Home haberlerYürüyüş Dergisi 541. Sayısı Çıktı

Yürüyüş Dergisi 541. Sayısı Çıktı

by halkinkutuphanesi
0 comments
* KEC’liler, AKP Faşizminin Saldırılarına ve OHAL Uygulamalarına Karşı Adım Adım Ankara’ya Yürüdüler!
* AKP Faşizminin Haklarımızı Gasp Etmesine İzin Vermeyeceğiz! İş Güvencemiz İçin, Kölece Çalışma Koşullarına Mahkum Olmamak İçin Direnelim
* DİRENİRSEK KAZANIRIZ! KUŞATMAYI YARACAĞIZ, GASP EDİLEN HAKLARIMIZI MUTLAKA ALACAĞIZ!
* DEV-GENÇLİLER Seher Şahin’den Aldıkları Mirası Hamiyet Yıldız’ın Cüretiyle Büyütüyorlar…
* Dev-Gençliler Üniversitelerde Seher Şahin Rehberlik ve Dayanışma Masaları Açtılar
* AKP’nin Faşist Yasaları, Yalan Propagandaları, Soruşturma Tehditleri, Tutuklamaları Gençliği Teslim Alamayacak!
* Oligarşinin Baskı ve Kuşatma Politikalarına Karşı DEV-GENÇ 47 Yıldır Umut Olmaya Devam Ediyor
* Halk İçin Eğitim, Demokratik Üniversite İstiyoruz!
Derginin PDF’sini okumak için linke tıklayınız:
Tüm Yürüyüş Dergisi Arşivi için tıklayın… https://drive.google.com/drive/folders/0B0ITCoBIuVSuZk9aeS1TOVFkWms?usp=sharing
Umudu büyütmek için Yürüyüş okuyalım, okutalım!
Her Yürüyüş okuru, aynı zamanda kendisini, Yürüyüş dergisinin dağıtımcısı gibi hissetmelidir. Bir dergi alıyorsa iki dergi almalı, bir başkasına da ulaştırmalıdır dergimizi.
Herkes ve her alan kendisine hedefler koymalı, dergi dağıtımını ikiye katlamalıdır.
Dergimiz bir okuldur. Hayatın gerçeklerini, kavganın haklılığını, güzelliklerini, umudu pek çok insan dergimizden öğreniyor, dergimizle kavgaya atılıyor, örgütleniyor.
Dergimiz ayaklı bir kadrodur. Girdiği yere devrimci politikayı taşır ve orayı örgütler.
O zaman dağıtacağız, daha çok insana dergimizi ulaştıracağız. Ulaştığımız her insan, düzenden kopardığımız bir insandır; bizim zaferimizdir.
Yürüyüşe sahip çıkıyorum, Yürüyüş okuyorum diyelim, Yürüyüş okutalım.
Yürüyüş Dergisine ve kitaplarımıza ulaşmak için Ozan Yayıncılıkla iletişim kurabilirsiniz.
Ozan Yayıncılık Telefonu: (0-212) 536 93 44-45
Haftalık Dergi / Sayı: 541
2 Ekim 2016
Fiyatı: 1 TL (KDV dahil)
İÇİNDEKİLER:
* Parti-Cephe geleneğimiz Kızıldere’de doğdu, 46 yıl süren dişe diş bir savaşla büyüttük!-7
Parti-Cephe; 46 yıllık savaşın, sayısız mücadele ve bedellerin, yaratılan geleneklerin, direnişlerin, kahramanlıkların, ihanetlerde yıkılmayıp çelikleşmenin, darbelerde, en ağır bedellerde bir fidanın boy vermesi gibi, boy vermeye devam etmenin ürünüdür. İddia ediyoruz ki, on yıllardır ülkemizde Anadolu halkının umudu devrimci bir hareket, bir savaş örgütü, Parti-Cephe vardır.
İddia ediyoruz ki bu savaş örgütümüz; Anadolu halkının emperyalizme ve Türkiye oligarşisine karşı ihtilaline önderlik edecek, bu ihtilali zafere taşıyarak; bağımsız, demokratik ve sosyalist bir Anadolu’nun kurucusu olacaktır.
* Kamu Emekçileri Cephesi: Gasp edilen haklarımızı almak, geleceğimizi kazanmak için; birleşelim, direnelim, savaşalım
 AKP faşizmine karşı mücadelemizi kesintisiz sürdürmeliyiz. Akla karanın belli olduğu bu dönemde saflaşmayı derinleştirmeli ve tüm kamu emekçilerini örgütlemeyi önümüze hedef olarak koymalıyız… Bu onurlu görev Kamu Emekçileri Cephesi’ne düşmektedir.
* Kanımız terimize karışa karışa adım adım Ankara’ya…
Karl Marks’tan öğrenmiştik; tarih, sınıflar mücadelesinin tarihiydi. İlkel Komünal Toplumdan Köleci Topluma, Feodal Toplumdan Kapitalist Topluma ve yaşamakta olduğumuz emperyalist sömürge düzenine kadar, her ne kazandıysak hep mücadeleyle kazanılmıştı. Ve direnmekten başka yolumuz yoktu, direnecektik. Bu tarihsel ve sınıfsal bir sorumluluk olduğu kadar aynı zaman da tek tek hepimiz için bir onur meselesiydi. Çünkü saldırı biz kamu emekçilerineydi. İş güvencemiz ve onurumuz için yola düşme vaktiydi.
* Özgür Tutsaklardan: Direnmek; zulme, zorbalığa misliyle cevap vermek hakkımızdır! İşte taarruzumuzla bu hakkımızı kullanıyoruz!
“Savunmada Değil,  Taarruz Halindeyiz! Savunmada Kalan Düşmandır!”
“Akıllı savaşçı düşmana kendi isteklerini zorla nüfuz ettirir ama düşmanın isteklerini kendisine nüfuz ettirmesine izin vermez” (Savaş Sanatı – Sun – Tzu / Sayfa 41)
Düşman kitaplarımıza el koyarak, sohbet hakkımızı engelleyerek 15 Temmuz darbe sürecinden sonra OHAL’le beraber görüş iletişim – avukat görüşü haklarımızı gasp ederek, yani baskılar getirerek Özgür Tutsakların biat etmesini sağlamaya çalışıyor. Taarruza geçmek askeri bir terimdir. Bizim mevzimiz bulunduğumuz hücrelerdir. Bu durumda koşullara teslim olmayacak bulunduğumuz tekli ya da üçlü hücrelerde tek tek taarruza geçerek AKP’nin politikalarını boşa çıkartıp, başlarına çalmaya devam edeceğiz.
* Direnme kararı almak; daha baştan zaferi kazanmaktır
67. gün şehit haberleri Anadolu hapishanelerinden geldi. Ankara’dan MLKP’li Ölüm Orucu savaşçısı Hüseyin Demircioğlu, Bursa’dan TKP(ML) savaşçısı Ali Ayata ve Aydın’dan Parti-Cephe savaşçısı Müjdat Yanat ölümü kahramanca göğüslediler. Ölümler kitleselleştikçe sahiplenme de kitleselleşiyordu. Ölümler olacağına inanmayanlar artık gerçekle karşı karşıyaydılar. Artık tahminlere, yorumlara yer kalmıyor, en inançsızlar, en duyarsızlar dahi harekete geçmek zorunda kalıyorlardı.
* Emirgan Direnişi Cephelilere: KANIYLA TAŞLARA UMUDUN ADINI YAZAN, YOLDAŞLARI UĞRUNA KENDİNİ FÜTURSUZCA FEDA ETMENİN YOLUNU GÖSTERİYOR!
Aydın, bacaklarından aldığı yaralarından dolayı hareket edemiyor ama, tetiği çekebiliyordu. Yoldaşları yanına gittiğinde haykırdı: “Gelmeyin, elimde el bombası var, pimini çekmişim, siz gidin” diyordu. Komutan Kemal Askeri de kendisiyle konuşuyor, çekilmesine ikna etmeye çalışıyordu. Ama Aydın, yoldaşlarının çekilmesi için, orada kalacağını söylüyordu. O’nu hiç kimse ikna edemezdi. Yaşamını ortaya koymuş, yoldaşlarının çekilmesi için her şeyi yapacağını göstermişti.
* Biz Diyoruz ki: Ülkemizde kamu emekçileri, haklarını sadece meşru mücadele anlayışıyla elde etmişlerdir
Biz diyoruz ki; devrimci memurlar, politikalarını hayata geçirmek için tavizsiz ve ilkeli oldular. Devrimci ısrar mücadeleyi büyüttü. Kitlesellik sağlandı. Önce statükoyu parçalayıp peşi sıra sendikal mevzilerin kazanılmasını sağlayan da bu çizgi olmuştur. Olmaz denen şey başarılmıştır. ” 657 zinciri ” sendikaların fiilen kurulmasıyla kırılmış, sendikaların meşruluğu oligarşiye de kabul ettirilmiştir ki bir adım sonrasında oligarşi sendikaların yasallığını da kabul etmek zorunda kalmıştır.
* Halk Meclisi: İrade çatışmamızın özü: Karar verme gücü kimde olacak?
Bu irade çatışmasını kazanmanın temel yolu, halkın gücünü ve iradesini düşmanın gücü ve iradesinin karşısına çıkarabilmektir. Halkın gücünün karşısında hiçbir gücün, halkın iradesinin karşısında hiçbir iradenin kazanma şansı yoktur. Öncelikle bu gerçeği bilince çıkarmamız, buna inanmamız gerekir. Bilinir, inanmak bilmektir.
O halde, tarihi bileceğiz, dünya halklarının tarihini, kendi tarihimizi bileceğiz. Göreceğiz ki halkla karşı karşıya gelen güçler, ne kadar büyük, ne kadar zalim olursa olsunlar, kaybetmekten kurtulamamışlardır.
Sorun, halk güçlerinin örgütlenmesi ve organize edilmesi sorunudur. Halka inanmak, halkı örgütlemeyi getirecektir.
* Halkın Hukuk Bürosu: Katilleri koruma görevini şimdi mahkemeler devam ettiriyor
Sanıkları bu kadar koruyan, müşteki anlatımlarına propaganda diyen bir mahkemeden adalet çıkar mı? Katillerin tutuklanmadığı, sorgulanamadığı, mahkeme huzuruna getirilmediği, duruşmayı zamana yayarak zaman aşımı ile düşürmeye çalışan bir mahkeme gerçek bir mahkeme midir? Gerçeği araştırmak yerine gerçeğin üzerini örtmeye çalışan “yargılama”ya halk güvenir mi? Hayır.
* Solun Köşe Taşları: Reformizmin meşruluk ölçüsü, faşizmin hukuku olmuştur
Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gülten Kışanak, seçilmiş belediye eşbaşkanlarının yerine kayyum atamanın darbe olduğunu belirtip şöyle diyor: “… Kayyum atanan yerlerde derhal seçim yapılması gerekir. Bu darbeyi ancak halk ortadan kaldırabilir. Onu da seçimle yapacak… Hukuki anlamında da bir garabettir. Rezalet bir durumla karşı karşıyız.”
Demokrasicilik oyununun aracı olan “sandık” halkın özlemlerinin tabutudur. Halkın arayışı dört beş yılda bir o sandığa gömülür. Halkı aldatmanın, oyalamanın aracından başka bir şey değildir o tabut. Kürt milliyetçiliği bu oyuna dahil olmaktan başka bir çaresi olmadığını bir kez de böyle ispat etmiş oluyor.
* Halkların Katili Amerika: Emperyalizmin yozlaştırma politikalarına teslim olmayacağız! Onları kendi bataklığında boğacağız!
Emperyalistlerin yozlaştırma politikalarına karşı savaşalım. Onlar düşünmememizi, apolitikleşerek bencilleşmemizi, kendi dünyasında yaşayan, mücadele etmeyen, hakkını aramayan insanlar olmamızı istiyorlar. Çıkarları burada çünkü… Ayrıca bizleri yozlaştırmaya, bencilleştirmeye çalışırken bunu da bir kar aracı olarak kullanıyorlar.
Onların her tür saldırılarına karşı savaşalım. Teslim olmayalım. Kendi geleceğimizi, kendi yaşamımızı onların eline teslim etmeyelim.
* 10 Soruda: Kriz
Kriz aşırı ve plansız üretimden kaynaklanır. Bu ürünler birilerine satılmak zorundadır, bunlar da ürünleri bizzat üreten ama sonucunda sınırlı bir ücretle yetinmek zorunda kalan işçi ve emekçilerdir. Üretilen ürünleri satın alamayan halkın satın alma gücünün düşmesinin nedeni de kapitalizmin kendisidir. Çünkü ücretleri sürekli düşüren ve hatta mümkünse insanları karın tokluğuna çalıştıran da kendisidir. Ama ürünleri aynı kitleye satmak zorunda olan da odur. Bu nedenle satamayıp da elinde kalan ürünleri ihtiyacı olan insanlara dağıtmayıp imha ederler. Bu da kapitalistlerin halk için üretim yapmayıp, tamamıyla kar için üretim yaptıklarını açıkça ortaya koyan bir durumdur.
* Gençlik Federasyonu’ndan: Kitleleri örgütlememiz için düzen yeterince sebep yaratıyor
Bir kez daha vurgulayalım: bizim tek gücümüz kitlelerdir. Kitlelerle birleştiğimizde aşamayacağımız engel yoktur. Ama kitlelerden koptuğumuzda da bir vurumluk canımız vardır. O halde güç mü olmak isityorsanız, sosyal siyasal gelişmeleri etkilemek mi istiyorsunuz, sorunlara çözüm mü bulmak istiyorsunuz, olanak mı yaratmak istiyorsunuz, ve en nihayet devrim mi yapmak isityorsunuz? KİTLELERE GİDİNİZ!.. Gidiniz ve onları örgütleyiniz! Geceniz gündüzünüz, her anınız kitlelerle iç içe ve onları örgütleme çabası içinde geçsin. Üniversitelerde, liselerde, yurtlarda, öğrenci evlerinde konuşmadık, tartışmadık öneri getirmedik tek kişi bırakmayınız. Tek kişi kalmasını bir onur sorunu yapınız! Göreceksiniz başaracağız!
* Liseliyiz Biz: Liselileri nasıl örgütleyeceğiz?
Bugün birçok şekilde liselilerin neden önemli ve nasıl örgütlenmesi gerektiğini anlattık ama son süreçte haberleri takip ediyor, okullarda yaşananları görüyorsanız bile faşizmin liselileri nasıl ciddiye aldığını, buna rağmen liseleri vatan ve halk savunmasından geri tutamadığını görüyoruz… Ki bizim bu örgütsüz halimizle bile bulunduğumuz her yerde örgütleniyoruz… Bu noktasıyla bugün yaptıklarımız, yarın yapacaklarımızın da göstergesi olsun.. devrimi istiyorsak, devrim yapacağız diyorsak liselileri örgütleyeceğiz… İnanç; bilgi ve gerçekle şekillenmiş duygu yoğunluğuysa… Biz de teorik olarak “liseli kimdir, neden örgütlenir” bilgisine eriştiysek, bununla birlikte pratikte de nasıl örgütlendiğimizi, liselilerin neler yaptığını gördüysek…. O zaman bu inançla, bu coşku ve heyecanla vazgeçmeden liselere ve liselilere yönelik çalışmalarımızı sürdürmeli, daha da hızlandırmalı, somutlamalıyız…
Komiteleri örgütlemeli, kolektivizmin gücüyle daha da kalıcı örgütlülükler yaratmalıyız…
* AKP’nin yalanlarına karşı kulaklarımızı kapatıyoruz, Öğrenci Meclislerinde birleşiyoruz!
* Dev-Gençli Ceren Aybay ve Ecenaz Çet ile Röportaj
Seher Şahin Rehberlik ve Dayanışma masasını ilk gün açtığımızda öğrencilerin ilgisi yoğundu, okulla ilgili yerleşkeleri masamıza gelip bizlere soruyorlardı. ÖGB bu ilgiyi görünce direk baskı terörüne başvurmuştu. Bizim masamızı kaldırmamız gerektiğini söyleyince tavrımızı gören öğrenciler bizi muhatap etmeden ÖGB’lere tepkilerini koymuşlardı. ÖGB tehditleriyle karşılaşıyoruz, bu tehditlerle karşılaştığımızda tavrımızla ÖGB’leri masamızdan uzaklaştırıyoruz. Öğrencilere teşhir ediyoruz.
* AKP’nin gençliğe saldırılarına karşı, Dev-Genç saflarında örgütlenelim!
Geçtiğimiz hafta içinde okullar açıldı, resmi ve özel okulların yanı sıra açık öğretim öğrencileri dahil 18 milyonun üzerinde öğrenci yeni eğitim-öğretim yılına başladı. İktidarı boyunca eğitim ‘sıfırlayan’ AKP faşizmi, OHAL’i bahane ederek gençliği tamamen sindirmek ve pasifize etmek için saldırılarını daha da arttırdı. Önceki senelere oranla çok daha zorlu bir eğitim öğretim yılı bizi bekliyor.
* Devrimci eylem çizgisi ve PKK’nin yanlış eylem çizgisi; biri halkın iktidarına, diğeri düzene götürür! – 6
Güç silahların çıkardığı seste değil, silahlara yön veren politikada, düşüncede, ideolojidedir. Kazanmak için önce haklı ve meşru olmanız gerekir. Zor yoluyla gücünüzü kabul ettirebilirsiniz belki, ancak haklı ve meşru değilseniz uzun süre ayakta kalamazsınız. Sözle, söylemle amaçlarımıza varamayız. Söylemlerimize uygun tarzda eylemlerimizle amaçlarımıza ulaşmayı hedefliyoruz. Her eylemimiz haklılığımızı pekiştirmeli, geniş kitlelerde güce dönüşmelidir. Eylemimizin şiddeti siyasi haklılık, sağlamaktır. Dolayısıyla önemli olan kullanılan silahın büyüklüğü değil, vurulan hedefin siyasi niteliğidir.
* “Sizi En Korunaklı Yerlerinizde Vuracağız”
* AKP faşizmine boyun eğmeyeceğiz! Halka gitmeye devam edeceğiz!
* Düzene alternatif filmlerle ve halk okullarıyla umudu büyütüyoruz
* 13. Uluslararası Tecritle Mücadele Sempozyumu Paris’te yapıldı
“Anti-Emperyalist ve Anti-Faşistlerin Öncelikli Görevi; Emperyalist Politikayı Teşhir Etmek ve Ortak Mücadeleyi Savunmaktır”
Dünyanın birçok ülkesindeki mücadeleleri gündeme taşıyan ve sahiplenen Uluslararası Tecritle Mücadele Sempozyumların 13.’sü 9-11 Eylül 2016 tarihlerinde Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleşti.
* Avrupa’da Yürüyüş: “Oturum hakkı” gasplarına son verilmelidir!
Fransa’daki sosyalist iktidar (!) başta Fransız halkı olmak üzere tüm emekçilere ve göçmenlere karşı sistemli bir saldırı politikası sürdürmektedir. Bu saldırıların en önemli ayaklarından biri de göçmen halklara ve politik mültecilere yöneliktir.
Politik mülteciler için bir hak olan ve direnişlerle kazanılmış “OTURUM HAKKI” bugün kolayca geri alınmaktadır.
* Avrupa’daki Biz: Avrupa’daki sorunlarımızın çözümü: Her soruna bir komite, her komiteye bir sorumlu
“Halk; düşünceleri ve bugün içinde bulunduğu konum, saflaştığı zemin ne olursa olsun, emperyalizm ve faşizmle çelişkisi olan tüm sınıf ve tabakaların toplamıdır. Güç biriktirmeliyiz, güç halktır. Halkı komiteleştirmenin önemi de burada yatıyor!…” DAYI
Güç biriktirmeliyiz, güç halktır. En geniş halk kesimlerini Halk Komitelerinde Halk Meclislerinde birleştirebilmek için, Dayı’nın tarif ettiği bu tanımı kavrayıp, komitelerde somutlamalıyız. Tüm sorunlarımızın çözüm anahtarı örgütlenmek ve komiteleşmektir.
* “Yürüyüş”ümüz her gün güneş gibi, halkı aydınlatmaya devam edecek
* Yitirdiklerimiz
“Gözyaşımızı içeriye kinimizi dışarıya vurmalıyız”
Arslan Bilgin
*Öğretmenimiz
Devrimci savaş, her şeyden önce karşılıklı mevzilerde sürdürülen bir kararlılık savaşıdır. Düşmanın her hamlesine devrimciler de karşılık vermek, gerek fizik ve gerekse de ruhen düşmanı bozguna uğratmak zorundadırlar!
NE İÇİN SAVAŞTIĞINI UNUTMA!

KİME KARŞI SAVAŞTIĞINI UNUTMA!

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode