0
Londra’da Alaettin Kalender’in Davası Sonuçlandı Biz Kazandık
6 Nisan 2016 günü sabahın köründe, evi İngiliz Polislerince basılan sosyalist-devrimci Alaettin Kalender’in mahkemesi görüldü.
İngiliz Burjuvazisinin Mahkemelerinde Sosyalist Düşüncelerimizi, Şehitlerimiz ve nedenlerini ve Silahlı Mücadelenin Meşruluğu Anlatıldı ve Savunuldu.
13-16 Aralık tarihlerinde gün boyu süren mahkemede Devrimcilik, Sosyalizm, Şehitlerimiz Faşizm Koşullarında Silahlı Mücadelenin Meşruluğu Anlatıldı.
Alaettin Kalender sadece evinde bulunan 97’den kalma Devrimci Sol dergisindeki bomba yapımını anlatan sayfalardan dolayı yargılanılmaya çalışılıyor.
İlk iki gün; savcının polis fezlekelerinde Devrimci Sol (DS)’nin 1997 yılına ait 67 sayfalık dergiden, bomba yapımını anlatan yedi sayfaya dayanarak suçlanan arkadaşımız, aynı sayının diğer sayfalarının da 15-20 ye yakın başlıklarla da silahlı mücadeleden örnekler verilerek 12 kişilik jüriyi etkilemeye çalıştı.
1995’de, kontrgerilla tarafından işkence yapıldıktan sonra, torbalara konularak ve taş bağlanarak, Ege’nin sularına gömülen Hasan Aydoğan, M. Ali Mandal, Metin Andaç ve Neslihan Uslu’nun Jitem’in “03 Timleri” diye adlandırılan ölüm timi tarafından 31 Mart 1998 tarihinde İzmir Çeşme’ye bağlı Alaçatı’da kaçırılmışlardı. Bu 4 devrimcinin, Foça’da askeri alan içerisinde yer alan kontrgerillaya ait binalarda işkence altında sorgulandıklarını itiraf eden Turan Ünal’ın Cezalandırmasını gündeme getirildi.
DS nin içindeki makalelerde cezalandırma eylemlerindeki örneklerde, Sabancı Center’da üç kişinin cezalandırılmasının nedenleri de ortaya konuldu. Kürdistan hapishanelerinde 10 yurtseverin, Ümraniye ve Buca hapishanelerinde 7 devrimcinin Türkiye faşizmi tarafından katledildiği vurgulandı. Egemen bir sınıfın işbirlikçi burjuvasının temsilcisi Sabancı’nın çıkarlarını koruyan kolluk kuvvetleri tarafından katledildiği, onun için cezalandırıldığı belirtildi.
Yine Savcı; yaralı olan Devrimci Sol kadın gerillasının, arkadaşları katledildikten sonra, yanına çağırdığı üst rütbeli birine sarılarak sakladığı bombayla birlikte kendini patlattığı gibi örnekler verilerek te suçlanmaya çalışıldı.
Mahkemenin üçüncü günü bu iddialara cevap vermek için savunmaya söz verildi;
Neden devrimci ve sosyalist olduğuna dair sorulan soru üzerine Kalender cevap verdi; 50 yaşındayım ve ben bir sosyalistim, ülkemden buraya gelmeden önce devletine bağlı, dini inançları güçlü her Cuma camiye giden ve devlete memurluk yapmış bir babanın evladıyım ve mutaassıp bir aileden geliyorum. Elbistan’a göç ettikten sonra ve orada yaşayan değişik milliyet ve inançlardan halkları tanıdıktan sonra (özellikle Kürt halkı ve Alevi ) düşüncelerimde yavaş yavaş değişiklik oluyordu. Türkiye’de devlet faşizminin halkalarına uyguladığı baskıları ilk etap görmüyordum. Çünkü ailem ve yaşadığım ortam aldığım eğitim buna engeldi. Asıl devlete karşı ve düşüncelerimde radikal değişiklikler olması bu ülkeye gelmeden dört beş yıl öncesinde yaşadıklarımdır. Özellikle içinde bire bir derslerine yardımcı olduğum lise öğrencilerininde olduğu 18-20 kişilik gruba, devletin kimyasal gazlarla yakıp katletmesi sonucunda, kendi düşüncemi sorguladım ve ezilen tüm halklara karşı da kendimi yakın hissettim. Onları tanımak için araştırdım ve öğrendim öğrendikçe doğrudan haklıdan yana olmam gerektiğini bunun tek yolunun da sosyalizm olduğuna inandım. Sosyalizmi; ekmek, adalet ve özgürlük olarak tanımlayabilirim dedi.
İdeolojik Haklılığımızdan Aldığımız Güçle Faşizmi Teşhir Ettik
Faşizmin olduğu yerde direnmek meşrudur. Faşizme karşı mücadele etmek silahsız, silahlı mücadeleye, devrimciliğe, şehitlere karşı ilgim ve saygım vardır. Ve onların hayatlarını neden feda ettiğini sormamız gerektiğine dair kendime sorular sordum. Herkes bu soruyu sormalı kendine. Sizde bu soruyu sorun. Neden insanlar hayatlarını ortaya koyacak kadar bir inancın düşüncenin peşinde giderler. Ben bunları okumak ve anlamak, meşru ve haklı bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Bizi savunan Avukatımızın ve Barrister’imizin, düşüncelerimizin gücüne, haklılığımıza ve meşruluğumuza inanmaları ve mahkemede daha güçlü duruş göstererek böyle haklı düşünceye ve kişiliğe sahip kişinin yargılanmasının inanç ve düşüncenin yargılanması anlamına geleceğini de vurgulayarak jüriyi tarafımıza çektik. Ve çok gururla jüri temsilcisi kadın yüksek sesle “Suçlu Değildir”! Diyerek haklılığımızı onaylamış oldu.
Dava konusu olan DS dergisinin yakılmasını istediler. Ve izin vermedik. Sadece bomba yapımı ile ilgili bölümü yırtılabileceği diğer sayfanın iade edilmesini istedik.
4 gün süren mahkeme boyunca halkımız yalnız bırakmadı. Genç yaşlı, kadın erkek insanlarımız sahiplendi kendi davasını. Çünkü yargılanmak isteyen bir kişi değildi dünya halklarının sosyalizm hayalleriydi aslında.
Dört gün bir eğitim çalışması gibi süren bu mahkeme öğretici oldu. Öğrendik öğrettik yine.
Mahkeme’de Barrister’imizin yaptığı şu esprili gerçeği yazamadan geçemeyeceğiz. Alaettin Kalender’in evinde bulunan 97’den kalma dergideki bomba yapımını anlatan sayfalardan dolayı yargılanılmaya çalışılıyor. Biz dört gündür burada bomba yapımının tarifini işledik. Yani bu demek oluyor ki mahkeme heyeti, avukatlar, 12 kişilik jüri üyeleri ve şu gördüğünüz seyircilerin tamamı bomba yapımını biliyor artık. O zaman hepimiz yargılanabiliriz. Bu cümleler herkesin gülümsemesine sebep oldu.
Karar verilmeden önce hâkim, burada okunan bomba yapımını anlatan yazı ve diğer yazılar sadece bir dergiden alınma olduğunu unutmayın diyerek konuyu jüri üyelerinin dikkatine sundu.
Sonuç olarak bu davada, İngiliz halklarının bedeller ödeyerek aldığı haklar yok sayılmaya, bu hakları geri alınmaya çalışıldı. Düşünce ve ifade özgürlüğü yargılanmak istendi. Başaramadılar çünkü kazanılmış hak ve özgürlüklerin geri alınmasına halk jürisi barikat oldu.
Halk Adaletini Uyguladı. Yaşasın Halkın Adaleti!
Biz Halkız Haklıydık ve Kazandık.
İngiltere Yürüyüş Dergisi Temsilciliği
18 Aralık 2016
