Home haberlerHasta Tutsak İrfan Yılmaz’ın Hapishaneden Yazmış Olduğu Mektubu Paylaşıyoruz

Hasta Tutsak İrfan Yılmaz’ın Hapishaneden Yazmış Olduğu Mektubu Paylaşıyoruz

by halkinkutuphanesi
0 comments

“İnsan Kolsuz, Bacaksız Yaşar. Dilsiz, Gözsüz, Kulaksız da.

Ama Onursuz Asla…”

Serebellar Sendromlu, %96 Engelli Raporu Olan İrfan Yılmaz’dan

Halkımıza, Gazetecilere, Aydın ve Sanatçılara Mektup:

Merhaba;

Öncelikle size selam ve sevgilerimizi gönderiyorum, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Nasılsınız? Gayet iyisiniz umarım.

Ben, yaşadığım onca hukuksuzluğa, hastalığıma rağmen iyi olmaya çalışıyorum.

Adım İrfan Yılmaz, 59 yaşındayım ve Serebellar Sendrom hastasıyım, %96 engelliyim. Ayakta duramıyorum; kollarımı, ellerimi istediğim gibi kullanamıyorum. Konuşmakta zorlanıyorum ve daha pek çok engel var hayatımda.

Bu haldeyken ve Adil Tıp Kurumu’nun (ATK), infaz erteleme talebime dönük “Hapishanede yaşamını sürdüremez şeklindeki raporuna rağmen Sarıyer İlçe

Emniyet Müdürlüğü’nün “Güvenlik Sorunu Yaratır” görüşüne dayanarak hâlâ hapishanede tutuluyorum.

Doğal olarak birçok sağlık sorunu yaşamaya devam ediyorum.

Bir ay kadar önce Marmara (Silivri) Hapishaneler Kampüsü Hastanesi’nde Üroloji Bölümü’ne sevk edildim. Doktorun muayene ve önerisi ile yıllardır kullandığım sondam çıkartıldı. Sondasız yaşamaya adapte olmam önerildi. Ancak talebime rağmen ‘ördek’ lazımlık ve prezervatif sonda gibi ihtiyaçlarımı doktor yazmadı.

Sadece bez yazdı. Ama bez kullanmak benim için hapishane koşullarında zor olduğu gibi, bezler de yeterince sıvı tutan cinsten değil. İlkel yöntemlerle, pet şişelerle ördek lazımlık niyetine kullanıp el yapımı, uydurma prezervatif sonda yapıp kullanarak hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. Fakat sondamın çıkartılmasından sonra idrar yollarımda sıkça iltihaplanma oluyor.

Kurum doktoru bu nedenle üç farklı antibiyotik ilaç yazdı. Bunlardan biri tek kullanımlıktı. Onu kullandım.

Biri 500 mg, öbürü 100 mg dozlu diğer antibiyotikleri kullanırken el parmaklarımda uyuşma, sürekli idrar kaçırma, idrarımın geldiğini neredeyse hiç hissetmeme sorunları yaşamaya başladım. Bunlar, hastalığım nedeniyle benim için özellikle hassas konular olduğundan ilaçları hemen kestim ve kurum doktoruna tekrar çıktım, durumu anlattım. Özellikle Nöroloji Bölümü’ne sevk etmesini istedim. Doktor, sorunun öncelikle ürolojik olduğunu söyleyerek beni kampüsteki Üroloji Bölümü’ne sevk etti. Nörolojiye sevkimi oradan yaptırmamı önerdi.

Bir hafta sonra, 1 Nisan 2026 Çarşamba günü saat 14.00 sonrasında ürolojiye gittim. Doktora durumu anlatırken onun tarafından azarlandım: “İlaçların bir yan etkisi yoktur! Sen bana doktorluk yapıyorsun” dedi ve “Alın bunu götürün” diyerek odasından kovdu.

Hastalığım nedeniyle konuşmakta zorlandığım halde, derdimi anlatmama bile izin vermeyen doktorun tavrını, hekim ahlâkına yakıştırmadığım gibi insani de bulmuyorum. İlaçların prospektüsünde bile onlarca yan etki sayılırken ilaçların yan etkisi olmadığını neye göre söyleyebiliyor?

Dahası bu etkileri yaşayan benim. Muayene etmeden, tetkik yapmadan, hangi bilgiyle yorum yapıyor?

Yatalak ve tekerlekli sandalyeye mahkûmum. Bu durumda bir yerden bir yere gitmek, araç değiştirmek bile benim için eziyetken doktorun bu bilgisizliği de ayrı biz eziyet, işkence olmuştur.

Bu yaşadıklarımı İstanbul Tabip Odası’na da yazdım. Ayrıca suç duyurusunda da bulundum.

Ben özel biri değilim. Biliyorum ki ülkemiz hapishanelerinde benimle benzer durumda olan yüzlerce hasta tutsak anti bilimsel raporlarla, hukuk dışı mahkeme kararları ile tutuluyor. Siyasi düşüncelerimizden ötürü cezalandırılıyoruz.

İnsan kolsuz, bacaksız yaşar. Dilsiz, gözsüz, kulaksız da. Ama onursuz asla…

Sizden yaşadıklarımı halkımıza duyurmanızı, bana ses olmanızı bekliyorum.

Çalışmalarınızda bir daha kolaylıklar dileyerek sevgi ve selamlarımızı yolluyorum.

İrfan YILMAZ

05.04.2026 / Silivri

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode