8
CEZA VE TEVKİF EVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ÖNÜNDE EYLEM YAPMAK İSTEYEN TAYAD’LI AİLELERE POLİS SALDIRDI
Hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri ve işkenceleri görüşmek ve konuyla ilgili basın açıklaması, oturma eylemi yapmak için Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’ne giden TAYAD’lı Ailelere polis saldırdı ve gözaltına alındılar. “Sohbet Hakkı Uygulansın, Kitap ve Yayın Sınırlamasına Son, Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın” talepleriyle Ceza ve Tevkif Evleri önüne giden ailelere hem polis saldırdı hem de Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü konuyla ilgili olarak TAYAD’lı Ailelerle görüşmeyi reddetti.
Ailelere saldıran polis önce biber gazı sıktı sonrasında ise ters kelepçe yaparak aileleri gözaltına aldı. Gözaltına alınan tutsak ailelerinden Edip ve Canip Tarhan’ın annesi Hanım Tarhan’ın kolu ters kelepçeden kaynaklı zedelendi. Gözaltına alınan 19 tutsak yakını, 5 saat gözaltında kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Polisin izin vermediği, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürünün dinlemeye tenezzül etmediği açıklama ve dilekçe şöyle:
“1- SOHBET HAKKI UYGULANSIN. Sohbet hakkı 2007 yılında yayımlanan 45/1 genelgesiyle haftada 10 saat 10 kişiyle sohbet olarak tanımlanmıştır. Bu hakkın tanınmasını istiyoruz. Evlatlarımızın can bedeli kazandığı bu hakkın tanınmaması hem devletin kendi sözünü tutmaması hem de bu halk için canını veren 122 şehidimizin cenazelerinin üzerinde tepinmek anlamına gelmektedir.
2- KİTAP SINIRLAMASINA SON VERİLMELİDİR. Kitaplar tutsaklarımızın en değerli şeyleridir. Bir insanın kitaplarını yasaklamak, sınırlamak onun düşüncelerini sınırlamakla aynı şeydir. Evlatlarımız düşünceleri için canını ortaya koymuştur ve düşüncelerine yönelik yapılan bir saldırıyı varlığına yapılmış bir saldırı olarak görür. 4 duvar arasında kitaplarından başka bir şeyi olmayan tutsakların kitaplarına getirilen sınırlamanın derhal geri çekilmesi gerekir.
3- HASTA TUTSAKLAR SERBEST BIRAKILMALIDIR. Kanser hastası Mesude Pehlivan ve yüzlerce hasta tutsak hapishanelerde tedavi olamadıkları için can veriyorlar. Hasta tutsakların iyileşene kadar tedavilerini dışarıda yaptırmaları ve sağlıklarına kavuşuncaya kadar infazlarının ertelenmesi gerekmektedir. Adalet Bakanlığı Hasta Tutsaklar gerçeğine yüz çevirerek resmen hapishanelerde toplu katliam yapmaktadır. Savaşlarda bile yaralıların tedavisi güvence altına alınırken Adalet Bakanlığı kendi sorumluluğu altında bulunan tutuklu ve hükümlülerin ölümüne davetiye çıkarmaktadır.
4- GÖRÜŞ VE İLETİŞİM CEZALARI KALDIRILSIN. Hapishane idareleri en ufak bir slogana bile iletişim, hücre cezaları vermekte, tutsakların aileleriyle görüş haklarını bu yolla gasp etmektedir. Slogan atmak, anma yapmak, direnmek düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında ele alınmak zorundadır. Bir kişinin hapishanede olması onun anayasal haklarından mahrum edileceği anlamına gelemez. Keyfi bir şekilde verilen iletişim ve hücre cezaları tecriti derinleştirmek ve ceza içinde ceza uygulamaktan başka Bir şey değildir.
5- İNFAZ YAKMALAR DURDURULSUN. İnfaz yakmalar adeta hukuk dışında idari bir cezalandırma yöntemi olmuştur. Bir kişinin cezası adli makamlarca belirlenirken artık hapishane idareleri de hakim yerine geçmiş 5’er 10’ar yıl cezalar vermeye başlamıştır. Bu cezaları ceza infaz yasasına dayandıran hapishane idareleri adeta bu yasadaki esnekliği kullanarak tutsaklara istediği zaman istediği cezayı vermektedir.
Tüm bu taleplere ek olarak özellikle Silivri 9 No’lu Hapishanesinde kadın tutsaklara dönük çok ciddi işkenceler yapılmıştır. Sevcan Adıgüzel isimli kadın tutsak defalarca kez işkence görmüş ve bu açıklanmasına rağmen Adalet Bakanlığı yalanlamıştır. Sevcan Adıgüzel 2 hafta önce tahliye olmuştur. Kendisinin birebir anlattıkları hapishanelerde işkencenin varlığının kanıtıdır.
Yine Silivri 9 No’lu Hapishanesinde kalan Mesude Pehlivan kanser hastasıdır. Mesude Pehlivan’ın tedavisi bizzat hapishane idaresi tarafından keyfi olarak geciktirilmiş bu sebeple sağlığı geri dönülemez biçimde ilerlemiştir.
Yine Silivri 9 No’lu Hapishanesinde oğlu otizm hastası olan Zeynep Bakır’ın oğlunun rehabilitasyonu için Bakırköy hapishanesine ya da Gebze Hapishanesine sevk edilme talebi keyfi bir şekilde reddedilmiştir, bu sebeple Zeynep Bakır açlık grevine başlamıştır. Poyraz Ali’nin annesiyle rehabilitasyona gitmesi onun sağlığı için mutlak suretle yerine getirilmesi gereken bir zorunluluktur. Fakat bu basit talep bile küstahça kale alınmamaktadır. Bu küstahlığa Zeynep Bakır oğlu için açlık grevine başlayarak yanıt vermiştir.
Tüm bunlar Ceza ve Tevkif Evlerinin kolaylıkla çözebileceği konuşulurken bu konuda adım atmaktan uzak durmaktalardır. Halkın sorunları onları sadece direniş başladığı anda ilgilendirmektedir. Bu ülkede çok basit haklar bile direnmeden kazanılmamaktadır. Hapishanelerde yaşanan sorunların derhal çözülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde evlatlarımız bu basit haklar için büyük bedeller ödemek zorunda kalacaklardır. “
