Home almanyaDAYEV’de Nuriye ve Semih İçin Açlık Grevi Yapıldı

DAYEV’de Nuriye ve Semih İçin Açlık Grevi Yapıldı

by halkinkutuphanesi
0 comments
Dortmund Aile Ve Gençlik Dayanışma Evi (Dayev) de 2 Temmuz 2017 Pazar günü Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için bir günlük destek açlık grevi yapıldı. Açlık grevinin duyurusu bir kaç gün önceden yapılmıştı. O yüzden bütün gün açlık grevi yapan insanların dışında da gelip ziyaret edenler oldu direnişle ilgili sohbetler edildi. Sohbette “Bu gün Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın açlık grevi direnişinin 116. günü, artık yürüyemiyorlar, ziyarete tekerlekli sandalyeyle geliyorlar, kas erimesi yüzünden Nuriye boynunu dahi boyunluk yardımıyla tutuyor,35 kiloya düşmüş durumda. Yüksel’de her türlü saldırıya, işkenceye, biber gazına, plastik mermiye, gözaltına rağmen direnişe devam ediyorlar. Bir şekilde insanalar tepki gösteriyor. Tüm dünyanın duymaya başladığı, gündem yaptığı direnişi AKP iktidarı görmezden geliyor. Artık duracak, düşünecek vakit yok. Duymayan kulaklara duyurmak, onların taleplerini daha fazla dillendirmek ve gündem yapmak için daha çok sahiplenmeliyiz. Bizde burada bir şeyler yaptık ancak yaptıklarımız yeterli değil “denilerek daha neler yapılabileceği konuşuldu. Salı gününden itibaren (4 Temmuz 2017) her gün akşam saat 18.00 ‘da oturma eylemi yapma kararı alındı. “Bu eyleme başta en yakınımızdakiler olmak üzere herkesi davet etmeli getirmeliyiz” denildi. Açlık grevinde olan anamızın duygularını almak istedik ve “sen niye açlık grevi yapıyorsun?” Sorumuza ana “Ne yapayım vicdanım kabul etmedi” diye cevap verdi. Anamız aslında çok sade anlattı. Herkesin vicdan muhasebesiyle yapabileceği şeyler var. İşte böyle vicdanlara sahip analarımız varken, elinden geleni yapıyorken oturduğu yerden “bırakın” çağrıları yapanlara da sevgili Halkın Hukuk Bürosu avukatları cevap veriyordu.  Sohbette “NURİYE VE SEMİH AÇLIK GREVİNİ BIRAKSIN” PEKİ BİZ NE YAPALIM? Başlıklı yazısı okundu.” “Bırakın açlık grevini diye onları bu halde görmek istediğimizi mi sanıyorsunuz? Ya da hayatımız hapishanelerde, morglarda geçiyor diye artık kanıksadığımızı mı düşünüyorsunuz? Veya siyasi başarımız olarak görüp “ne güzel medyatik oluyoruz” diye durumdan paye kaptığımızı mı düşünüyorsunuz? Bize kalsa değil Semih ile Nuriye’yi, gidip Sierra Maestralarda Che’yi, Serez Çarşısı’nda Bedrettin’i, Ayasluğ’da Dedem Sultan’ı almaz mıyız? Denizler’i idam sehpasından, Mahirleri o kerpiç evin çatısından sırtımıza atıp getirmez miyiz? Bize kalsa İbrahim’i işkencecilerin eline bırakır mıyız?
Biz hala Seyyid Nesimi’nin, Hallaç Mansur’un davasını gütmekteyiz. Velhasıl biz Nuriye ve Semih’e eli boş bir şekilde gitmekten, “Biz bir şey yapamıyoruz ama siz yine de bırakın…”demeye utanıyoruz. Onlara “bırakın” demek bizim de gaz yemeyi, gözaltına alınmayı, tutuklanmayı göze alabileceğimiz bir eylemlik içinde olmamızı gerektiriyor. En azından fişlenmeyi göze almadan onlara bırakın diyemeyiz… Eğer Semih ve Nuriye’nin daha fazla zarar görmesini istemiyorsak elimizi taşın altına daha fazla koyacağız.” denilen yazıda sadece “bırakın” diyenlere mesaj yok elbette onların yaşamasını isteyen herkese de daha fazla sorumluluk düştüğünü de anlatıyor.

Dayev’deki açlık grevi akşam 19.00’a kadar devam etti.  Yaşlı bir annemizin de yer aldığı açlık grevine 8, ziyaret ve sohbetlere gelenlerle birlikte yapılan etkinliğe toplam 18 kişi katıldı.  

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode