Home açıklamalarHamburg Halk Cephesinden Halkın Avukatları Açıklaması

Hamburg Halk Cephesinden Halkın Avukatları Açıklaması

by halkinkutuphanesi
0 comments

Halkın Avukatları Onurumuzdur
18-20 Mart 2019 tarihlerinde İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Çağdaş Hukukçular Derneği ve Halkın Hukuk Bürosu davasında karar açıklandı. Aralarında ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın da bulunduğu halkın avukatlarına 3 yıl 1 ay 15 gün ile 18 yıl 9 ay arasında değişen ‘hapis cezaları’ verildi. Altısı tutuklu 20 avukatın yargılandığı Silivri hapishanesi yerleşkesinde görülen davada, ülkemizde adaletin olmadığı, en ufak bir burjuva hukuk sisteminin dahi olmadığı bir kez daha tescillenmiş oldu. Tarihsel ve bilimsel olarak ortağa çıktığı günden bu yana, faşizmin bir hukuk sisteminin olduğunu ama adaletinin olmadığını biliyor ve söylüyoruz. Bu iddiamızı doğrulamak yine faşizme düştü.
Faşizm, emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin, emekçi halkların ensesi üzerinde salladığı kılıcın adıdır. ÇHD ve HHB davasında sergilenen yargılama ise, faşizmin ‘hukuk’ maskesiyle meşruiyet kazanma çabasıdır. Ve faşizmin hukuk sistemi gayri meşrudur. Silivri’de görülen bu dava, Hitler’in Almanya’sının, Mussolini’nin İtalya’sının, Franco’nun İspanya’sının 2019 yılının Türkiye’sindeki halidir. Ülkeler, diktatörler farklı ama faşizm aynıdır.
Napolyon’un, ‘avukatların dilini kesmek gerekir’ sözüyle, Mussolini’nin ‘avukatlar olmasa İtalya’yı daha rahat idare ederdim’ sözüyle, faşist cunta şefi Kenan Evren’in ‘avukatlar şer odaklarıdır’ sözüyle ve 12 Eylül 1980’in gayri meşru çocuğu olan günümüz faşizminin, halkın avukatlarını ‘terörist’ ilan edip itibarsızlaştırma çabaları arasında en ufak bir fark yoktur.
Ve bu davada bir kez daha görülmüştür ki, faşizmin karakteri gereği; ortada bir mahkeme dahi yoktur. Göstermelik dahi olsa bir yargılama yapılmamıştır. AKP faşizminin atanmış memurları; başkan Akın Gürlek, üyeler Ferhat Gülbağça, Ferhat Şahin ve savcı Alaattin Çolak’tan oluşan sözde mahkeme heyeti, adeta yangından mal kaçırırcasına, savunma dahi almadan, yargılanan avukatların ve müdafi avukatların olmadığı salonda, önceden ve faşizmin en tepesinden gelen emirle kurulduğu açıkça belli olan hükmü açıklamıştır. Sözde hükümleri de, kansız bir iftiracı olan Berk Ercan’ın altına imza attığı ve polisin kaleme aldığı beyanlara ve varlığı yokluğu dahi şüpheli olan bir başka gizli tanık ifadelerine dayanmaktadır ki, bu ifadeler de bizzat mahkeme heyetinin yönlendirmesiyle alınan ifadelerdir. Halkı katleden, silah ve bombalarla yakalanan IŞİD’li katiller, 10-12 yaşındaki çocuklara tecavüz eden sapıklar dahi serbest bırakılırken, halkın avukatlarına hukuksuzca hüküm giydirilmiştir.
Halkın avukatları kimdir?
Halkın avukatları; ‘kentsel dönüşüm’ adı altında, yoksul gecekondu halkının evlerinin gasp edilerek zenginlere peşkeş çekilmesine karşı adalet mücadelesinde gecekondu halkının avukatlarıdır. Soma’da göz göre göre ölüme ölümlerine neden olunan 301 madencinin yakınlarının hakkını savunan avukatlarıdır ve hatta Somalı ailelerin tabiriyle; evlatlarını, yakınlarını madende kaybeden Somalı ailelerin evlatlarıdırlar. Ermenek’te bir madendeki iş cinayetinde, milyonlarca metreküp suyun altında kalarak ölümlerine neden olunan madencilerden biri olan oğlu için ‘oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı’ diyen acılı bir ananın avukatıdırlar. Haziran Ayaklanmasında, polisin hedef alarak attığı gaz kapsülünün kafasına isabet etmesi sonucu katledilen Berkin Elvan’ın ve diğer Haziran Şehitlerinin avukatıdırlar. 