Home açıklamalarİngiltere Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi Açıklama: Sokaklarda Sırtımızdan Bıçaklanarak; Sakatlanmak ve Öldürülmek İstemiyoruz!

İngiltere Pir Sultan Abdal Kültür Merkezi Açıklama: Sokaklarda Sırtımızdan Bıçaklanarak; Sakatlanmak ve Öldürülmek İstemiyoruz!

by halkinkutuphanesi
0 comments

Sokaklarda ceset torbalarının sayısını artıranlar,

Suç ve Suçluyla mücadele edemezler…
Sosyal Hak ve Özgürlükler Sorununu
Polisiye Tedbirlerle Çözemezsiniz!
Yozlaştırma ve Irkçı Politikalarınızı Gözden Geçirin!
İngiltere’nin başkenti Londra’da Türkiyelilerin de yoğun yaşadığı bölgelerde, bıçaklı saldırılar giderek artıyor.
Guardian gazetesi; “Şubat ve mart aylarında Londra’da 37 insanın bıçaklı saldırı sonucu öldürüldüğünü” belirtiyor. Son bir hafta içinde de bıçaklı saldırı sonucu beş kişi yaralandı ve sakat bırakıldı. Bu yaşanan bıçaklı saldırıların artması sonucu İngiltere hükümet yetkilileri, Londra belediye başkanı ve güvenlik görevlileri sorumluluktan uzak, beylik ve geçiştirici açıklamalar yapmaya devam ediyorlar.
İç İşleri Bakanı: “Artan suç oranının endişe verici olduğunu polis ve diğer yetkililerle suça karşı mücadele ettiklerini” belirtiyor.
İnterneti açıp baktığınızda, 2018 tarihinden geriye doğru giderek ve aynı öldürmeler sonucu, sorumluların aynı açıklamaları yaptıklarını görebilirsiniz. Güya “Bütün bu endişe verici suçla ve suçluyla mücadele ediyorlar ama bir türlü suçu önleyemiyorlarmış”.
Bu açıklamalarla sorumluluklarını yerine getirdiklerini sananlara soruyoruz;
Suçluyu Ya Da Suçluları Yaratan Kim? Neden Mücadele Ettiğiniz Halde Önleyemiyorsunuz?
Gücünüz yetmiyor mu? ya da dünyaya demokrasi, özgürlük, refah ve güvenlik götürdüğünüzü” söylüyorsunuz…
Peki, Londra’da yaşayanların güvenliğini neden sağlayamıyorsunuz?
5 yıl önce oğlu öldürülen Alıson Cope:
“Hükümetin bu konuyla ilgili yeterli adım
Atmadığını” söylemesine rağmen son 5 yıl içinde hangi adımları attınız?
Ya da adım attınız da ŞUBAT 2019 tarihinde, 19 yaşında bıçakla öldürülen Hasan Özcan’ın ailesinin “BU SON OLSUN” feryadı gibi, onlarca ailenin feryadını neden susturamadınız?
Soruyoruz: Son Beş Yılda Londra’da Kaç Kişi Öldü? Bu Yıl Ceset Torbalarının Sayısı Ne Kadar Arttı?
Londra Belediye başkanı Sadıq Khan “2018 yılında bu sorunla ilgili yorulmaksızın çalışacağız” demişti.
Soruyoruz Sadıq Khan’a; Bu canla başla çalışmalarınızın sonuçları, sokaklarda cesetlerimizin fazlalaşması mı, Komaya Sokulan veya Sakat Bırakılan İnsanlarımızın Sayısının Artması Mıdır?
Londra’da güvenliğimizden sorumlu Polis teşkilatı: “Bıçaklı saldırılarla mücadele için, ek kaynağa ihtiyaçlarımız var” demişlerdi.
Soruyoruz: Polislerin maaşlarının az ya da kaynaklarının yetersiz olduğundan mı, suç veya suçluya karşı mücadele etmiyorsunuz, ya da edemiyorsunuz?
Bir de tespit yapılıyor;
