30 Mart 17 Nisan Devrim Şehitlerini anma ve Umudun Kuruluşunu kutlama günleri etkinlikleri çerçevesinde 15 Nisan Cumartesi 2023 günü Almanya’nın Köln şehrinde anmalar gerçekleştirildi.
İlk etkinlik artık geleneksel hale gelen yürüyüştü. Yürüyüşe başlamadan önce pankartlar hazırlandı, yürüyüş için sıraya girildi. Tam yürüyüşün başlayacağı sırada polis şefi gelerek açılan iki pankarttan birisinin indirilmesi gerektiğini yoksa yürüyüşe izin vermeyeceklerini söyledi. Her yıl yürürken taşınan iki pankartın her birinin tek tek yasak olmadığını ancak ikisinin bir araya geldiğinde yasak” olduğunu söyledi.
Tam anlamıyla keyfi ve dayatmacı bir tutumla, esas olarak keyfiliğini perdelemek için sözde gerekçe üretmişler, ürete ürete de bu saçmalığı bulmuşlardı.
Yanıldıklarını, gelen bildirimde böyle bir şeyin olmadığını ve burada bunu yapmalarının keyfi olduğunu, bu keyfiliğin kabul etmeyeceği söylendi. Yeniden gidip şeflerini arayıp telefonla görüştüler bu pankartlardan birisini indirmeden yürüyüşe izin vermeyeceklerini tekrarladılar.
Anma için gelenler de pankartı indirmeyeceğini ve bunun için saldıracaklarsa da saldırabileceklerini zaten bunun için ellerinde yasak olduğuna dair bir mahkeme kararı olmadığını söylediler. Bu durumun onların keyfi tutumu olduğunu ve buradan gidilmeyeceğini ve anmanın durulup burada yapılacağı söylendi.
Uzun uzun tartışmalar ve ikna çabaları boşunaydı. Görevli polis şefinin de kafasına yatmamıştı bu gerekçe(!) ama şefleri öyle istiyordu. Bunun üzerine anma etkinliği başlatılarak hiçbir pankart indirilmeden anma yapıldı.
Türkçe ve Almanca konuşmalar yaparak Alman polisini teşhir edildi. Konuşmalarda, Her yıl aynı pankartın sorun olmazken bu yıl ne olup da birdenbire “yasa dışı” olduğu soruldu.
Konuşmalarda Alman polisinin keyfiliği anlatıldı. “Şimdiye kadar çok dayatma, engelleme gördük ama böylesini görmedik. Alman polisi pankartların tek tek yasal olmasına rağmen bir araya geldiğinde yasa dışı olduğunu söylüyor. Kastettikleri bilgisizlikten ya da keyfiliktendir. Ama biz bu dayatmaları kabul etmiyoruz.
Alman polisi bizim yaptıklarımızı hazmedemiyor çünkü, 129 yasalarına karşı bir mücadele yürütüyoruz. Çünkü onların insanların önünden geçmeye korktukları kurumlarının önünde eylemler gerçekleştirdik. Savcılıklarının önünde çadır açtık, hukuksuzluklarını haykırdık. Adalet Bakanlığının önünde Açlık grevi direnişi sürüyor. Mücadelemiz onları rahatsız ediyor.
Biz şehitlerimizi anarken kimsenin icazetini almadık. Biz eğer korksaydık, kırmızı bayraklarımızla meydanlara çıkmazdık, biz eğer onlardan korkaydık şehitlerimizi anmazdık. Korkmuyoruz, keyfi davranmalarını kabul etmiyoruz, yola gelmiyoruz. Bugün yaptıklarının da hesabını soracağız. Onların istediği gibi devrimciler olmayacağız, mücadelemizi büyüteceğiz ve şehitlerimizi anmaya devam edeceğiz” denildi.
İki yasal pankartın bir araya geldiğinde yasadışı olması söz konusu değildir. Ama Alman polisinin iki keyfiliğinin bir saçma gerekçe olabilmesi söz konusudur. Alanda yapılan konuşmalar, atılan sloganlar ve çekilen halaylarla oradaki etkinlik sona erdi.
Ardından salonda yapılacak program için salona gidildi.
Burada hazırlanan sunum saygı duruşu ile başladı. Kerbela’dan Kızıldere’ye ve günümüze kadar halkın ve devrimcilerin mücadele tarihi anlatıldı, şehitler anıldı. Sinevizyon gösterisiyle Kızıldere destanı işlendi. Almanya’daki 129 A-B yasalarıyla tutuklanan dört devrimci ve anti-faşist için başlayan Açlık grevi direnişinin talepleri anlatıldı. Şiirler okundu, marşlar söylendi. En yaşlı bir abimiz ve en miniklerimizin sahnede devrimci şarkılar söylemesi yediden yetmişe, mücadelenin sürdüğünün de küçük kanıtları gibiydi. Program halaylarla bitirildi. Bütün gün süren etkinliğe toplamda 150 kişi katıldı.