15 Temmuz darbe girişimi bahanesiyle ama gerçekte emperyalist politikalar konusunda verilen taahhütlerin gereği olarak, her biri hukuksuz biçimde, kanun hükmünde kararnamelerle işlerinden, ekmeklerinden edilen ve sigortalı olarak başka herhangi bir işte çalışma hakları dahi ellerinden alınan yaklaşık 150 bin kamu emekçisinden olan, ‘işimi geri istiyorum’ diyerek direnen Nuriye Gülmenlerin, Yüksel Direnişçilerinin ve hakkını arayan daha nice işçi ve emekçinin ve de devrimcilerin avukatıdırlar. Emperyalist saldırılarla bombalanan, ABD ve AB emperyalizmi tarafından, AKP aracılığıyla yaratılan, beslenip büyütülen, Türkiye üzerinden, AKP aracılığıyla binlerce kamyonla taşınıp ellerine verilen silahlarla IŞİD vb. çeteler tarafından katledilen Suriye halklarının da avukatıdırlar. Halkın avukatları; Fettuhlahçı çetecilerin, AKP faşizmiyle işbirliklerinin 15 Temmuz darbe girişimiyle sona ermesinin ardından, hapishanelerde maruz kaldıkları işkenceyi ve tecavüzü teşhir edip; işkencenin kime uygulanırsa uygulansın insanlık suçu olduğunun bilinciyle, düşmana bile uygulanamayacağını ifade ederek insanlık onuruna sahip çıkanlardır. Devlet-mafya işbirliğiyle katledilen Hasan Ferit Gedik’in avukatıdırlar. Halkın avukatları, çetecilerle devletin el ele bir biçimde, nasıl bir ilişki içinde olduğunu ortaya çıkaranlardır. Bu örneklerden de belli olduğu şekliyle, kelimenin tam anlamıyla halkın avukatıdırlar.
Halkın avukatlarının, ‘affedilemez’ kadar büyük olan ‘suç’ları tam da bunlardır. Ve tüm bu konularda AKP faşizmi, suç üstü yakalanmıştır. Kuyruğuna basılmış kedi misali, avukatlara kini ve bir an önce hapis cezalarıyla tutsak etme çabasının nedeni budur. Çünkü halkın avukatları, faşizmin halkı teslim alma politikalarının önündeki engellerden biridir. Halkın avukatları, halkın adalet mücadelesinde en ön saflarda durarak faşizme karşı gögüslerini halk için siper edenlerdir. Halkın avukatları teslim alındığında, halkın teslim alınması kolaydır. Çünkü teslim alınmak istenen, avukatlıktır, savunmadır. Halk, savunmasız bırakılmak istenmektedir. Ama nafiledir. Ne halkın avukatlarını teslim alabilirler ne de halkı. Bu davada bir kez daha ortaya çıktı ki, halkın avukatları yalnız değildir. Nice onurlu avukat, nice onurlu baro başkanı, meslek onuruna, insan olma onuruna, halkın onuruna sahip çıkmış ve halkın avukatlarını yalnız bırakmamıştır. Nice onurlu sanatçı, halkın avukatlarına sahip çıkmıştır.
Faşizm, topyekün saldırı halindedir. O halde, topyekün savunma zorunludur. AKP faşizmi, kendi avukatlık şeklini yaratma çabasındadır. Paraya köle olmuş, para almazsa kılını kıpırdatmayan avukatlık şekli yaratmak istemekte, halkı adalet mücadelesinde yalnızlaştırmak istemektedir. Ama çabaları boşunadır. Madem ki, mücadele gerçeğin mücadelesidir; o zaman, ‘biz ortaya iki şeyi koyarız. Bir, gerçeği, diğeri de, onun yanına kellemizi’ diyen Fransız avukat gibi, gerçeğin uğruna tutsaklıktan ve ölümden korkmayan avukatlar da var olacaktır, halkı ve hakkını arayanı savunmaya devam edeceklerdir. Yoksul ve bir o kadar da vefakar Anadolu halkının bağrından nice avukat yetişip tutsak avukatların verdiği mücadeleyi omuzlayacaktır. Tutsaklık tehditleri, on yılları bulan hapislikler nafiledir. Avukatlık ruhsatı vermeme, ruhsatın iptali tehditleri nafiledir. Halkın avukatlarına, o ruhsatlar bahşedilmemiş, kendileri dişleri ve tırnakları, alınlarının akıyla haketmiş ve almışlardır. Halkın avukatları mücadelelerini, faşizmin gayrimeşru yasalarıyla, bürokrasisiyle, adliye koridorlarıyla sınırlamazlar. Mücadele halkın içinde, hayatın içindedir. Mücadele halkın, haklının ve gerçeğin mücadelesidir. Gerçek, er veya geç kazanacaktır. Halkımız avukatsız, savunmasız kalmayacaktır.
Selam olsun halkın avukatlarına. Selam olsun, faşizmin mahkemelerinde faşizmi yargılayıp gerçeği savunan, halkın avukatlarını yalnız bırakmayan tüm avukatlara, baro başkanlarına. Selam olsun halkın avukatlarını yalnız bırakmayan sanatçılara. Selam olsun, halkın avukatlarını yetiştiren ve bu uğurda mücadele veren daha nice avukatı yetiştirecek olan çileli ve vefakar halkımıza.
Biz kazanacağız…
Halkın Avukatları Yalnız Değildir
Halkın Avukatları Onurumuzdur
Halkız, Haklıyız, Kazanacağız
Hamburg Halk Cephesi

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode