12
“gök kubbeye sığmaz
kanlarla çizilmiş haritalar.
et ve kemikten örülü
zulmün sarayı Ninova’da
destanlar yazılacak,
ölümü sevda
kavgayı kardeş belleyenlerce.“
7 Kasım 2016 günü Dersim’de DHKC gerillalarının bulunduğu barınak, işbirlikçi faşist ordu tarafından yoğun bombardımana tutularak yakıldı. Ölümü sevda, kavgayı kardeş belleyenlerce yazılan destanlara yenilerini ekleyenlerin yeni destanlarına tanık oluyoruz. Yeni insan’ın yeni bir hayatı hazırladıkları Umut yüklü barınağı, et ve kemikten örülü mezara çevirdi faşizm. O cehennemden çıkmayı başaran 3 gerilla ‘daha hızlı koşarak’ şehit yoldaşlarının hesabını sorarak, bedel ödeterek ölümsüzleşti. Arkalarından bıraktıkları mektupla, bombardımana ve barınakta şehit düşen gerillalara dair bilgi bıraktı.
Halkı baskı, korku, infaz, toplu katliam, kayıplarla yönetmek ülkemizde bir devlet geleneğidir. İşbirlikçiler iktidarlarını başka türlü ayakta tutamaz, yönetemezler. Halkına düşman bir devletin, her türlü vahşiliği yapabileceklerini iyi bilir Türkiye halkları, iyi bilir Dersimliler…
Açlığından, yok sayılmasından, işkencehanelerden, savaş uçaklarıyla bombalanmasından, içindeki canlılarla beraber yakılan köylerinden, cenazesine tecavüz edilen, kulaklarından kolye yapılıp, çırılçıplak yerlerde sürüklenen paramparça bedenlerden, toplu mezarlardan tanır faşizmi. Bu yüzden bitmez kini, hesap sorma isteği… Yakılan her ormanı, boşaltılan her köyü, katledilen her insanı bilincine kazımıştır bu toprakların çocukları, umudu hiç bitmez.
İşte bu umudu yok etmeye soyundular yine, günlerce yakıp yıktılar, bombaladılar. Katlettikleri yetmedi, şimdi de cenazelerini saklıyorlar. Bir yandan suçlarını gizlemeye bir yandan her istediğini yapabilen muktedir edasıyla korku salmaya çalışıyorlar. Sonu görünmez bir uçurum karanlığına hapsetmek istiyorlar halklarımızın kurtuluş umudunu.
Biz değerlerin savaşını veriyor, değerler için savaşıyoruz. İnsan odaklı bir sistemin mücadelesini onurla savunduğumuz bu savaşta, en değerlilerimizin kanları karışıyor topraklarımıza. Ölen ama yenilmeyen, fiziki yok oluşlarda küllerinden yeniden defalarca doğmuş bir gelenekten geliyoruz. Defalarca kez bitirdiğinizi açıkladınız cuntalarda, 12 Temmuz’da, 16-17 Nisan’da, 19 Aralık’ta, 1 Nisan’da, yaptığınız bütün operasyonlarda “bitirdik, bellerini kırdık, bir daha doğrultamazlar” dediniz. Ne oldu? Bitirdik dediğiniz yerden çıkıp geldi Gülsümanlar, Seyhanlar, Alişanlar, Hasan Selimler, Çuhadarlar, Elif Şafak Bahtiyarlar, Günay, Çayan, Hüseyin, Onur, Leylalar… Onlar bu kavgada eş, kardeş, anne, babadır; halktır bitmez, bitirilemez!
Türkiye faşizmi, DHKC’li 10 gerillanın akıbetini açıklamak zorundadır.
Bulduğu her çuvalı, kazma-küreği dahi yayınlayan Vali Osman Kaymak, 7 Kasım’dan bu yana hiçbir açıklama yapmadı. Kazma-kürek valisi Osman, makamına kadar girenleri unuttun mu? Unutmuş olamazsın, istediklerinde şah damarın kadar yakın olabileceklerini bilirsin, unutamazsın! Görevindir, yasaları ve hükümet programını harfiyen uygulamak; ama unutma ki halkın da yasaları var ve her emelin bir hesabı olur. 3 yıldır Dersim’de işlediğin suçlara yenilerini eklemeden önce düşün, iyi düşün! O çok güvendiğin Tayyip de Soysuz Süleyman da koruyamaz seni, gece-gündüz kabusun olur 10 gerillanın cenazesi…
Her yeni katliamda, her yeni operasyonda yeniden yeniden filizlendi, boy verdi, zaferlere yeni halkalar yeni gelenekler ekleyerek büyüdük. Yaralarımızı sarmakta, emperyalizmin ve işbirlikçilerinin korkularını büyütmekte ustalaştık. Daha da ustalaşacak, şehitlerimizin hesabını yeni şehitler verme pahasına sormaya devam edecek, düşlerimizi gerçek kılacağız. Bunun gereklerini yerine getirmekten çekinmeyeceğimizi ilan ettik, ediyoruz.
Şimdi söyleyin, bırakır mıyız en değerlilerimizin cenazelerini kör karanlıklarda? Toplu mezarların açılması için ölüm orucu yapan, Günay’ın cenazesini kendi geleneklerine göre defnedebilmek için fedaya hazırlanan Cepheliler pes eder mi? Ne pahasına olursa olsun cenazelerimize ne olduğunu öğrenecek, ellerimizle defnedecek, hesabını soracağız. Dost-düşman bilsin ki bu, şehitlerimize boyun borcumuzdur.
“ey rahmine ihanet tohumu serpilen geceler.
anla,
bu kavga
üş beş günlük
hatır matır meselesi değil
ağıtların-çığlıkların
hesabıdır bu.
boynumuzun borcudur.
el-ayak buz tutmuş
bu uğurda
ne yazar.
yeter ki yürek çarpsın.“
DHKC GERİLLALARININ AKIBETLERİ DERHAL AÇIKLANSIN!
BEDEL ÖDEDİK BEDEL ÖDETECEĞİZ!
HALK SAVAŞÇILARI ÖLÜMSÜZDÜR!
AVUSTURYA HALK CEPHESİ
18.1.2017
Not: Şiirler, Büyük Direniş şehidi Muharrem Çetinkaya’ya aittir.