“Ölenlerin Önemli Bir Bölümü Gençlerden Oluşuyor “. Neden acaba?
Sosyal haklarımızın her geçen yıl kesilip (el konulup, gasp edilip), bankaları ve büyük tekelleri kurtarmaya aktarmanızdan kaynaklı olmasın sakın?
-Barınma haklarımızı gasp edip; bir odada birkaç kişinin kalacak duruma getirilip ortak yaşam alanlarını ortadan kaldırmanız olmasın?
-Eğitimi paralı hale getirip; başta göçmenler olmak üzere, İngiltere’deki işçi ve emekçi çocuklarının eğitimlerinin engellenmesi olmasın?
Nasıl bir eğitim verildiği de tartışılır, tartışılmalıdır.
Eğitimin de hizmet sektörlerinde ucuz iş gücü elemanı yetiştirmeye yönelik olmasının payı yok mu acaba?
– Hastanelerde ve sağlık ocaklarında kesintilere gidilerek, halk sağlığının neredeyse paralı hale getirilmesi, basit ve önlenebilir hastalıklarda bile insanlarımızın ölmesine ya da sakat kalmasına payı yok mu?
-Sokaklarda, ellerinde bıçak, silah ve uyuşturucuyla gezen; “psikopatların, katillerin ve çetelerin yaratılmasında”; özellikle gençlerimizin gittikleri sosyal alanları kapatmanızın payı var mı?
-Toplumun güvenliğini sağlamakla görevli polisler, karakolların etrafındaki uyuşturucu satış yerlerini görmüyorlar mı?
– Uyuşturucu ve kumarla yoksul halk çocuklarını kimliksiz, kişiliksiz hale getirip, kullanan ve kullandıran durumuna düşürülmesinde payınız nedir?
Ya da biz yoksul, emekçilere, göçmenlere; hangi ödev ve sorumlulukları önerecek veya vereceksiniz?
Evimizde, işyerimizde, sokaklarda kendimizi koruyacak hangi tedbirleri alalım;
Mesela, Sokaklarda Kendimizi Korumak İçin Ne Önereceksiniz?
-Üzerimizde bizler de bıçak mı bulunduralım?
-Özel Güvenlik Görevlileri Mi Tutalım, Ya Da Sırtımıza Bıçak ve Kurşun Geçirmeyen Çelik Yelekler Mi Giyelim?
-Kumar yerlerine (Betting Oflce) saldırı olup camları kırıldığında bile, üç-beş dakika içerisinde, polisler gelir ve camı kıranı yakalayıp “adalete “teslim eder. Bizler ise neden olduğunuz ÇETELER ve katillerin kurşunlarıyla öldürülürken ya da caddelerde sinsice sırtlarımızdan bıçaklanırken neden aynı hassasiyeti göstermezsiniz?
Yoksa kumarhanelerinizin camı insanlarımızın canından daha mı değerli?
Bu saygısızlığa izin vermeyelim, vermeyeceğiz…
Bize saygı göstermeyi de öğreneceksiniz… Kimseden lütuf istemiyoruz…
Çünkü bizler sadece Emeğimizle Varız, Haklarımızı İstiyoruz!
Emekçi Halklarımız! Yukarıdaki soruları sizler de sorun!
Avrupa Devletleri İçin; En İyi Göçmen, Soru Sormayan, Sesini Çıkarmayan ve Asimile Olmuş, Aptallaştırılmış Olandır!
Avrupa’da olduğu gibi, İngiltere’de de ırkçılık sistematiktir!
Eğer Avrupa’da sistematik bir ırkçılık olduğunu görmez ve ona göre mücadele etmezsek, var olan ırkçılık çok daha katmerlenerek devam edecektir.
Okuldan hastanelere, sokağa kadar her şey düşünülerek, tasarlanarak yapılmaktadır.
