17 Nisan çarşamba günü, Grup Yorum emekçileri ve Halk Cephesi ile Donbass’da 4. günümüze “Donbass’ın sarılamayan yarası” adında bir mezarlık ziyaret ederek başladık.
Bu mezarlık 2014 itibariyle İşbirlikçi faşist Ukrayna ordusunun Donbass halkına yönelik saldırıları sırasında katledilen halkın gömüldüğü bir mezarlık. Savaş esnasında Donbass halkının asıl mezarlıkları cenazeler sırasında bombalandığı İçin halk cenazelerini toprağa verememiş. Ve Donbass halkı zorunlu olarak ölülerini toplu bir mezarda defnetmek zorunda kalmış. Fakat saldırılar azaldıktan kısa bir süre sonra Lughansk Halk Cumhuriyeti toplu mezarı açarak kimliği tespit edilenlere tek tek mezar hazırlamış. Kimliği tespit edilemeyenlerin mezar taşına ise “Ukrayna ordusunun mağdurları” yazılmış. Kimlikler hala tespit edilmeye devam ediliyor.
Mezarlık ziyaretimizden sonra “Ostraya Mogila” anıtına gittik. Bu anıt Kızıl Ordu ve Beyaz Ordu arasındaki savaş sırasında çatışmaların yoğun olduğu bir tepede bulunuyor. Buradaki çatışmaların temel nedeni Lughansk şehrindeki cephane fabrikasını ele geçirmeye çalışan beyaz orduya karşı Kızıl Ordunun karşı duruşu ve bunun sonucunda çatışmasıymış. Bu fabrikadan çatışmanın olduğu alana kadar halk bir insan zinciri oluşturarak Kızıl Ordu’ya elden ele silah ve cephane ulaştırmış. “Ostraya Mogila” halkın bu dayanışması anısına yapılmış. Anıtta, Kızıl Ordu Askeri-Sovyet Askeri-Donbass Halk Milisleri ve Rusya askerlerini temsil eden anıtlar dikilmiş. Tepenin en yüksek notasında ise kızıl bir yıldız bulunmakta. Bu anıt son 6 ayda yapılmış. Bu nokta yine sembollerin savaşını vurgulamak istiyoruz. Donbass halkı tüm anıtlarında kızıl ordunun ve Sovyetlerin sembolleri altında savaşmaktadır. Karşı tarafta faşist Ukrayna ordusu ise gamalı haç sembolleri altında halka saldırıyorlar. Ayrıca dikkatimizi çeken bir başka nokta; Donbass halkının ülkelerini restore ederken önceliği sokak veya binalara değil, şehitlerine, anıtlarına vermesi.
“Ostraya Mogila” anıtını ziyaret ettikten sonra Lughansk Milli Eğitim Bakanlığında Başkan yardımcısı Leyla Zotova ile bir görüşme gerçekleştirdik. Leyla Zotova Lughansk’da onlarca milliyetten ve dinden halkın bir arada yaşadığını ve bu kültürel zenginlik ile eğitimin bağını kurduklarını anlattı. Ayrıca Sovyetlerin yarattığı eğitim anlayışını bugün de temel aldıklarını bizlerle paylaştı.
Bir sonraki durağımız Lughansk Bölge Müzesi oldu. Bu müzede emperyalizm eliyle düzenlenen Maidan darbesi sırasında kullanılan Nazi amblemleri ile dolu bayrakları gördük.
Yine 2014 de Lughansk’ın faşist Ukrayna devletinden ayrılmasını sağlayan referandum sonrası Ukrayna devletinin Donbass’da gerçekleştirdiği katliamların görüntüleri bu müzede bir sinevizyon aracılığıyla gösterildi.
Ukrayna’da ırkçı, milliyetçi bir kesim her dönem emperyalistlerin kullanımına açık olmuşlardır. Bugün de Azov Taburu denilen Neo-Nazi artıkları emperyalistlerin her türlü desteğini alarak Rusya’ya karşı kullanılmaktadır.
Günümüzü, “Lughansk Anı (Halk Müzesi)” ni ziyaret ederek sonlandırdık. Bu müze halkın gönüllülüğü ile kurulan bir müzeymiş. 2014’den itibaren Lughansk halkının Ukrayna ordusuna karşı mücadelesini anlatan bu müzede halkın feda ruhuyla savaşının örneğini gördük.
18 yaşından küçük olan gençlerin Donbass taaruzuna birliklere katılmasına izin verilmediği için bu gençler kendi birliklerini kurmuş ve bir bölgeyi kendi insiyatifleri ile korumuşlar. Bu taaruz sırasında 16 yaşındaki bir genç kız Ukraynalı bir tankın altına girerek bir feda eylemi gerçekleştirmiş. Bu eylem sonrası Ukrayna ordusu korkusundan geri çekilmiş ve “Lisichansk” bölgesini terk etmiş. Bu tarihsel feda eylemleri ve direnişleri bizlere bir kez daha gençliğin doğasında olan cüret ve atılganlığı gösterdi. Aynı cüret ve feda ruhu ile bizler de Dev-Genç’liler olarak, emperyalizme ve Faşizme karşı direnecek, savaşacak ve kazanacağız!









