6
İngiltere’de Pazar günleri hariç her gün 5 haftadır devam eden Adalet ve Özgürlük Çadırı ve standımız değişik milliyet ve inançlardan Halklarımızla Buluşmaya Devam Ediyor.
İngilizce sloganlarımızla, 23 Eylül Cumartesi günü, Nuriye-Semihlerimiz için direnişlerinin 199. gününde standımız, çadırımız, gösteri ve protestolarla adalet ve özgürlüklerinin sesi olmaya devam ediyoruz.
Londra’da, özellikle Türkiyelilerin daha çok bulunduğu bölgede Cumartesi günü de Adalet ve Özgürlük bildiriler dağıtıldı ve bilgiler verildi.
Sesli olarak ise sloganlar ve konuşmalarla; Türkiye’deki AKP faşizmini teşhir ederken halkımıza da, adalet ve özgürlük taleplerimizi duyurmaya çalıştık.
HALKIN AVUKATLARINA ÖZGÜRLÜK!, NURİYE VE SEMİH İÇİN ADALET VE ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ!, Halkın Avukatları İçin Adalet ve Özgürlük İstiyoruz! ADALET YOKSA HUZUR DA YOK!, YAŞASIN HALKIN ADALETİ!, İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!, KİM TERÖRİST, KİM KATİL, KİM İSKENCECİ, KİM FAŞİST, KİM NAZİ, KİM İŞİD’Cİ? Sorularının tamamına “TÜRKİYE DEVLETİ!” Sloganlarının yanı sıra “KAHROLSUN FAŞİZM, KAHROLSUN SİYONİZM, KAHROLSUN EMPERYALİZM, HALKIZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ” sloganları da atıldı.
Bir İngiliz misyoneriyle tartışmamızı paylaşmak istiyoruz;
Daha önce bize önyargılı biri olan, ama kendine güvenen bir edayla bize öğütler veren Fetö-AKP müritlerine benziyordu. Ama İngiliz’di. Yanımıza geldi ve İsa’nın kurtarıcı bir Mesih olduğuna inanan bir misyonerdi. Sohbet ettik. Çok önyargılı olan biriydi. Tipik Avrupa kibri ve ırkçılığa varan yaklaşımla göçmenler şahsında bizi sığıntı gören ve zaman zaman sosyalizme, Stalin’e hakaretler eden biriydi. “İngiltere’nin nimetlerinden faydalandırılan, buradaki özgürlüklerin kıymetini bilmemiz gerektiğinden, onun için geneli Hristiyanlardan olan tüm Avrupa’nın geneline yakınının inancı İsa’nın kurtarıcı olduğuna inanan insanların ülkesi olduğundan” bahsetti. Avrupa’nın nimetlerini paylaştığımızı söyleyen bir rahipti. Hatta “bütün bu dünyadaki sorunların kaynağı; kişilerin yanlış tutumu ve İsa’yı doğru anlamadıklarından kaynaklandığını” söyleyen biriydi.
Konuşmalarını dinledikten sonra;
“Önce bize, biz göçmenlere saygılı olmayı öğrenmesi gerektiğini, şu anda İsa dahi senin anlattığını duysaydı yerinden kalkar seni ırkçılık ve kibirlilikle suçlardı. Kimse kimseye bir şey bahşetmiyor. Fakat tüm dünya emekçi halkların emeğini bir avuç tekeller el koyuyorlar. Tüm bu adaletsizliklerin kaynağı ne İsa’dır, ne Musa’dır ne de Muhammed’dir. O günün koşullarında değerlendirdiğimizde o günün reformcu ileri insanlarıdır. Bunlara kutsallık atfeden halklarımıza saygılıyız. Fakat o günün koşullarındaki yazılan, söylenenleri egemenler kendi çıkarlarına göre yorumlayıp halkı zor ve baskıyla ya da kutsallıklarını istismar ederek sömürmüşlerdir. Hala da bugün de kullanılan en kullanışlı araçtır. Halkın kendi ile inancı arasına kimsenin sokmayacağı koşulları yaratarak düşünce ve inanç özgürlüğü temelinde gerçek demokratik bir ülkede bu da sosyalizmde mümkün olduğunu savunduğumuzu bilmeni isteriz. Önce ülkemizde sonrada tüm dünyada sınırların olmadığı ve hiç bir inancın ve milliyetin birbirlerine üstünlük kuramayacağını, hiç bir renk ve kültür halkların birbiriyle yaşamasına engel olmadığını, tam tersine zenginlik olduğunu düşünüyoruz. Hatta İsa’nın öldürülmesi dahi “Allah’a ait olan bu kainatta neden birileri AÇ, Neden Birileri TOK” diye sorduğu için, bir daha böyle gerçek ve halkı uyandıracak sorular sorulmasın diye, ibret olsun diye çarmıha gerildiğini, bugün de devrimcileri sosyalistleri değişik tarihlerde Amerika’da, İngiltere’de ve o medeni gördüğün Avrupa’da çarmıhlara gerildiğini bilmeni isteriz. Şu anda daha tekeller, hatta 12 aile dünyanın yarısına yakın ülkenin gelirini elinde bulundurduğunu, bu adaletsizliğe kim nasıl çare sorusunun cevabını; halkların ekmek ve adalet mücadelesini birleştirerek mücadelede geçtiğini düşünüyoruz. Onun için neden turist olarak buralara gelmiyoruz da, göçmen olarak biz buralardayız… Siz neden 10 yıl 20 yıl ülkenizden uzak yaşamak zorunda değilsiniz, biz ülkemizden uzakta vatan özlemi ile yaşamak zorunda kalıyoruz? Bu sorulara dürüstçe cevapla düşün bir daha konuşalım…” konuşmayı bitirdik.
Bu konuşmadan sonra bize birazcık da olsa bakışı değiştiği gözlendi. Ve diğer arkadaşlarına anlatmaya başladı.
Biz de diyoruz ki; hem Adalet ve Özgürlük taleplerimizle hem dünya halklarımızı bu taleplerin gerçek ve yakıcılığı ile birleştirip Adaletsizliğe karşı mücadeleye etmeye çağırıyoruz.
Çünkü biz Halkız ve Haklıyız!
Bu güçle bulunduğumuz yerlerde, Avrupa’da Asya’da demeden; Nuriye, Semih ve Halkın Avukatlarına Özgürlük İstemeye, Onları sahiplenmeye ve AKP faşizmini teşhir etmeye devam edeceğiz
LONDRA NURİYE VE SEMİH ÖZGÜRLÜK VE ADALET KOMİTESİ
LONDRA YÜRÜYÜŞ TEMSİLCİLİĞİ
23 Eylül, Cumartesi 2017