Çalışan bütün memurlar buna göre seçilir, yasalar buna göre belirlenir. Zaten oralarda çalışan, sokaklarda yürüyen her yerli halk da anaokulundan itibaren bu bakış açısı ile büyütülmektedir.
“Burası bizim ülkemiz, biz onlara yardım ediyoruz, onlar bize boyun eğmeli” bakış açısına sahiptir.
Yani korkutarak “Eğer benim istediğim gibi davranmazsan; sınır dışı ederim, işini elinden alırım, oturumunu vermem ya da kalleşçe arkandan bıçaklanırsın, katillerini de aklarım” mesajını veriyorlar.
Biz göçmenler olarak da,
İngiltere’de çok daha fazla emek gücü harcayarak yaşamak zorunda bırakılıyoruz…
Kurtuluş olarak görüp, gelmek zorunda olduğumuz bu Avrupa ülkelerinde, ülkem- izdeki faşizmi göstererek bizleri terbiye etmeye çalışıyorlar. Yani “veremi gösterip sıtmaya razı olmamızı” istiyorlar. Sokaklarda birer birer bıçaklanarak, kurşunlanarak öldürülüyor ya da yaralanıp felç bırakılıyoruz.
Uyuşturucu ya da kumar bağımlısı, çaresiz ve aciz insanlar haline getirilmeye çalışılıyoruz.
Bu aşağılanmayı, ırkçılığı ve onursuzca yaşamayı asla kabul etmiyoruz, etmeyelim!
Bütün bu emperyalist çıkarlara dayalı, sömürü ve ırkçı politikalarına rağmen biz göçmenlerden, NEDEN vaz geçmiyorlar hala, diye düşünebilirsiniz.
Çünkü: biz göçmenlere ve özellikle gençlere ihtiyaçları var. Bu yüzden elleri mahkûm. Ucuz iş gücü ve biraz da olsa “entegre” yani asimile olmuş bir halk var ellerinin altında. Onlardan vazgeçmek de istemiyorlar. Ama, asimilasyonu istedikleri gibi gerçekleştiremediklerinden dolayı da rahatsızlar.
Özellikle göçmen gençler, onların istediği gibi boyun eğmedikleri için ırkçılığı artırıyorlar. Gençlere istedikleri meslek eğitimleri verilmiyor. Üniversitelerde daha iyi not almalarına rağmen, en son onlar seçiliyorlar.
Yeni nesil, bir önceki neslin yaşadıklarını biliyor ve onlara yapılanların kendilerine yapılmasına izin vermiyor. Her şeye boyun eğmediği ve hakkını bir şekilde aramaya çalıştığı için İngiliz devleti de bundan memnun değil.
Peki Ne Yapmalıyız?
Bütün bu Hak gasplarına, Irkçı ve Yozlaştırma politikalarına karşı mücadele, bireysel tavırlarla sonuçsuz kalıyor.
Dolayısıyla örgütlü olmayınca devlete geri adım attırıcı bir niteliğe de sahip olunmuyor.
Ama Çaresiz ve Yalnız Değiliz!
Irkçılığa, Yozlaştırma politikalarına karşı mücadele ederek, sorunlarımızı kendi öz örgütlenmelerimizle çözebiliriz.
Irkçılığın ve Yozlaştırma politikalarının karşısına, Halk Meclislerinde birleşerek çıkabiliriz.
Sorunlarımızın çözümü kendi ellerimizde. Irkçılık ve Yozlaşma Yalnızlaştırır ve Öldürür!
Bu sistemin bataklığının sivri sinekleri olmaktansa, bu bataklığı kurutmanın neferleri olalım!
Örgütlenme Birleştirir ve Kazandırır!
Demokratik Haklarımızın Gasp Edilmesine Son Verilmelidir!
Örgütlenelim, Birleşelim, Kazanalım!
Emeğimizle, Onurumuzla Yaşayalım!
Londra Pir Sultan Kültür Merkezi

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode