1
Erdoğan 4 milyon olduğu söylenen Suriyeli göçmenlere sınırları açtı. Daha doğrusu göçmenleri zorla sınırlara sürüyor…
Erdoğan 4 milyon olduğu söylenen Suriyeli göçmenlere sınırları açtı. Daha doğrusu göçmenleri zorla sınırlara sürüyor… İşgal ve ilhak etmek için girdiği Suriye’de yediği tokatın acısıyla, kime ve nereye saldıracağını bilmeyen, aşağılık, karaktesiz, faşist Erdoğan, alenen insanlık suçu işliyor!..
Bu suçu o kadar arsızca işliyor ki, kaç bin mülteciyi sınırlara sürdüğünü, kendisi ve kendisinden soysuzlukta aşağı kalmayan içişleri bakanı tarafından gün gün, saat saat açıklıyor.
Kısacası mülteciler üzerinden faşizmin ve emperyalizmin temsilcileri kirli bir oyun oynuyor!
Mülteci sorununu yaratan emperyalizmdir. Onların doymak bilmez sömürü çıkarlarıdır. Bu pis çıkarlar uğruna Ortadoğu’yu hedef tahtasına koyup, dünyanın gelmiş geçmiş en hunhar cinayetlerini işlemektedirler. En aşağılık işkencelerini yapmakta, en zalim baskılar uygulamaktadırlar.
Hiç bir uluslararası yasa- kural takmamaktadırlar. Ellerindeki olağan üstü silah ve asker gücüyle, 30-40 emperyalist ve işbirlikçileri bağımsızlığını koruyan ülkelerin üzerine çullanmakta ve dünya halklarına diz çöktürmeye çalışmaktadırlar.
Bir de direnen halkları terörist, diktatör, aşağılık halklar olarak suçlamaktadırlar. Erdoğan’ın son söylemlerine bir bakınız. Emperyalist merkezlerin söylediklerini papağan gibi nasıl tekrarlıyor ve özelde vatanını savunmaktan başka suçu olmayan Suriye halkını nasıl suçluyor ve aşağılıyor.
Ama Bütün bunlara rağmen halklara diz çöktüremiyorlar. Ortadoğu ve dünya halkları her yolla direniyor. Vatanlarını, halkların çıkarlarını savunuyor.
Özellikle Suriye halkının direnişi karşısında emperyalistler çaresiz kaldılar. Yenilgilerini ve Suriye halkının kazandığını hemen hepsi telaffuz ediyor ama kabullenemiyorlar. Şimdi faşist-karaktersiz Erdoğan üzerinden Suriye’yi işgal etmeye çalışarak yeni bir perde açmaya çalışıyorlar. Boş bir çabadır! Sayılarca emperyalistin başaramadığını işbirlikçi Erdoğan haininin başarma şansı hiç yoktur! O, öküze benzemeye çalışan haset kurbağa gibi şişindikçe patlamaya daha çok yaklaşmaktadır. Ve adeta ”hiçbir diktatör savaş çıkarmadan gitmez” saptamasını bir kez daha kendi şahsında doğruluyor.
Emperyalistler bu devasa fiili güçlerine rağmen neden başaramıyor? Çünkü gerçek güç halkların beynini ve ruhunu kazanmakla sağlanır. Halk düşünsel ve ruhsal olarak kimi destekliyorsa güç ondadır. Bu açıdan emperyalizmin hiç bir şansı yoktur. İflas etmiş bir güçtür. Elinde ne kadar silah, asker olursa olsun, kazanma şansını yitirmiştir. Bugün ”demokrasi götürme, kalkındırma” gibi emperyalist yalanlara artık kimse kanmıyor.
Emperyalistler bu zayıflıklarını en hunhar saldırılar ve terör uygulamalarıyla örtmeye çalışıyor. İŞİD gibi tek kelimeyle insanlık düşmanı canileri halkların üzerine saldılar. Ama onları bile ikna etmekten yoksundular.
Irak’ da, Libya’ da, Suriye’de milyonlarca insanı katlettiler. Milyonlarcasına en hunhar işkenceleri yaptılar. Milyonlarcasını yurtlarından sürdüler.
Birleşmiş milletler yasasına göre bile yaptıkları soykırım suçu kapsamındadır. Ama görüyoruz, Birleşmiş Milletler bu suçu açıklamak ve yargılamak şöyle dursun, topyekûn emperyalist gaddarlığın arkasında durmakta, emperyalizmin terörüne, işkencelerine, katliamlarına meşruluk kazandırmak için uğraşmakta ve hatta mavi miğferlilerin ( Sözüm ona Birleşmiş Milletler Barış Gücü) yaptığı gibi Suriye’ de provokasyonlar düzenlemektedir.
Ama bütün bunlara rağmen emperyalistlerin ve işbirlikçilerin elde ettiği nedir? Daha çok nefretten başka hiç bir şey!
Bu saldırılarla halkların vatanlarını cehenneme çevirmeleri, halklara vatanlarında yaşam olanakları bırakmamaları, milyonlarca insanı göç yollarına düşürdü ve başka ülkelerde aç sefil ve aşağılamalar altında yaşamaya mahkum etti. Özel olarak Suriye’ den sürülen milyonlarca insanın 4 milyonu Türkiye’ ye sürüldü. Bu sürgünler esnasında en az 50.000 Suriyeli, çocuğu ile yaşlısı ile kadını ve erkeği ile Akdeniz’in soğuk sularında boğularak yaşamını yitirdi.
Şimdi de yarattıkları bu tablo üzerinden, başta faşist Erdoğan olmak üzere, ahlaksızlıkta sınır tanımayan pis bir oyun sergiliyorlar. Oyunda bütün emperyalistler doğal olarak başrolde…
Erdoğan ise oyunun en kötü adamı… Tipik bir musibet… Hani köylerde, kasabalarda bazen böyle tipler türer. Çirkef mi çirkef. Ahlaksız mı ahlaksız… Herkese bulaşır, bela olur… İnsanlar onunla muhatap olmamak için dua ederler, yollarını değiştirirler. Bütün bir köy ya da kasaba ölse de kurtulsak diye düşünür. Erdoğan işte tam böyle bir tiptir! Hiç bir ahlakı, kuralı, ilkesi yoktur… Yolsuzluk, rüşvet, işbirlikçilik, katliam, işkence, sağa sola saldırmak, başkalarının topraklarını işgal ve ilhak etmek dışında hiç bir özelliği yoktur… Bugün dost dediğini ertesi gün sırtından hançerlemekte hiç bir tereddüt göstermez. Yalancıdır. Riyakârdır… Tam anlamıyla kokuşmuş bir işbirlikçidir.
Şimdi bir tarafta bu tip, diğer tarafta tüm emperyalistler, göçmenler üzerinden kirli-pis bir oyun sergiliyorlar. Bu oyuna derhal son verilmelidir. Göçmen halkların mağduriyetleri üzerinden politik çıkarlar, ekonomik çıkarlar elde etmeye çalışmak dünyanın en aşağılık işidir.
Bu sorunun tek çözümü vardır. Tüm emperyalistler işgal, ilhak ve sömürgeleştirme politikalarına son verecekler! Ancak bunu karakterleri gereği yapamazlar. Bu onların kendilerini inkâr anlamına gelir.
O halde geriye tek çıkar yol dünya halklarının örgütlenmesi, dayanışması ve emperyalistleri saldırılarına pişman ederek defetmesidir. Bunun için ulusal ve uluslararası düzeyde tüm halklar örgütlenmeli ve enternasyonalist bir dayanışma kurmalıdır.
Emperyalist ve faşist haydutlara söyleyeceğimiz şudur: Ortadoğu ve dünya halkları üzerinden ellerinizi çekin! Pis oyunlarınızı mazlum ve mağdur halklar üzerinden oynamaktan vaz geçin!
Yoksa biliniz ki, dünya halkları bunları unutmayacak ve hesap günü korkunç olacaktır!
KAHROLSUN EMPERYALİST SÖMÜRGECİLİK!
KAHROLSUN FAŞİST İŞBİRLİKÇİ VATAN HAİNİ VE İNSANLIK DÜŞMANI ALÇAKLAR!
YAŞASIN DÜNYA HALKLARININ EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI BİRLİĞİ VE M
ÜCADELESİ!
03.03.2020
NRW HALK CEPHESİ