0
“Tıpkı Güler Zere Gibi Benim De Bilinçli Olarak Sevkim Çıkarılmadığı İçin, Samatya Hastanesi’ne Gidip Kaldığım Yerden Tedavimi Devam Ettiremiyorum”
Sevgili TAYAD’lı Ailelerimiz
Merhaba,
30 yıldır hapishanelerde devrimci tutsakların sesi soluğu olan TAYAD’lı Ailelerimizi direnişimizin çoşkusuyla selamlıyorum. Bugünde hapishaneler de devrimci tutsaklar, sohbet ve kitap hakkı için direniyorlar.
TAYAD’lı Ailelerimiz yine onurlu direnesiyle tutsaklarla omuz omuzalar… Sizler ki bugüne kadar hapishanelerde nice katliamlara, nice işkencelere, nice vahşetlere tanık olmuşsunuzdur.
Bir de hapishanelerde bilinçli bir politika olarak geciktirilen tedavileri sonucu ölümlerinin hızlandırıldığını çok yakından yaşayanlarsınız.Birinin adı Güler Zere’ydi. 37 yaşında, devrimci bir tutsak ve kanser hastasıydı. Sizlerin tüm mücadelelerinize rağmen ölümüne iki ay kala tahliye edildi. Tedavisi yapılmasın diye tahliyesi geciktirildi ve ölümüne neden olundu. O gün iktidar Güler Zere’yi ölüme mahkum etti…
Bugün ise aynı saldırıyı bana yapmaya çalışıyor… 51 yaşında devrimci bir tutsak ve aynı zamanda kanser hastasıyım…Silivri Kapalı Hapishanesi’nin hücrelerinden sizlere sesleniyorum… Siz analarımız, babalarımız hergün F tiplerine evlatlarınızın yanına gidiyorsunuz. Hücrelerin, tecritin tutsakları nasıl gün gün öldürdüğünü yaşayarak görüyorsunuz. Hele ki, bir kanser hastasının hücrelerde insansız, sağlıksız koşullarda yaşam şansının olmadığı çok açıktır…
Sevgili TAYAD’lı Ailelerimiz; tıpkı Güler Zere gibi benim de bilinçli olarak sevkim çıkarılmadığı için, Samatya Hastanesi’ne gidip kaldığım yerden tedavimi devam ettiremiyorum. Hapishane müdürünün söylediğine göre, “bayram tatili sonrası ilgilenilecek”miş… Bunu da yaşam ortaya koyacaktır. En önemlisi de, kanserim gün gün ilerliyor ama buna denk bir ortamda bulunamıyorum. Bu imkasızlıklara, hücre gerçeğine, tecrite ve kansere teslim olmayacağım. Benim bu mücadelemde yanıbaşımda olduğunuzu bilmek bana büyük bir güçtür, moraldir. Ben bir devrimci tutsak ve kanser hastası olarak hücrelerde sizlerin sevgisini, desteğini solumanın onuruyla yaşıyorum…
Sevgili Ailelerimiz, birde TAYAD deyince hep aklıma düşer Nilüfer Alcan. Nilüfer’de TAYAD’lıydı. Ve 2000 yılında Bayrampaşa Hapishanesinde kimyasal gazlarla diri diri yakılan altı kadından biriydi.Yanıbaşımda şehit düştü. İşte diri diri yakan o kimyasal gazlar ( canlının olduğu yere atılmaz yazıyordu o gazların üzerinde ) bugün benim de kanser olmama neden oldu. Kanser olma nedenim faşizmdir. Şimdi de dışarıda tedavi olmam engelleyerek kanser nedeniyle hapishanede ölmemi istiyorlar.
Yani bizlere yeni Güler Zereler yaşatmak istiyorlar.
Sevgili TAYAD’lı ailelerimizin onurlu mücadelesine kendine insanım, aydınım, demokratım, haklıdan yanayım diyen herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum. Destek sunmanızı bekliyorum.
Çok geç olmadan dışarının sağlıklı koşullarında tedavi olmam için tüm duyarlı insanları, verdiğim bu mücadelede yanımda olmaya çağırıyorum.
TAYAD’lı ailelerimizin, benim ve benim gibi kanser hastası tutsakların tahliye olabilmesi için omuzladıkları yüke ortak olmaları onların onurlarını ve değerlerini büyütecektir.
Değerli TAYAD’lı Ailelerimiz, sizler her şeyin en güzelini hakedenlersiniz.
Sizlerle, mücadelelerinizle onur ve gurur duyuyorum… Her birinizin tek tek ellerinizden öpüyorum. Her zaman sizinleyim.
Sesiniz sesim, soluğunuz soluğumdur.
Umutla kalın…
Mesude Pehlivan
