BKA VE GİZLİ SERVİSLERE KARŞI, 18 MART’TA DİRENİŞ BAŞLATMAK İSTEYEN AVRUPA DEV-GENÇLİ AZAD MEHMET GÖMÜL’UN, ALMANYA BOCHUM ÜNİVERSİTESİ ÖNÜNDE ÇADIR DİRENİŞİ İÇİN YAPTIĞI BAŞVURU ANAYASAYI KORUMA ÖRGÜTÜNÜN MÜDAHALESİYLE YASAKLANMIŞTI.
BU YASAKLAMA İLE BİRLİKTE, MASUMİYET KARİNESİ, EYLEM YAPMA HAKKI, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ GASP EDİLDİ.
Gelsenkirchen İdare Mahkemesi de , Bochum Polis Müdürlüğü’nün Ayrımcı Gösteri Yasağını Haklı Buldu ve yasağın sürmesi yönünde karar verdi.
Azad Mehmet Gömül avukatı ile birlikte bu karara da itiraz ettiler ve davayı yüksek mahkemeye taşıdılar.
Avukat Peter Klusmann’ın dava ile ilgili yaptığı basın açıklamasının Türkçesini sizlerle paylaşıyoruz.
Basın Açıklaması:
Gelsenkirchen İdare Mahkemesi Kararı – Demokratik Haklara Yönelik Saldırı
Gelsenkirchen İdare Mahkemesi, Bochum Polis Müdürlüğü’nün Ayrımcı Gösteri Yasağını Haklı Buldu
17.03.2026 tarihinde Bochum Polis Müdürlüğü, birkaç gün önce onaylanmış olan ve Bochum Üniversitesi önünde üç ay sürecek bir nöbet şeklinde planlanan gösteriyi yasakladı. Gösterinin konusu, “Almanya’da Federal Kriminal Dairesi (BKA) ve Federal Anayasa Koruma Teşkilatı (BfV) tarafından Türkiye’den yatırımcıların kriminalize edilmesine son verin!” idi. Polis, gösterinin “kamu güvenliği açısından doğrudan bir tehlike” oluşturduğunu iddia etti.
Yasak, Federal Anayasa Koruma Teşkilatı’nın müdahalesi sonucunda verildi. Kurum, müvekkilimize, başvuru sahibi ve gösteri sorumlusu olarak, bu gösterinin Almanya’da yasaklı DHKP-C örgütü tarafından düzenlenen bir toplantı olduğunu öne sürdü. Böylece başvuru sahibinin ve diğer bir gösteri sorumlusunun kendi maruz kaldıkları takibi eleştirmek ve bunu kamuya açık şekilde protesto etmek istemesi kriminalize edildi ve ifade ile toplantı özgürlükleri ellerinden alındı. Yasak ayrıca ceza hukuku açısından masumiyet karinesine de aykırıdır.
Bu nedenle Gelsenkirchen İdare Mahkemesi’ne, yasak kararına karşı geçici hukuk koruması talebiyle başvuru yapıldı (Dosya No: 14 L 512/26). 19.03.2026 tarihli başvuru dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:
“Ceza soruşturmasını ve diğer resmi işlemleri, özellikle istihbarat önlemlerinin kullanımını eleştirmek ve bunları kamuoyunda tartışma konusu yapmak tamamen meşru bir amaçtır ve temel hakların kullanılmasının kapsamına girer. … Bu nedenle, Federal Anayasa Koruma Teşkilatı’nın başvuru sahibine kanun ihlalleri değil, esas olarak hoş görülmeyen siyasi görüşünü yüklediği izlenimi oluşmaktadır. Burada açık bir dünya görüşüne dayalı ayrımcılık söz konusudur ve bu durum Anayasa’nın 3. maddesi 2. fıkrasına aykırıdır.”
Buna rağmen, Gelsenkirchen İdare Mahkemesi 26.03.2026 tarihli kararıyla acil başvuruyu reddetti ve böylece yasak kararını onayladı. Mahkeme, kararında Federal Anayasa Koruma Teşkilatı’nın görüşünü tamamen benimsedi. Kararda şu ifadelere yer verildi:
“Sadece ‘Almanya’da BKA ve BfV tarafından Türkiye’den devrimcilerin kriminalize edilmesine son verin!’ başlıklı gösteri konusu, Federal Anayasa Koruma Teşkilatı’nın verdiği bilgilere göre, Aralık 2025 dahil olmak üzere DHKP-C’ye karşı alınan önlemlerle ilişkilidir ve planlanan gösteriyi DHKP-C’ye atfetmeye yol açmaktadır.”
Böylece mahkeme, Federal Kriminal Dairesi ve Federal Anayasa Koruma Teşkilatı’nın uygulamalarını eleştiren kamuoyunu, yasaklı bir örgüt faaliyeti olarak görerek ayrımcılık yapmış oldu. Bu saldırı, demokratik haklara ve özgürlüklere yönelik olup kabul edilemez; bundan sonraki yasal adımlar atılacaktır.
Avukat Peter Klusmann
(Gelsenkirchen, Meister und Parten Avukatlık Bürosu)
