8
ŞEHİTLERİMİZİN YOLUNDAN ZAFERE YÜRÜYORUZ
KIZILDERE YENİLMEZLİĞİMİZ LİSELİ DEV–GENÇ GELECEĞİMİZDİR
30 mart 17 nisan devrim şehitlerini anma umudun kuruluşunu kutlama günlerindeyiz…
48 yıl önce bugündü tohumlar dünyanın Türkiyesi’nde , Türkiye’nin küçük bir köyü Kızıldere’de toprağa düşmüştü.
Kızıldere teslim olmamaydı, halk ve vatan sevgisiydi, yoldaşlıktı, dostluktu uzlaşmamaktı… Kızıldere, devrimci değerlerin ölüm pahasına savunulmasının anadoludaki en görkemli destanlarından biriydi.
Cihan alptekin, ertan saruhan, ömer ayna, sinan kazım özüdoğru, saffet alp, mahir çayan, hüdai arıkan, ahmet atasoy, nihat yılmaz, sabahattin kurt’tu adları. Türkiye devrimci hareketinin bu en yiğit 10 evladı, toprağa düştükleri yerden anadolunun dört bir yanına tohum olup saçıldılar… Onlar öldükleri yerde yeniden doğdular ve o gün bugündür Kızıldere bizim doğum yerimiz, “YOLUMUZ ÇAYANLARIN YOLUDUR” sloganı ise değişmeyen şiarımız oldu; öldük öldürdük ve vurulup vurdukça çoğaldık, tohumlar fidana durdu. Nice kuşatmalardan geçtik, nice karanlıkları yardık. «Mutlak karanlık yoktur» diyerek Kızıldere’nin ışığıyla aydınlattık yolumuzu, uzandık geleceğe…
1990’lı yıllar emperyalizmin yeni dünya düzenini ilan ettiği, sosyalist ülkelerin yıkılmasıyla zafer çığlıkları attığı yıllardı. Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenemeyenler, halkın içinde kök salmayanlar, emperyalizmin zafer çığlıkları karşısında savaşma azimlerini bir bir yitirerek bayraklarından orak çekiçleri çıkartıyorken, anadoludan bütün dünyaya yayılan bir ses yükseliyordu. Bu ses Devrimci Sol savaşçılarının sesiydi….
Tarihler 16-17 nisan 1992’ydi… Kavgamızın başkenti İstanbul’da Devrimci Sol önder kadro ve savaşçılarının direniş ve savaş sloganları yankılanıyordu. Faşizmin ölüm mangaları tarafından kuşatılan üslerinde, aralarında merkez komite üyeleri Sinan Kukul ve Sabahat Karataş’ın da olduğu 10 Devrimci Sol önder kadro ve savaşçısı, geleneklerimize yeni gelenekler ekleyerek tarih yazıyorlardı…
Onlar, ” BAYRĞIMIZ ÜLKENİN HER YANINDA DALGALANACAK”, “YOLDAŞLARIMIZ SİZİ CEZALANDIRACAK” sloganlarıyla, kuşatıldıkları üslerinden umudun orak-çekiçli bayrağını dalgalandırarak tarih yazıyorlardı.
Şehitlerimiz tarihimizdir; dünümüz, bugünümüz, yarınımızdır… Onlar, bizler özgür bir vatanda yaşayalım diye, geleceğimiz uyuşturucu çetelerinin mafyaların elinde karartılmasın diye mücadele ettiler, ve bu kavgada canlarını verdiler.
Onların kavgasını omuzlamak, bizden sonra gelecek olan nesillere; kardeşlerimize, beşikteki bebelere karşı sorumluluğumuzdur. Yarın o bebekler büyüdüklerinde, “bize iyi bir gelecek hazırlamak için ne yaptınız” dediklerinde başımız dik alnımız açık cevap verebilmek için bugünden savaşmak zorundayız. Tıpkı bizden önce gelen Sezginler’in Ali Haydarlar’ın İrfanlar’ın Sılalar’ın Bünyaminler’in yaptığı gibi…
Biz Liseli Dev-Gençliyiz. Ali Haydarlar gibi cüretli Irfanlar gibi hesapsız Sılalar gibi düşmana öfkeliyizdir.
Biz Liseli Dev-Gençliyiz…Savaşacağız ve kazanacağız. Şehitlerimizin yolunda hiç durmadan yürümeye devam edeceğiz.
Şehitlerimizi anıyor, Partimizin kuruluşunu selamlıyoruz.
DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR
KURTULUŞA KADAR SAVAŞ
Liseli Dev-Genç
