Home direnişlerDirenen NEFA İşçisiyle Röportaj

Direnen NEFA İşçisiyle Röportaj

by halkinkutuphanesi
0 comments

2 Aydan Fazla Süredir İşine Geri Dönebilmek İçin Direnen NEFA Tekstil İşçisi Erkan Munar’la Yaptığımız Röportajı Yayınlıyoruz
Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Erkan Munar. Evliyim, 1 çocuğum var. Eşim hamile 2 ay sonra bir çocuğumuz daha olacak. 5 aydır Nefa Tekstil’de çalışıyorum.
Direnişe ne zaman, nasıl başladınız?
13 Şubat’ta sabah işe başladığımda ustabaşı tarafından işten çıkartıldığım söylendi. Nedenini sorduğumda “işçileri kışkırtıyormuşsun” dedi. İşçi arkadaşlarımızla aramızda maaşlarımız az gidip konuşalım diyerek sohbet etmiştik muhtemelen bu konuşmayı birisi işverene yetiştirmiş. Kâğıt imzalatmaya çalıştılar kabul etmedim. İşten çıkartılmayı kabul etmedim. 2 günlük kar tatilinin ardından 20 Şubat’ta fabrikaya geldiğimde Pazartesi gel konuşalım dediler. 23 Şubat Pazartesi işyerine gittiğimde kapının önünde polis vardı. İçeriye girmeye çalışırken güvenlik engel oldu. Direnince polis gözaltına aldı. Akşam fabrikanın önüne direniş çadırımı kurarak “işe geri dönmek” talebiyle direnişe başladım.
Sonrasında neler yaşadınız?
Tek başıma olsam da aslında yalnız değilim burada. Ziyaret edenler, telefonla arayarak soranlar oluyor. Yoldan geçenler, mahalleden gelen arkadaşlar var. Direnişimin 35. Gününde akşam 10.00’da polis ve zabıta saldırısı yaşadım. Çadırın “yasadışı” olduğunu söyleyerek kaldırmamı istediler. Ancak ben hayır dedim. Bunun üzerine gaz sıktılar. Beni çamurun içine yatırarak, ters kelepçe takıp, gözaltına aldılar. Zabıta ise çadırı yıkıp tüm malzemelerime el koydu. Gerekçe olarak “belediyenin refüj alanını işgal ediyorsun” dediler. Mahkeme kararlarının olduğunu söylediler. Görmek istediğimi söyledim ancak göstermediler. Ertesi gün ben savcılıktan bırakıldım, bana destek olmak için orada olup birlikte gözaltına alındığım arkadaşımı ise mahkemeye sevk ettiler. O da mahkemeden bırakıldı. Akşam çadırımı tekrar kurarak direnişime devam ettim.
10 gün sonra zabıta ve polis tekrar geldi. Saat yine 10.00’da çadırın içinde uzanırken “Erkan kalk gidiyoruz” dediler. Montumu giyip, “gelmiyorum” dememle birlikte saldırı başladı. Ben ve destek için yanımda bulunan arkadaşım ise, “direne direne kazanacağız, işçiyiz haklıyız kazanacağız, insanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarıyla direndik. Yaka paça gözaltına aldılar. Tabi zabıta yine çadırımı yıkıp tüm malzemelerimi gasp etti. Ertesi gün akşam 19.00’da savcılıktan bırakıldık. Ve tekrar çadırımı kurdum.
Her saldırıda çadırınıza ve tüm eşyalarınıza el koyulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ekonomik anlamda beni zor duruma düşürmek istiyorlar. Çadır direnişinde kullanılan malzemelere el koymalarının tek nedeninin bu olduğunu düşünüyorum. Gözaltı korkusuyla yıldırıp direnişi bitireceğimi düşünüyorlar ancak yanılıyorlar.
Çevreden destek var mı?
Yan tarafın işçileri sürekli bakıyorlardı. Eylemin onuncu gününde akşam toplu bir şekilde iş çıkışında sloganlarımıza alkışlarıyla destek verdiler. Grup Yorum ve diğer mahallelerden arkadaşlar toplu bir şekilde bir gün ziyaretime gelmişlerdi. Halaylar çekerken inşaat işçileri alkışlarıyla destek oldular. Yoldan araçlarıyla geçenler kornalarını çalarak, el sallayarak selam veriyorlar. Bu bölge iş sahasıdır. Çevrede fabrikalar, atölyeler ve iş yerleri yoğun. Yakacak odun getiren, kahvaltılık malzeme getiren işçi arkadaşlar oluyor. Tabi bölgedeki işverenler işçilerin direnişe destek vermemesi için baskı da yapıyorlar. Mesela odun getiren işçi arkadaşımızın patronu, “onlar ‘terörist’ yardım etmeyeceksin” diyerek azarlamış. Yan taraftaki inşaatın tuvaletini kullanıyorduk. Ancak patronumuz inşaat sahiplerine, “siz yardım etmeseniz o burada barınamaz” demiş. Bu yüzden artık orayı kullanamıyoruz. Kısacası işveren beni tecrit etmeye çalışıyor. Daha birkaç gün önce fabrikanın önüne çadıra doğru bakacak şekilde kamera koydular. Sürekli izleyerek baskı kurmaya çalışıyorlar.
Çalıştığınız işyerinden arkadaşlarınız destek veriyor mu?
 Hayır. İşçiler üzerinde büyük bir işveren baskısı var. Mesela benim çadırı kurduğum kapı ana kapı. Ancak direniş başladığından beri tüm giriş ve çıkışlar arka kapıdan yapılıyor. Bahçenin kapısını ise brandayla örttüler. İşçiler bahçeye çıktığında görmesinler diye.
Direnişiniz şuan nasıl devam ediyor?
Ben işime geri dönünceye kadar 7-24 buradayım. Direniş bu şekilde sürüyor. Tecrit var demiştim. İşçi arkadaşlarıma sesimi duyurmak için 16 Nisan saat 16.00’da bahçeye çay molası için çıktıklarında kendimi bir arkadaşımla birlikte kapıya zincirledim. 60 gündür direndiğimi, işime geri dönmek istediğimi anlatan konuşmalar yaptım. Sloganlar attık. İşveren ise bu hamleye karşı bazı işçileri toplayıp “bizde seni istemiyoruz” diye slogan attırdı. Hafta içinde bizi gözaltına alan polis amirinin 2-3 kere içeriye girdiğini ve elinde poşetlerle çıktığını görmüştük. Muhtemelen bu işi işverenle birlikte örgütlediler. Bazıları bana saldırmaya çalıştı. Hakaret ve küfürler edenlerde vardı. Sonra işyerinin sahibi Ahmet Erkan Över yanıma gelerek, “bak arkadaşlarında istemiyor seni işe almayacağım” dedi. Bende, “bu provokasyonu kendisinin yarattığını, işçileri bana karşı kışkırttığını” söyledim. Ardından polis beni ve destek için orada olan 2 kişiyi gözaltına aldı. Bir gece karakolda kaldık. Tabi çadır ve tüm malzemeleri zabıta yine gasp etti. Ertesi gün 2 arkadaşım savcılıktan bırakıldı. Ben ise mahkemeye sevk edildim. Savcı beni bırakırsa tekrar çadır kurup kurmayacağımı sordu. Kurmazsam bırakacağını, mahkemeye sevk etmeyeceğini söyledi. Bende kuracağım dedim. Böylece mahkemeye sevk etti.Bana denetimli serbestlik verdiler. Haftada 3 kez karakola imzaya gitmem gerekiyor.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Bu son yaşadıklarımla işveren, polis, zabıta, savcı ve hâkimin nasıl ortak hareket ettiklerini görmüş oldum. Hepsi bu direnişin bitmesi için çabalıyor. İşi, ekmeği, onuru için mücadele eden, direnen bir insana haftada 3 gün karakola imza atmaya yollamanın başka bir mantığı var mı? Aslında bu son saldırı beni daha hırslandırmış durumda. Direnişe kaldığım yerden devam edeceğim.

NOT: Bu röportaj yapıldıktan 1 gün sonra 20 Nisan Pazartesi günü Erkan Munar’ın direniş çadırına polis ve zabıta tarafından 5. Saldırı gerçekleşti. Gözaltına alındı…

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode