Home açıklamalarYunanistan Halk Cephesi 8 Mart Açıklaması

Yunanistan Halk Cephesi 8 Mart Açıklaması

by halkinkutuphanesi
0 comments

Devrime Meşaledir Bizim Kadınlarımız
Günümüzde kadın olmak demek, ucuz işgücü olmakla, ikinci sınıf insan muamelesi görmekle, meta olmakla eşdeğerdir. Düzen suskun, ezilmiş, erkeğin gölgesinde ve ona muhtaç bir kadın tipi yaratmaya çalışıyor. Oysa kadın bugüne kadar hem evinde çocuğuna bakarken hem de tarlada çapa sallamış evini geçindirmek için saçını süpürge etmekten çekinmemiştir. Kadının kurtuluşu kendi sorunlarına sahip çıkmaktan geçer, düzenin yarattığı kadın tipini reddederek örgütlü mücadele vermekten geçer.
Dünya Emekçi Kadınlar Günü tekstil işçisi kadınların 8 saatlik işgücü talebiyle direnişe geçmesinin ürünüdür. Mücadele bugün boyutlanmış, talepler çoğalmıştır. Aynı zamanda eşit, özgür bir vatan için de savaşmaktadır, kadınlarımız kendi kurtuluşlarının devrimde, halkın kurtuluşunda olduğunun bilinciyle bugün dağlarda, şehirlerde Elifler, Bernalar, Çiğdemler, Hünkarlar, Leylalar olarak elde silah savaşmaktadırlar.
REHBERİMİZ DİRENEN KADINLARIMIZ
Gülsüman’lar, Şenay’lar, Fidan’lar, Zehra’lar…
Her yaştan, her meslekten kadınlarımızın savunması gereken kimliği, izlemesi gereken yolu yaşamlarıyla gösterdiler. Onlar kavganın kadınlarıydı. Onlar, fabrikada, tarlada, okulda, gecekonduda sömürülen, ezilen kadınlarımızın kurtuluşunun kadın erkek omuz omuza mücadele içinde olmaktan geçtiğini yaşayarak, yaşatmak için ölerek gösterdiler.
Onlar kavgaya girerek direnişçi kadın kimliğini yarattılar. “Evinin kadını, temizlikçi Gülsüman”, bütün emekçi kadınlara böyle örnek oldu. Düzenin yozlaştırdığı gençliğe, genç kadına başkaldıran Zehra, hücre hücre erirken “bütün sorulara cevap bulduğunu” direnişin ortasından haykırdı.
“Özgürleşen kadın”, kavganın ortasında olan, kavgaya giren kadındır. Kavga doğru yerde verildiği zaman kapitalizmin bedenlerimize, beynimize taktığı zincirlerden kurtulmak mümkün hale gelir. Sulandırılmış eylemlerle kadının hakkını aramayı bir yana bırakın, kadını kavganın dışına çağırmasıyla zincirleri daha da sıkılaştıran bir etkene dönüşür.
Gülsüman’ın nasırlı ellerinin arasından sızan ter, New York’lu dokuma işçilerinin kanına karışıyorsa, Canan’lar Clara Zetkin’lerle kapitalist sömürüye ve zulme karşı kolkola kavgaya tutuşuyorsa, ortak yanları kavgadır, mücadeledir. “Özgürleşen kadın” kimliği, direnişlerin içinde, alevlerin ortasında dimdik durarak yaratılıyor.
Çok bilinir ama yinelemekte fayda var; “kadınlar olmadan devrim, devrim olmadan kadının kurtuluşu olmaz.” Kadının nihai kurtuluşu kapitalist sömürünün zincirlerinin kırılması demektir.
Devrim demektir. Bundan dolayı özgürleşmek, devrime yürümektir. Büyük direnişin ölümsüzleşen ve direnen kadınları devrim yürüyüşünün neferleri oldukları için yenilmez, iradesi teslim alınamaz bir abideye dönüştüler….
Selam Olsun Elde Silah Savaşan Sabonun Kızlarına
Selam Olsun Cephenin Devrimci Kadınlarına
Yunanistan Halk Cephesi

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode