0
21 Nisan günü, açlık grevi direnişinin 23. gününde Yusuf`tan 19 Nisan tarihinde kaleme aldığı bir mektup geldi. Mektubunda hak gasplarından söz eden özgür tutsağımız, 5 ve 15 Mart`ta avukatlarına Almanca yazdığı mektupların bekletilip, 29 Mart`ta kendisine iade edildiğini paylaşmış. Her iki mektuba bir yenisini ekleyerek iadeli taahhütlü olarak tekrar avukatına göndermiş. Heimsheim hapishanesinin avukat yazışmalarını engellemesi yetmezmiş gibi, daha sonra Yusuf`un açlık grevi ile ilgili bilgi almak isteyen avukatına telefonda, Yusuf`un açlık grevinde olmadığı yönünde yalan söylemiş. Yusuf Taş bu yalanın hesabını sorduğunu aktarıyor mektubunun devamında.
Hapishanenin söylediği ikinci yalan ise ziyaretlerle ilgili. 30 Mart`tan itibaren Yusuf`un idareye bildirdiği ziyaretçilerin görüşleri kabul edildiği, ancak kimsenin ziyaret günü almak için hapishaneyi aramadığını söyleyerek, devrimci tutsakları yalnızlık hissi ile çürüteceğini zanneden idarenin bu yalanı Yusuf`a aynı gün yazılan mektuplarla çürütüldü. Tam aksine, Yusuf`u ziyaret etmek için hapishane defalarca (en son 19 Nisan`da aranmıştır) ve 24 Şubat’tan bu yana verilen,“ henüz idareden görüş izni çıkmadığı“ cevabı verilmiştir.
Hızla avukat ve dost ziyareti bekleyen Yusuf, ziyaretlerin idarenin yalan ve engellemelerinden dolayı gerçekleşemediği tahminini paylaşmış mektubunda. “Maalesef edindiğim tecrübeler doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki, hapishanenin sinsi yaklaşımlarından dolayı görüşlerin gerçekleşememesi olasılıklar dahilinde (avukat mektuplarımın engellenmesinde olduğu gibi…”
Hapishanesin sosyal danışmanının telefonundan avukatını aramaya devam edeceğini paylaşmış mektubun devamında Yusuf. “Suç duyurusunda bulunmak için avukatımla görüşmem gereken birçok konu var.”
30 Mart`ta Yusuf`un idareyle yaptığı bir görüşmede, kendisinin ‘normal’ bir bloka geçme, ziyaret ve telefon hakkıyla ilgili talepleri kabul edilmiş. Ancak anadilde mektup yazma hakkinin ihlali süreceği bildirilmiş. Hak gasplarının tamamen ortadan kalkmaması ve bu görüşme esnasında avukatının yanında hazır bulunma olanağının tanınmaması nedeniyle, Yusuf 30 Mart`ta açlık grevine girme kararını aldığını bildiriyor. Bir hafta sonra kendisine bir telefon kartı verilmiş, ancak teknik bir nedenden dolayı karta kontör yükleyememiş. Bu nedenle telefon hakkını şimdilik kullanamadığını, ancak sorunun çözülmesiyle dost ve akrabalarını arayacağını aktarıyor.
Mektubunda ayrıca açlık grevi direnişini anlatan Yusuf, o güne kadar 8 kilo verdiğini, tansiyonunun biraz düşük olduğunu, yüzünde ve sırtında sivilcelerin ve ağızında aft çıktığını bildiriyor. İki haftadır revire çıkmak için uğraştığını, ancak henüz çıkamadığını aktarıyor. Su, seker, biraz tuz ve limonsuyu, çay ve kahve içtiğini paylaşıyor. Ancak taleplerinin tümünün kabul edilmesiyle açlık grevini bitireceğini ve bunu Türkçe yazacağı bir açıklamayla duyuracağını anlatıyor mektubunun devamında.
En acil ihtiyaçlarının yurt içi ve yurt dışı pulları ve kitap olduğunu bildiriyor Yusuf. Mektup başına 3 adet pul ve postayla 1-2 kitap gönderilebiliniyor.
Bunun üzerine ayni aksam Stutgart Halk Kültür Evinde alternatif gün düzenleyen kadınlar, toplu kart yazarak, toplam 20 kart ve yaklaşık 60 pul göndermişlerdir. Yusuf`un mektuplarının gelmesi ve gitmesi 2 gün sürmektedir. Mutlaka kart, mektup, pul vs. göndererek ve Heimsheim hapishanesini teşhir ederek Yusuf`un taleplerinin kabul edilip açlık grevinin zaferle sonuçlanmasını hızlandırabiliriz.
YUSUF TAŞ ONURUMUZDUR
YAŞASIN AÇLIK GREVİ DİRENİŞİMİZ
YAŞASIN DİRENİŞ YAŞASIN ZAFER
