Home almanya3 Devrimci Tutsağın 1 Ağustos’ta 6. Duruşması Görüldü

3 Devrimci Tutsağın 1 Ağustos’ta 6. Duruşması Görüldü

by halkinkutuphanesi
0 comments

Devrimci tutsaklar Özgül Emre, İhsan Cibelik ve Serkan Küpeli’nin davaları Düsseldorf’da görülmeye devam ediliyor.

Devrimci tutsakların 6. duruşmasında Özgül Emre: “Akbelen’de direnen halkımızı ve “Özgür Tutsaklar Onurumuzdur” diyerek kendini bize siper eden Eda Deniz Haydaroğlu’nu selamlıyorum. Direnenler kazanacak” diyerek başladı.

Geçen mahkemede Eda Deniz Haydaroğlu mahkeme heyetine bir konuşma yapmak istemiş ancak mahkeme heyeti 1 dakikalık konuşmaya dahi tahammül edemeyerek mahkemeyi sonlandırmıştı. Bu mahkeme Eda Deniz Haydaroğlu, Azad Mehmet Gömül, Celal Kaya, Deniz Yıldız ve Çağrı Güler’e geçen mahkeme yaşananlar için para cezası verildi.

Ardından İhsan Cibelik ve Avukatı İhsan Cibelik’in sağlık durumu hakkında bir açıklama yaptılar.

İhsan Cibelik;

” 17.05.22’de tutuklandım. 18.05.22’de hapishane doktoruna çıktım. Fransa’da prostat tedavisi 2 yıl önce başlamıştı. Tutuklanmadan önce Fransa’da ki doktor yeni randevu verecekti ancak tutuklandım. 20 Mayıs’ta hapishanede tekrar doktora gittim ve durumu izah ettim. 30 Mayıs’ta doktor tarafından ürolojiye sevk edildim. 30 Haziran’da Freudenberg hapishane hastanesine sevk edilebilirim diye karar çıktı. 11 Temmuz’da yine dilekçe ile ne olduğunu sordum. 8 gün sonra yeni doktor geldi. Tekrar hastalığımı anlatmamı istediler. Fransa’daki doktorun bilgilerini istedi. Tekrar raporları ve bilgileri verdim. Hastaneye eşim Fransa’daki raporları da iletti. 3 Ağustos 2022’de üroloji kliniğine götürüldüm. Testler örnekler alındı. Bilgiyi doktorundan alırsın dediler. Fransa’daki ilaçlarımı kullanmaya devam ettim. 28 Eylül’de tekrar kliniğe götürüldüm. Tekrar aynı işlemler yapıldı. Biyopsiye ihtiyaç olunduğu haber verildi. 28 Kasım’da neticeyi sordum ve 7 Aralık’ta tekrar Freudenberg kliniğine götürüldüm. Yine aynı işlemler yapıldı. Biyopsi gerektiğini anlattım. 6 aydır bana karar vereceklerini söylediler. Bakacağız sonuca göre cevap vereceğiz dediler. 23 Ocak 2023’te tekrar ne olduğunu sordum. Bir cevap gelmedi. 3 Şubat 2023’te Köln üniversite kliniğine götürüldüm. MRTA yapıldı. MRTA CD’si ilk gittiğim kliniğe ulaştırıldı. 15 Mart’ta sordum. Henüz cevap gelmedi dediler. 23 Mart’ta sordum. Hala cevap gelmemiş dediler. 11 Nisan’da sordum. Hala cevap gelmemişti. 17 Nisan’da hapishane doktoru geldi. Tüm eleştirilerin ve dilekçilerin üzerine Freudenberg hapishanesini aradı. Freudenberg biz bakmıyoruz. Köln üniversite kliniği ilgileniyor dedi. Haziran ayı içerisinde Köln’den randevu alındı. Günü güvenlik sebebiyle söylenmedi. 3 Temmuz’da dilekçe ile durumu tekrar sordum. 2 gün sonra 4 bölüm şefi geldi. Araştıracaklarını ve sorunun neden kaynaklandığını söyleyeceklerini söyledi. Hapishane doktoru randevunun alındığını söylemiş fakat götürülmediğimi tespit etmiş. Personel eksikliği sebebiyle götürülmemişim. Yeni randevu alındı. 24-25 Ağustos günü olacakmış. 24 Ağustos’ta Köln Üniversite Kliniğine gideceğim. 14 ay geçti. Biyopsi yapılacak. ” Dedi.

 

İhsan Cibelik’in avukatı söz aldı:

” 24 Temmuz’da müvekkilim İhsan Cibelik’e biyopsi yapılacağı bilgisi alındı. 15 dakika klinik önünde kelepçeli şekilde bekletildi. Ayak bilekleri zincirlendi. Tekerlekli sandalyeye oturtuldu. Daha önce böyle bir uygulama yapılmamıştı. Neden şimdi yapılıyor? Kelepçelerin çözülmesini istedi. Güvenlik gerekçesiyle reddedildi. Doktorla konuşması reddedildi. Bir hemşire idrar örneği aldı ama kelepçeler çözülmeyince tedaviye reddetti. Bu yapılanları İhsan Cibelik işkence olarak gördü ve slogan attı. Kelepçe çözülebilir denmiş fakat ayağındaki prangalar çözülemez denmiş. Doktor odasına gitmiş. Doktor prosedürü anlatmış. MRTA CD’si Freudenberg’da olduğu için CD tekrar yazılmış. İhsan Doktor odasından gardiyanların çıkmasını ve zincirlerin çözülmesini istemiş. Doktor kendi karar veremeyeceğini söylemiş ve polislerin fikrini alması gerektiğini belirtmiş. Polisler çözülmesin şeklinde fikir vermişler. İhsan MRTA muayenesinde zincir olmadığını söylemiş. Şimdi neden gerekli zincir? diye sormuş. Doktor tartışma ile zaman kaybetmek istemiyorum demiş. İhsan yeni randevusuna kelepçesiz muayene istemiş. Avukatlara danışmak istemiş. Henüz kesin değil ama 24 Ağustos’ta yeni randevu verilecek.” Dedi

Avukatlar bunun üzerine İhsan Cibelik için tutuksuz yargılama başvurusu yaptılar. Savcılık bu başvuruya ‘işi yok, sosyal bağı yok, çevresi siyasi, tüm bu sebeplerden dolayı ve kesin tahlil olmadığı için karşı çıktı.

Bunun üzerine İhsan Cibelik;

” 2016’da bazı değerler yüksek olduğu için ilaç tedavisi başlatıldı. Strazburg’da doktorlarla ilaç tedavisi devam edildi. Değişik testler yapıldıktan sonra biyopsi kararı alındı. Yapamadım ve tutuklandım. Tedaviyi reddetme diye bir isteğim yok. Duygusal tepkim, bağırmam hiçbir tehlikeye sebep olmadı. O bahane olarak kullanılamaz. Hayvan gibi bağlı olarak, iki silahlı gardiyanın yanında ‘onur mu – sağlık mı’ diye bir tercihe zorlanmamam gerekirdi. İşkence görüp aynı anda tedavi edilmek Türkiye’de mümkün olabilir ama burada olmasını savunamazsınız. Benim burada bir adresim var. Eşimin yanı. Tutuklandığım yer. Benim bir sağlık sorunum var. Hapishane bu sorunu çözmüyor. 2-3 ay içerisinde çözülmeyen bir sorun biyopsi yapılmaması… Kim sorumlu bundan? Yayılan zamandan? PSA değeri 6-7 arası ve çok yüksek olduğu Freudenberg tarafından söylendi. Doktorların tüm raporları sizinle paylaşmasını istiyorum. ‘Ortada daha teşhis yok’ dedi savcılık. 2 yıl sonra kanser olduğum anlaşılırsa, evde ölmem için serbest bırakır. Almanya gibi bir ülkede 15 aydır bir biyopsi yapılmıyor. Yapılması için daha fazla uğraşacağım.” Dedi.

Bunun üzerine mahkemeye öğle arası verildi.

Aranın ardından 3 devrimci tutsağın mahkemesi devam etti. Özgül Emre aradan sonra tekrar Akbelen halkını selamlayarak başladı.

Özgül Emre:

” Akbelen halkını selamlıyorum 78 yaşındaki Zeynep nene o ağaca ömrünü adamış. Zeynep neneden devrimci tutsakların özgürlüğü için açık grevinde olan Eda’ya dünya halkları kazanacak. Bu halkı bitiremeyeceksiniz. ” Dedi.

Ardından avukatlar iddianamenin mahkemede okunması için başvuruda bulundular. Ayrıca bir dosya dijital delilde 45 tane usulsüzlük olduğunu söyleyerek dijital delilerin bu süre içinde kullanılmaması üzerine dilekçe okudular.

Sonrasında Serkan Küpeli’nin avukatı Anna Busl savcının “129B yasası DHKP-C’ye karşı kullanılmalı çünkü sadece faşizme karşı mücadele değil Marksist Leninist bir diktatörlük kurmak istiyorlar. Bu yüzden Kurtuluş hareketi değiller.” açıklamasına cevaben, bunun yasal bir gerekçe olmadığını 129B yasasının kendisinde “Marksist Leninist olmak terörist olmaktır” anlamını taşıyan bir içerik yer almadığını açıklarken, aynı zamanda tarihte bir çok kurtuluş hareketinin komünist olduğunu veya komünistlerin öncülüğünde olduğunu vurguladı ve savcının bu gerçekliği inkar mi ettiğini sorguladı.

Ayrıca savcının ideolojisine göre, o zaman Hitler faşizmi döneminde faşizme karşı komünistlerin öncülüğünde yapılan eylemlerin de, terör eylemleri olarak değerlendirmek gerektiğine dikkat çekti.

Ardından Özgür Emre söz aldı.

Özgür Emre:

” Ne yazık ki ara ardından yaşananlar yüzünden istediklerimi söyleyemedim. O yüzden şu anda konuşacağım. Konuşma hakkımızı kullanıyoruz. Biz faşizmin işkencelerine, katliamlarına kısaca da olsa değinmeye çalıştık. İddia makamı kasıtlı veya kasıtsız olarak konuşmalarımızı Talk show’a benzetti. Biz ölümlerden, katliamlardan, halkımızın yaşadığı açlık ve yoksulluktan bahsederken iddia makamının bunu Show’a benzetmesi benim açımdan korkunçtur. İddia makamının oturduğu yerde en azından 1970’li yıllara kadar Nazi partisinden savcıların oturduğunu bildiğim için şaşırmadım. Elbette şu anki durumu bilemem ama çocuk katili faşist Tayyip Erdoğan’la el sıkışan hatta bunu fotoğraf çekerek sergileyen düşünce yapısı korkunçtur.

Ben şaşırmasam da Alman halkı açısından endişe vericidir. Ne yazık ki Alman halkının çoğunluğu kendine sıra gelince yüzleşecekler bu adaletsizlikle. Halkımın acılarına açlıklarına işkencelerine yoksulluklarına şov diyenlerin bu gerçek yüzüdür. İddia makamı istiyor ki konuşmayalım. Ya da onların istediği şekilde konuşalım. 1 yıl 3 aydır özgürlüğümüz gasp edilmiş, mahkeme gününü sevdiklerimizle görüşmek için bekleyen bizler elbette konuşma hakkımızı kullanacağız. Bu konuda gelenlerin neyi alkışlayıp neyi alkışlayacağını bilemediğimiz gibi alkış almak için de konuşmuyoruz. Gerçekleri anlatıyoruz. Biz buraya gelmek istemedik. Ne o Nazileri katilleri buraya getirmeyen iddia makamı bizi buraya getirmiştir.

 

Beate Zschaepe gibi bir Nazi, bir katil tatil gibi 900 kilometreye nenesini görmeye giderken benim kanser hastası annem iki kere vize alamadığı için gelemiyor. Burayı adaletsizlikleriyle örgütleyen iddia makamıdır. İddia makamı bu salonun böyle olmasının sebebidir.

Mahkeme heyetini, hakimleri, bizleri iddaa makamı buraya getirdi. Ortada Politik bir ortam varsa bu iddia makamının getirdiği bir sonuçtur. Biz özgürlüğümüzü istiyoruz. Adil yargılanma istiyoruz. İddaa makamının mahkemeyi hızlandırma gerekçelerinden bir tanesi de çok masraflı olması. Yani adaletmiş, bizim gasp edilen haklarımızmış, bunlar değil davanın masraflı olmasıymış davanın hızlandırılma sebebi. İddaa makamının temsil ettiği siyaset özgürlük insanlık adalet değil para her şey siyasettir. Yani burada da aynı noktaya değinmek istiyorum. Bu bizi buraya getiren siyasettir. Almanya’da daha az masraflı olsun diye neler yapıldığını hatırlamak veya hatırlatmak istemiyorum. Alman halkının akıbetinin önemini düşünseydiniz çocuklar antibiyotik bulamazken Ukrayna’ya Leopar tanklar göndermezdiniz. Alman halkının sorunlarını çözerdiniz. Almanya’da her gün ırkçı saldırılar yaşanırken ırkçılar, neo-naziler burada olurdu. Biz değil. AFD gibi bir parti seneye başbakan çıkaracak duruma gelmez tam tersi kapatılmış olurdu. Veya savaşı silahlarınızla beslemeye bu kadar hevesli olmazdınız. Biz bu davanın adaletli bir şekilde yürümesini gasp edilen özgürlüklerimizi istiyoruz. Şimdiye kadar birçok hak ihlali yapıldı. Biz sadece davayı bir yıl boyunca bekledik. İddaa makamı ne istiyor? Verelim cezaları sessiz sedasız bitirelim mi diyor? Giden para değil bizim ömürlerimiz. Sadece bizim de değil, bizimle birlikte çalınan ailelerimizin ömürlerinin para ile bir karşılığı olabilir mi? ” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Mahkeme 2 Ağustos’ta devam edilmek üzere sonlandırıldı.

Mahkeme sonra ise Özgül Emre’nin avukatı Yener Sözen ve Serkan Küpeli’nin avukatı Roland Meister bir açıklama yaptılar. Açıklamaları aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!

Özgül, İhsan ve Serkan’a Özgürlük!

Linkler;

Roland Meister;

fb.watch/m9QVqKo82b/ 

Yener Sözen;

fb.watch/m9OhA6XtTB/ 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode