İMBAT MADEN İŞÇİLERİNİN YAŞAM VE SAĞLIK HAKKI AKP FAŞİZMİ TARAFINDAN GASP EDİLMEKTEDİR!
KATLİAMIN SORUMLUSU OLAN AKP VE PATRONLARI CEZALANDIRILMALIDIR!
MADENLERİN DENETİMİ; MADEN İŞÇİLERİ VE MADENCİ AİLELERİNİN DE İÇİNDE OLDUĞU “HALK DENETİM KOMİTELERİ” TARAFINDAN YAPILMALIDIR.
1 Ekim 2026 günü Manisa’nın Soma ilçesinde ki İmbat Madencilikte göçük yaşanmış 7 işçi göçük altında kalmıştır. 7 işçiden 5’i hayatını kaybederken 2’si yaralı olarak kurtarılmıştır.
Bizler Soma’yı 301 madencimizin katledildiği 2014 yılından hatırlarız. Aynı ilçenin Karanlıkdere kömür madeninde 301 madenci yeterli tedbirler alınmadığı için boğularak veya yanarak feci şekilde katledilmişti. AKP iktidarı kana doymamaktadır, İmbat madencilikte yaşanan katliamın nedenlerini yine orada çalışan işçilerin anlatımından anlıyoruz. Denetimlerin göstermelik yapılması ve göçüğün göz göre göre geldiği anlaşılmasına rağmen gerekli tedbirlerin alınmamasıyla işçilerimiz katledilmiştir.
Orada çalışan madencinin anlatımına göre gerekli önlemlerin alınmasıyla göçüğün önlenebileceği belirtilmiştir. Madenci: “Doğu-5 panosunda ayak hazırlığında 7 metre uzunluğu 3 metre yüksekliği olan alanda çalışma esnasında hızlandırma amacıyla orada bulunan direklerin taş altları boşaltılarak tahkimat yapılıyordu. O esnada dizel monoraylar montaja oluk getiriyordu. 18’er tonluk ağırlığa sahip olukların dizel monoraylar aracıyla geçtiği esnada göçük meydana geldi.” diyerek açıklamıştır.
Madencinin anlattığı “dizel monoray” maden ocaklarındaki dik, eğimli ve dar galerilerde insan, malzeme, ekipman ve maden taşımak için kullanılan, tavana monte edilmiş tek bir çelik ray üzerinde hareket eden askılı raylı taşıma sistemidir yani madenin temelini oluşturur. Bu raylı sistem üzerinden 18 tonluk bir ağırlık geçirildiği sırada “çalışma esnasında hızlandırma amacıyla orada bulunan direklerin taş altları boşaltılarak” yapılan işlem esasında iş güvenliği açısından tehlikeli olan ve yasa dışı şekilde “hırsızlama” yani kolaycılık diye adlandırılan bir yöntemdir. Bunu madencilerin kendi inisiyatifi ile yapması olanaksızdır. İmbat madenciliğin patronları daha fazla işi daha az zamanda yapmak için işçilerin hayatını, sağlığını hiçe saymış ve madencileri yasa dışı çalışma yöntemine zorlamıştır. Sorumlu sadece patronlar değildir. Maden ocağını denetimi üç temel bakanlığın kontrolü altında yapılmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığıdır. Denetime gelmeden 1 veya 2 hafta önce şirketin denetimden haberi olmakta ve yasa dışı yapılan eksik olan her şeyin bu süre zarfında üstü örtülmektedir nitekim İmbat Madencilikte de denetim süreci böyle işlemiştir.
Bir başka madencinin aktardığına göre:
“Denetimden önce önlem alan firma çalışanları güvencesiz alanları çalışmıyormuş gibi kapatıyordu, denetime gelen firma yetkilileri aylar öncesinden şirkete haber verip gerekli önlemleri alın diyerek haber veriyorlardı. Müfettişler gelmeden çalışması riskli olan bölgeleri muşamba bezleriyle, çuvallarla kapatıyorlardı. Üzerine de eskiymiş görüntüsü verilirdi.
Oradaki bulunan mevcut çamur ve şılamlarla üstlerini çamurlanıp üzerlerine çarpı işaretleriyle ‘Girilmez’ levhası asılırdı. Müfettiş geldiğinde ‘orada çalışma yok’ diye içeriye hiçbir şekilde kimseyi sokmazlardı. Müfettişler gittikten 2 saat sonra o brandaları söküp çalışmayı devam ettiriyorlardı. Basık, artık göçük riski olan, çalışmaya uygun olmayan alanlar olduğu için, onay alamayacaklarından dolayı ‘Biz zaten burada, buradaki çalışma müfredata uymadığı için çalışmaları durdurduk. Bu bölgede çalışma yok’ diye bir görüntü veriyorlardı. Müfettişler gittikten 2 saat sonra her şey eski haline dönüyordu.”
“Eski makineler kullanıyorlardı. Sözde ‘Sulu sistem’ diyorlardı, hepsi yalan… Müfettişler geldiği zaman monarayları tamamen yukarı çıkartıp çalıştırmıyorlardı”
“İş bitsin diye çok baskı yapılıyordu. İşçiler yevmiye cezasıyla tehdit ediliyordu”
Madencilerin anlattıkları ile birlikte denetimi yapan firmadan, firmayı görevlendiren bakanlığa kadar herkes sorumlu ve suçlu durumundadır. Madencilerin yaşam hakkı ve sağlık hakkı patronların iki dudağı arasına bırakılmış, madenciler üç kuruş para kazanmak için çalışmaya değil ölüme gönderilmişlerdir.
2020 yılında da aynı madende göçük yaşanmıştır. ISO bu madenin çalışmasının tehlikeli olduğunu ve göçebileceğini söylemesine rağmen çalışmalar devam etmiş ve üç işçi katledilmiştir. O yılda sorumlu kişi gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Bugün aynı kişi aynı madende sorumlu müdür olarak görev yapmaktadır.
2014 yılından günümüze yani 2026 yılına kadar İmbat Madencilikte 13 işçi denetimsizlik ve ihmalden katledilmiştir.
- Eylül 2014: Maden ocağı içinde vagon ile direk arasına sıkışan Metin Keskin katledildi.
- Ocak 2017: Gece vardiyasında çalışan işçi İsmail Kahraman, iş makinesinin (kepçe) altında ezilerek katledildi.
- Ağustos 2019: Ana desenderede (yeraltı bağlantı yolu) bant temizliği yaptığı esnada tambura sıkışan maden işçisi Selahattin Göktepe katledildi.
- Ocak 2019: Maden ocağında kömür tozu patlaması meydana geldi. Patlamada madenci Emin Karaçam kömür tozunun altında kaldı. Karaçam ve onu kurtarmak isterken yaralanan Ramazan Çüm, Soma Devlet Hastanesine kaldırıldı. İşçilerden Karaçam, hastanede hayatını kaybetti.
- Nisan 2020: COVID-19 pandemisi sebebiyle üretime ara verilen dönemde, zorunlu “bakım ve onarım” çalışmaları yürütüldüğü sırada galeride göçük meydana geldi. Bu kazada Ersin Özdoğan, Salih Ayber ve Erdinç Karaveli isimli 3 maden işçisi yaşamını yitirdi, bir işçi de yaralandı.
- Ekim 2022: Kömür sahasında döküm faaliyeti yürüten iş makinesinin (kepçe) altında kalan Durmuş Şahan katledildi.
- 1 Ekim 2026: Ayak hazırlığı esnasında oluşan göçükte Ramazan İnce, Halit Ersoy, Kerim Ören, Ömer Karakaya ve İsa Olcay adlı madenciler katledildiler.
İmbat Madencilik yer altı ocaklarından yılda yaklaşık 4.5 – 6 milyon ton arasında ham kömür çıkarmaktadır. Manisa Soma havzasında ki yer altı ve yer üstü madenciliğiyle toplam 10 milyon ton kömür çıkarılmaktadır bunun 6 milyon tonu sadece İmbat Madenciliğe aittir. İmdat Madencilik 2002 yılında ilk kurulduğunda bir şirket dahi değildi, sadece kömür pazarlama ve satışı yapıyordu. 2004 yılına gelindiğinde devletin kömür sahalarını özel şirketlere kiralama yöntemini açmasıyla ilk yer altı işletmeciliğe başladı. 301 madencimizin katledildiği 2014 yılından sonra Soma Holdinge ait ocaklar kapatıldığında 2018 yılında bizzat AKP iktidarı tarafından ruhsat alarak bölgenin en büyük hakim gücü oldu.
AKP iktidarı madencileri katleden bir şirketi görünürde kapatırken yeni katliamlar yaratan şirketin önünü açmış oldu. Dün şirketin adı Soma Holdingdi bugün İmdat Madencilik oldu. Bu nedenle katliamın sorumluları sadece tutuklanan mühendisler, işletme müdürü veya vardiya amiri değilidir. AKP görünürde tutuklamalar yaparak kendini aklayamaz. Kaldı ki tutuklanan yetkililer olaylar unutulup biraz süre geçtikten sonra tahliye edilmektedir. Yargılanması gereken özelleştirmelerin önünü açan, denetim şirketlerini denetlemeyen ve en başta sorumlu olan bakanlıklardır.
SONUÇ OLARAK:
-Madende yaşanan katliamın sorumlusu AKP iktidarı ve İmdat patronlarıdır. 5 madencinin katledilmesinde sorumluluğu olan tüm yetkililer tutuklanıp cezalandırılmalıdır.
-Maden katliamlarını önlemek için madenlerin denetimi;maden işçileri ve madenci ailelerinin de içinde olduğu “Halk Denetim Komiteleri” tarafından yapılmalıdır.
-Sorun madenlerin yetersiz denetiminde değil; KİMİN DENETLEDİĞİNDEDİR!
Patronların odasından çıkıp denetim yapan, sonra da lüks otel odalarında rapor hazırlayan denetçilerin denetimleri de bu katliam zincirinin bir parçasıdır. Madencilerin köle gibi çalıştırıldığı ocaklardan patronların sınırsız sömürü çarkı döndüğü sürece katliamlar ne ilk ne de son olacaktır.
-Patronların çanağından beslenen müfettişlerin yaptığı denetlemelerle maden katliamları önlenemez. Yapılan bu denetimler, katliamları önlemek için yapılmamaktadır. Maden katliamlarını aklamak için yapılan denetimlerdir.
Madencilerimizi katleden, yaşam hakkı bırakmayan ve denetlenmeyen madenler kapatılsın!
HALKIN SAĞLIKÇILARI



