7
Avusturya Komünist Partisi İnnsbruck, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile ilgili, Halk Cephesi Uluslararası ilişkilerle görüştü. Yapılan görüşmede direnenlerin her zaman kazandığı vurgulandı. Avusturya Komünist Partisi İnnsbruck ayrıca yaptığı yazılı açıklamasını Nuriye ve Semih’in açlık grevinin 140. gününde kendi web sayfaları olan www.tirol.kpoe.at, ve www.kpoe.at de de yayınlayacaklar.
Avusturya Komünist Partisinin, Halk Cephesi Uluslararası İlişkilere de gönderdiği açıklama şöyle:
AÇLIK GREVİNİN 140. GÜNÜ- NURİYE VE SEMİH ÖLMEMELİ!
Erdoğan’ın sistemi gün geçtikçe daha fazla despotlaşıyor. 100.000 Akademisyen, Öğretmen ve devlet memuru, gerekçesiz bir şekilde darbe girişimcisi olarak şüpheli görülmüş ve işten çıkarılmıştır. Bu insanlar geleceklerini kaybetmişlerdir. Kaybettirilen haklarını geri alabilmek için giderek çoğalan insanlar da açlık grevine başladılar.
Bunların içinde öne çıkan Akademisyen Nuriye Gülmen ve Öğretmen Semih Özakça’dır. Bu insanlar Erdoğan yönetimindeki sistemi eleştiren ve direniş sergileyen az insanlardan ikisidir. Bu direniş karşısında, haksızlığa uğrayan bu insanların haklarının verilmesi, işlerine geri dönülmesi sağlanması gerekirken, Türk devleti haklarını arayan bu insanları hapse atmış, bu da yetmezmiş gibi açlık grevinde olmalarından dolayı gereken tıbbi yardımın yapılmasını da engellemiştir. Türkiye’deki adalet yerlerde sürünür duruma gelmiş yetmezmiş gibi ölüm cezası da konuşulur hale gelmiştir.
Son olarak İnsan Hakları yönetim kurulu üyelerinden Taner Kılıç, İdil Eser ve Peter Steudter’ in tutuklanmaları da açıkça göstermiştir ki Erdoğan rejimi ülkede sadece kendi politik karşıtlarına değil, gelecekte kendisine karşı yapılabilecek en küçük insan hakları konusundaki eleştiriye bile tahammülü yoktur.
İnsan Hakları yönetim kurulundan Taner Kılıç ve İdil Eser’in işkence görmeleri ve ölüm cezası alma durumları bize göstermiştir ki Erdoğan kendisine karşı yapılan her eleştiriyi ortadan kaldırmak, insanları konuşamaz duruma getirmeye çalışmak istemektedir.
Avusturya’ da acilen yapılması gereken Erdoğan’ın politikalarına karşı gereğini yapması ve Erdoğan Rejimini Uluslararası tecrite yöneltmesidir. Avrupa Birliği ve Almanya Erdoğan’ın demokratik ve adaletli bir devlet anlayışını yok etmesine çok uzun bir zaman seyirci kalmıştır.
Türk devletinin baskıcı rejimini Avrupa Birliği ve Almanya’ nin seyirci kalması ilk bakışta skandal dir. Alman Başbakanı, G20 zirvesinde Türkiye Cumhurbaşkanına kırmızı hali sermek yerine, kırmızı kart gösterip, önemle vurguladıkları “ Avrupa değerleri” ni gösterip, İnsan Hakları ve Adaletin olmadığı bir ülkenin burada yeri olmadığını göstermeliydiler.
Burada belirtmemiz gereken Erdoğan rejimine karşı eleştiride bulunan Avusturya ve genel olarak Avrupa’da yaşayanlar’ da iki cepheden saldırıya uğruyorlar: Birincisi yabancı düşmanlığı ve halkın büyük çoğunluğunu oluşturan kesimin gizli ırkçılığı. İkinci olarak Türk sağcı güçlerin yumuşak yapıları kullanarak muhalefeti bastırma eylemlerini ülke dışına da taşımalarıdır.
Zor şartlar altında İnsan Hakları ve Demokrasi mücadelesi veren insanlara saygımızı ve dayanışmamızı sunuyoruz.
Avusturya Komünist Partisi. İnnsbruck
