilcisi AKP-Feto ortaklığı bozulmuş; sonuçta AKP-FETO “paralel iktidarında” AKP galip gelmiştir.
Bu çıkar çatışmasını kullanarak AKP, OHAL (Olağan Üstü Hal)  ilan ederek -Türkiye’de hiç bir zaman olağan bir hal olmamıştır- Kanun Hükmünde Kararnamelerle Türkiye Halkları zapturapt altına alınmaya çalışılmıştır. Bir yere kadar da AKP iktidarı başarılı olmuştur. Yüzbinlerce sendikalı kamu çalışan; işçi, memur, öğretmen ve Akademisyenler işlerinden ekmeklerinden olmalarına rağmen bir direniş göstermemişler, gösterememişlerdi.
 İşte bu havada;  Çok haklı ve meşru bir şekilde “İşimizi, Ekmeğimizi ve Onurumuzu İstiyoruz” diyerek bu karanlığa ışık, bu sessizliği dağıtan iki direnişçi tüm Türkiye Halklarının Yükünü Omuzlamak için meydana çıktılar. Bu sessizlik bozuldu, bu kara duman dağılmaya başladı. Türkiye halklarına moral ve cesaret verdiler. Emperyalizmin İşbirlikçisi AKP iktidarı, bu en meşru haklı talebi bogmak için tüm gücünü kullandı;  işkencede ustalaşmış polislerini onlarca kez iki direnişçinin üzerine saldı. AKP Devleti, bütün teknik ve fiziki üstünlüklerini kullanarak; gazlarıyla, TOMA’larıyla ve coplarıyla kol kiran polislerini seferber etmelerine rağmen direnişi kıramadı. Bu defa Yüksel’de Nuriye ve Semih’in Direnişlerinin 126.   Açlık Grevleri’nin 76. gününde işkenceyle gözaltına alıp Tecrit Hücrelerine koydu, yine direnişin sesini kesemedi. Bu defa da işkence hastanesine aldılar. Yanlış söylemdik, dil sürçmesi de değil. İş-ken-ce Has-ta-ha-ne-si ya da Hastane adı altındaki İşkencehaneye aldılar. Çünkü Direnişi kırmak için; Direnme Hakkına müdahale etmek için 24 saat denetimde tutmaları gerekiyor. Yani bunun anlamı “Ölümlerinize izin vermeyeceğiz. Biz ne zaman istersek o zaman ölürsünüz,  direnme hakkınızı dahi elinizden alacağız”  demektir.
 Bu güne kadar Dünya’ya mal olmuş, böyle bir Direnme Savaşçılarının hücre hücre erimesi demek; bu düzenin sahiplerinin ölümleri demektir. Bunu bildikleri için, zorla müdahale işkencesini yapmak istiyorlar. Bunun içinde iki öğretmenin bilinçlerinin kapanmalarını bekliyorlar akbabalar gibi. Bu yöntemi; 2000-2007 Büyük Ölüm Orucu Direnişinde biliyoruz. Ölüm orucunun son günlerine yaklaşıp da hastaneye kaldırılan direnişçiler şöyle yaptılar örneğin: Doktorun hastaları dolaştığı saatlerde, kendilerini diri, canlı göstermek için yüzlerini tokatlayıp kızarttılar, hiçbir şekilde okuyacak durumda olmadıkları halde, ellerine birer kitap alıp okur gibi yaptılar. Zorla müdahale işkencesi ile bilinci kaybolmuş tutsaklara kitap okuyorlar görüntüsü vererek sanki okunan kitabı dinleyecek bilinçleri varmış, anlıyorlarmış gibi mizansenle gazete ve TV’lere görüntüler verdiler. “yaşıyorlar işte bakın” görüntüsü servis etmişlerdi.  Geçicide olsa bu mizansenle kamuoyunu yanıltırken, bir taraftan da devlet zaman kazanmış ve direnişin gücünü etkisini kırmaya çalışmışlardı.  Yine 6 kadın Tutsağı diri diri olmak üzere, 28 Tutsağı bizzat Devlet tarafından katledip; bu katliamın adına da  “Hayata Dönüş Operasyonu” denmiştir. Hitlerin Gobels’in Büyük Yalanının daha inandırıcı olsun diye, gazeteler de ve TV’lerde onlarca kez tekrarlanmıştır.  Ve katledemedikleri onlarca Tutsağı da yaşayan ölülere dönüştürmüşlerdir. Şu anda yüzlerce diri gezen hafızasını, geçmişini hatırlamayan Direnme Savaşçıyla dolu ülkemiz. Zorla Müdahale Cinayettir Diyoruz. Çünkü “Düşün ki, 25, 30 veya 40 yaşındasın; bir gün uykudan uyanıyorsun… Ve yaşadığın o kadar yıl hakkında hiçbir şey hatırlamıyorsun… Düşün ki, anneni, babanı, kardeşlerini, arkadaşlarını, hiç ama hiçbirini hatırlamıyor, tanımıyorsun. Yaşadığın evi, yaşadığın şehri, ülkeni bilmiyorsun… Yani, düşün ki, hafızasız bir insansın.  Geçmişsiz bir insan!.. Düşünce, bir insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliğini kaybetmiş bir insan… Kendi fiziki ihtiyaçlarını karşılayamayan bir insan… Yaşayan bir “canlı”, ama ölü bir beyin… Yaşayan ama fiziken, ruhen, beyin olarak sakat bir vücut… Düşün ki o sensin…” Zorla müdahale, işte böyle bir cinayettir. Şu anda bu büyük direnişin baskılanması altındalar. Nuriye ve Semih’in direnişi çaresizleştiriyor AKP’yi. İşte onun için tecrit altında tutuluyorlar. Biz bu devleti ve bu devleti temsil eden AKP zihniyetini iyi tanırız. Geçmişte ne söylemişsek çıkmıştır. Çünkü Devrimciler bilimsel yöntemlerle hayata bakarlar ve hiç halka yalan söylememişlerdir.  Bu defada AKP devletinin yalanlarına alet olmamak için; Bizde burada Nuriye ve Semih’i öldürtmemek için; Nuriye ve Semih’i yine hafızasını ve geçmişini kaybetmiş sakatlıklara izin vermemek için; Ve Haklı ve Meşru Taleplerinin karşılanması için bu yapılan Direnişin Zafere ulaşması için tıpkı Yüksel Direnişi gibi, Tüm Emekçi Halkımızı direnişin İngiltere’deki sesi soluğu olmaya çağırıyoruz.
 İngiltere Nuriye ve Semih’e Özgürlük ve Dayanışma Komitesi”
 İngiltere Yürüyüş Dergisi Temsilciliği
 23 Ağustos 2017

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode