10
SOSYALİZM’DE DEVLET HALK İÇİN, FAŞİZM’DE HALK DEVLET İÇİNDİR!
Başlıkta ’da görüldüğü gibi Sosyalizm ’de devlet halk için, Faşizm ’de halk devlet içindir. 18 Temmuz Salı günü tüm halk işine gitmek için sabah evlerinden çıktıklarında “ yüzen arabalar ve taşan su” ile karşılaştılar. Metropol şehri olan koskoca İstanbul’da şehrin alt yapısı yetersiz kalmaktadır buna karşın burunları kanayınca helikopter ile hastanelere giden asalak zengin sınıf. İşte bu düzenin baş çelişkisi sınıflar savaşımıdır ve bu savaş hayatımızın her alanında karşımıza çıkmaktadır.
Kendilerine saraylar yaparlar ama milyonların yaşadığı İstanbul’a alt yapı yapamazlar. Diyanet İşleri bakanına 1 milyonluk araba aldılar ama sabahın erken saatlerin ’de işlerine giden halk metrobüslerde, arabalarda, dolmuşlarda mahsur kaldı, yoksul halkın evlerini su bastı. Bu ve buna benzeri örnekler daha ’da artırılabilir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi bunlar yoksul, emekçi halkın doğal afetlerde, kış aylarında yaşadığı zorluklardır birde diğer tarafa bakalım zengin asalak burjuva kesimine.
Kış gelir gelmez başlarlar karın ne kadar romantik olduğuna, kayak merkezlerine gitmeye, zengin lüks mekânlara gitmeye ve bu tüm olaylarda hemen hemen tekrarlar yağmur altında yürümeler. İşte iki uzlaşmaz sınıf bir tarafta biz bir tarafta onlar. Asalak zenginler kışın soğukta elleri çatlamış sızlayan mendil satan çocuğun halini anlayamazlar, karda çamurda yırtık ayakkabıyla gezen halkın halini anlayamazlar. Bir gün televizyonlarda görürlerse yazık deyip geçerler ve bunlar böyle asalak böyle yoz böyle pislik bir hayat içinde yaşarlar. İşte böyle bir düzende yaşıyoruz böyle bir düzende büyüyoruz. Geçmişten bugüne bir sürü örnek verebiliriz. En basitinden bugün yaşananlar ve hayatın alt üst olması. Bugün trafik ulaşıma kapandı, arabalar görünmeyecek hale geldi insanlar zor anlar geçirdi belki can kaybı bile olabilirdi şans eseri can kaybı olmadı. Her sene olduğu gibi bu sene İstanbul’da, geçen senede Mersinde yaşamıştık yine olan yoksul halkımıza olmuştu halktan iki insan hayatını kaybetmişti. Hayatını kaybeden iki insana kader deyip katliamlarını meşrulaştırdılar. Katledilen halkımız kader ‘den ya da Allah’ın takdirinden ’den değildir bunların nedeni hala bir alt yapının olmamasıdır. Alt yapıyı ’da bu düzenden bekleyemeyiz.
Faşizmin halkımıza reva gördüğü bunlar; işçi katliamlarını Allah’ın takdiri, sellerde hayatını kaybedenler için ‘ doğal afet Allah’ın takdiri’ adı altında halka yalan söylüyorlar yalanlarını meşrulaştırıyorlar. Türkiye nin her yerinde karşılaşıyoruz Ankara Büyük Şehir Belediyesi başkanı ‘MELİH GÖKÇEK’ seçim vaadi olarak Ankara’ya deniz getireceğiz diyordu deniz getirmedi ama alt yapı olmadığı için deniz seviyesinde sel yaşattı halkımıza. Bugün insanca olanağımız hiç yoksa açlık-yoksulluk çekiyorsak bunlara karşı direnmek ve bu düzeni değiştirmek en meşru hakkımızdır.
İşte bizler; kokuşmuş, halka zulümden, yoksulluktan, başka verecek bir şeyi kalmamış bu düzende yetişen gençler olarak faşizmin halkın manevi düşünce ve değerlerini kullanarak eksiklerini kapatmaya çalışmasına, halkı aldatmaya çalışmasına müsaade etmiyoruz. Bizler bu vatanın, bu halkın evlatlarıyız. Halkımızın refahı, huzuru, özgürlüğü için mücadele veriyoruz. Emperyalizme ve faşizme karşı verdiğimiz mücadelemiz zafere kadar sürecektir. Halkını, vatanını seven, halkının yararını düşünen tüm gençleri Liseli Dev-Genç saflarına, halk düşmanlarına karşı savaşmaya çağırıyoruz.
DÜZEN ÇÜRÜTÜR DEVRİM YAŞATIR!
HALKIN SORUNLARINI DEVRİMCİLER ÇÖZEBİLİR!
LİSELİ DEV-GENÇ
