6
Faşizme karşı direniş meşalesinin aydınlığı: 19-22 Aralık 2000
19 Aralık 2000 sabahı Türkiye, hapishaneler saldırısıyla güne başladı. 20 hapishaneye sabahın ilk saatlerinde, aynı anda yapılan saldırıda “Hayata Dönüş” isimli katliam başladı…
UNUTMADIK. UNUTMAYACAĞIZ. UNUTMAMALIYIZ.
Bilmeyenlere anlatacağız neler oldu? Arşivden görüntüler yayınlıyoruz. Görüntüler arşiv olabilir, yaşananlar ASLA.
Sınıflı toplumların tanımı yapıldığı günden bu yana… İnsanın insan tarafından diri diri yakılmasında hep yakılan İNSAN savunucuları olmuştur. Yakan hep faşizmdir! Yakılan ama sönmeyen hep Direnen İNSANDIR.
İşte Dünyanın Türkiye’sinde diri diri yakılanların anlatımları, yaşayan ve yaşayacak olan adalet, mücadeleleri, özlemleri… Tecrit saldırısı, insanın insan oluşuna saldırıdır. İnsanca yaşam koşulları uğruna, onurlu yaşam uğruna tecrit ölümdür, kabul etmiyoruz diyerek ölümü yere serenlerin, faşizme karşı direniş meşalesinin aydınlığıdır 19-22 Aralık 2000:
19-22 Aralık 2000
Yazgülü Güder Öztürk, Fırat Tavuk, Ali Ateş, Aşur Korkmaz, Özlem Ercan, Şefinur Tezgel, Nilüfer Alcan, Gülser Tuzcu, Seyhan Doğan, Mustafa Yılmaz, Cengiz Çalıkoparan, Murat Ördekçi, Ahmet İbili, Alp Ata Akçayöz, Ercan Polat, Umut Gedik, Rıza Poyraz, Fidan Kalşen, İlker Babacan, Fahri Sarı, Sultan Sarı, Murat Özdemir, İhsan Özkan, İrfan Ortakçı, Hasan Güngörmez, Yasemin Cancı, Berrin Bıçkılar, Halil Önder
19-22 Aralık 2000 tarihinde Türkiye hapishanelerinde 28 devrimci katledildi.
Kıbrıs Harekâtından sonra, ülkemizde yapılan en büyük askeri operasyondu yapılan.
Katledilen halkın evlatlarıydı, öncüleriydi. Katliam öncesi dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, hapishaneler sorunu çözülmeden IMF programının uygulanamayacağını söylüyordu.
Yani devrimciler ezilip geçilmeden, halk teslim alınamaz, emperyalistler için dikensiz gül bahçesi sunulamazdı.
19-22 Aralık katliamı, ülkemizin topraklarını, sularını, ormanlarını, dağlarını kısaca vatan topraklarını IMF’ye pazarlamak için yapıldı.
Ortadoğu’daki politikalarını hayata geçirirken, önünde durabilecek anti-emperyalist tek güç olan Parti-Cephe’yi yok etmek için yapıldı.
Anadolu topraklarının en direngen damarı, dünya halklarına Marksist-Leninist ideolojisinin taşıyıcısı tek gücü bitirmek, bir daha devrimciliğin adı bile anılmasın diye yapıldı.
Devrimci tutsaklar, işte bunun için bedenlerini siper ettiler halklara. Öldüler; ama teslim olmadılar. Halka-vatanımıza yapılan bu saldırı karşısında bedenleriyle barikat oldular.
Katliamın üzerinden 19 yıl geçti. Bu süre içerisinde emperyalizmin, oligarşinin politikaları yaptığımız değerlendirmenin doğruluğunu kanıtlıyor.
Ancak emperyalizm tüm saldırılarına rağmen Anadolu halklarını teslim alamadı. Anadolu topraklarında rahat dolaşamıyor, korkuyor. Korkuyorlar; çünkü hala direnenler var.
19-22 Aralık tarihinde hapishanelerde yaratılan direniş destanı bugün F Tipi Hapishaneler başta olmak üzere alanlarda, mahallelerde, meydanlarda sürüyor.
Çünkü Anadolu
topraklarında devrimciler hiçbir zaman emperyalizme, oligarşiye teslim olmadı. Emperyalizm ve oligarşinin saldırıları hangi boyutta olursa olsun, devrimciler her süreçte direndiler, teslim olmadılar. İnançlarından, değerlerinden taviz vermediler, baş eğmediler.
topraklarında devrimciler hiçbir zaman emperyalizme, oligarşiye teslim olmadı. Emperyalizm ve oligarşinin saldırıları hangi boyutta olursa olsun, devrimciler her süreçte direndiler, teslim olmadılar. İnançlarından, değerlerinden taviz vermediler, baş eğmediler.
Bilgehanlar, Leylalar, Oğuzlar, Elifler, Şafaklar, Bahtiyarlar… Ve bu topraklardan doğacak onlarca direnişçinin tohumları 19-22 Aralık tarihinde koğuş koğuş direnenlerle, fedayla bedenini tutuşturanlarla yazıldı.
Onlar ölümü “MERHABA ZAFER, HOŞGELDİN ÖLÜM” diyerek karşıladılar. Zaferi şehitlikleriyle armağan ettiler dünya halklarına.
Sözümüz sözdür! Biz devrimi, sosyalizmi armağan edeceğiz şehitlerimize.
