7
Ardından, konferans salonunun duvarlarında sergilenen karikatürlerin çizeri sanatçı İsmail Doğan söz alarak “Aylardır buradan arkadaşlarla, sanatçı dostlarımla, Nuriye ve Semih’in direnişine ses vermeye çalışıyoruz çalışmalarımızla. Ben karikatürlerimi çizerken her gün onları düşünüyorum. Sanat direnenlerin yanında olmalı her zaman” dedi.
Kanun Hükmünde Kararname ile atıldıkları işlerine geri dönmek için Ankara’da “İşimi geri istiyorum” eylemini sürdürdükleri sırada tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın ilk duruşmasına günler kala, Belçika’da “özgürlük” talebiyle bir basın toplantısı düzenlendi.
Belçika’da faaliyetlerini sürdüren OHAL’e Karşı Mücadele Komitesi bir basın toplantısıyla, “Nuriye ve Semih’in özgürlük” talebiyle çeşitli kurum, sendika, hukukçu ve sanatçıyı bir araya getirdi.
7 Eylül tarihinde, Brüksel’in Basın Merkezi, Club Press’de düzenlenen konferansta ilk olarak komite sözcüsü Bahar Kimyongür, ohal ile birlikte yaşanan işten atma sürecinden başlayarak, Nuriye ve Semih’in direnişini anlattı.
Konuşmasında, “Yaşananlar bilime yönelik bir tasfiye temizliği, arındırma süreci, genel bir gericileşme söz konusu. Direnişi savunmak, karanlığa karşı bilimi, eleştirel düşünceyi savunmaktır” dedi. “Nuriye ve Semih devletin merhametine sığınmak için değil, adalet ve özgürlük özlemi duyan insanları cesaretlendirmek için açlık grevindeler” diyen sözcü şöyle devam etti “14 Eylül günü görülecek mahkemede onları özgürlüklerine kavuşturacak olan dayanışma, sahiplenme, direnişlerine ses verme olacaktır.”
Ardından söz alan İnfo Türk Genel Yayın Yönetmeni Doğan Özgüden, “Öncelikle Nuriye ve Semih’in örnek direnişlerine haftalardır buradan destek veren dostları selamlıyorum” diyerek konuşmasına başladı ve şöyle devam etti:
“Bu direniş beni 67 yıl öncesine götürüyor. Büyük şair Nazım Hikmet, CHP’nin tek başına iktidar olduğu dönemde siyasi tutsak olarak açlık grevine başlamıştı. Avrupa’daki ilerici güçler, ülkemin bu ilk açlık grevi direnişine destek olmak için harekete geçmişti.”
Özgüden, Türkiye’de, 1971’de Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’ın sürdürdükleri açlık grevine, 12 Eylül sonrası Metris, Mamak ve Diyarbakır hapishanelerinde yapılan açlık grevlerine ve yaşanan ilk ölümlere, 2000li yıllarda unutulmaz ölüm orucuna değindi.
Doğan Özgüden konuşmasında “Ve şimdi ülkemiz İslamcı faşist bir diktatörlük altında yönetiliyor. İki entelektüel devlet terörüne karşı açlık grevi ile direndikleri için tutsak edildiler (…)
Nuriye ve Semih’e destek olmak, Türkiye’de ve Avrupa’da tüm demokratik güçlerin görevi. Son olarak şunu söylemek istiyorum, Türkiye’de ihraç edilmesi gereken birisi varsa o da İslamcı faşist Recep Tayyip Erdoğan’dır” dedi.
Ardından, konferans salonunun duvarlarında sergilenen karikatürlerin çizeri sanatçı İsmail Doğan söz alarak “Aylardır buradan arkadaşlarla, sanatçı dostlarımla, Nuriye ve Semih’in direnişine ses vermeye çalışıyoruz çalışmalarımızla. Ben karikatürlerimi çizerken her gün onları düşünüyorum. Sanat direnenlerin yanında olmalı her zaman” dedi.
CGSP enseignement, Eğitim Kamu Hizmetleri Genel Merkezi Sendikası adına Alice Minette ise yaptığı konuşmada, “direnen iki eğitimciye ve ihraç edilen tüm kamu görevlilerine desteğimiz tamdır” dedi.
CSEE ETUCE, Avrupa Eğitim Sendikalar Komitesi adına konuşan Valeryia Despaihne da söz alarak “Bizler Avrupa’da 11 milyon eğitim emekçisini kapsayan bir sendikayız. Eğitim Sen üyesi olan Nuriye ve Semih açlık grevine başladığında, bir destek açıklaması yayınladık. Yaşananları yakından takip ediyoruz. 14 Eylül’de görülecek duruşmalarından iyi bir sonuç alınmasını diliyoruz. Demokrasi ve insan hakları mücadelesi veren eğitimcilerin daima yanlarında olacağız” diye konuştu.
Müzisyen Tanar Çatalpınar “Dayanışma için buradayız. Nuriye ve Semih ve daha niceleri, tutsak olarak içeriye düştüler ve ıstırap çekmekteler” diye konuşan sanatçı “Hep beraber ses vermedikçe hiçbir şey iyiye gitmeyecek” dedi.
Ardından söz alan ressam Latife Birenheide, Nuriye ve Semih için yaptığı yeni resmini tanıttı. 3 gün boyunca çalışıp bir gece önce sonuçlandırdığı “İnsan hakları” isimli yeni tablosunda Yüksel caddesindeki Nuriye ve Semih’in direnişinin sembolü olan anıtı çizdi.
Latife Birenheide konferansta yaptığı konuşmada, “hepimizin ses vermesi gerekiyor. Ben tablomla destek olmaya çalıştım. Herkes bir şekilde ses verebilir” dedi.
Brüksel Barosundan avukat Laurent Arnauts ise “Türkiye bir hukuk devleti olmaktan çıkıyor, bunun belirtileri yaşanan tutuklamalar, yargılamalar” diyerek, 14 Eylül mahkemesine katılacağını söyledi ve “Umuyorum gözlemci olarak mahkemede bulunmamızın bir katkısı olur” dedi.
Son olarak söz alan BABF, Belçika Alevi Birlikleri Federasyonu sözcüsü Bilge Özdemir, yaptığı konuşmada yaşanan hak ihlallerine ilişkin detaylı bilgi verdi.
“İlerici güçler olarak, bizlerin, sendikalar, sanatçılar, dernekler, Nuriye, Semih ve Esra’nın direnişlerine ve Yüksel caddesi direnişçilerine destek verme görevimiz var. Sürdürdükleri direniş sadece kendiişlerine geri dönmek için değil, herkes için bir direniş, bu nedenle bizlerin bu onurlu mücadeleye sahip çıkmaması utanç verici olurdu. Cesaretle seslerini yükselten bu eğitimcilerin seslerini duymalıyız” dedi. Özdemir ayrıca Türkiye’de yaşanan baskı ortamını örneklemek için, tutuklanan gazeteci, milletvekili ve yazarlardan söz etti ve herkesi, 14 Eylül’de görülecek mahkemeyi yakından takip etmeye davet etti.
Açlık grevinin 190’ıncı gününde, ilk kez hakim karşısına çıkacak eğitimcilerin davası 14 Eylül Perşembe günü, saat 13.30’da, Ankara Adliyesi’nde görülecek.















