AKP faşizminin yoksul halka, emekçiye, öğrenciye, akademisyenlere saldırıları sürüyor. Bunum en son örneklerinden biri de Tayyip Erdoğan’ın, Melih Bulu’yu Boğaziçi Ünüversitesi’ne dışardan rektör olarak atamasıdır. Melih Bulu, bir AKP’lidir. Katıldığı bir televizyon programımda “2009’da aktif siyaseti bıraktım” diyerek de yalan söylemiştir. Kendisi 2015 yılında AKP’den milletvekili aday adayı olmuştur. Melih Bulu sadece faşist, gerici ve yalancı değil; aynı zamanda plagiat yapmış bir hırsızdır.
Boğaziçili öğrenciler, Melih Bulu’nun dışarıdan rektör olarak atanmasına “kayyum rektör istemiyoruz” diyerek isyan ettiler. Haklı bu isyanları, faşizmin bilindik yöntemleriyle bastırılmaya çalışıldı ancak öğrencilerin ve akademisyenlerin kararlı duruşuyla bir ayı aşkındır süren bir direnişe dönüştü. AKP faşizmi, Boğaziçi direnişini, polis saldırılarıyla, gözaltı, tutuklama ve işkencelerle bastıramadı.
Yüzlerce gözaltı ve onlarca tutuklamaya rağmen direniş sürüyor.
Faşist Cunta İktidarı AKP ile sürüyor.
1946 yılında getirilen bir yasa ile rektörlerin seçimle iş başına gelmesi öngörülmüştü. Bu 1980 faşit cuntası iktidara gelince değişmiş ve rektör atamaları cunta tarafından kurulan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılmaya başlanmıştır. 1992 yılında getirilen yeni yasa ile rektörlerin tekrardan seçimle görevlendirmeleri sağlanmıştır. Ancak AKP faşizmi “fetö darbesi” bahanesiyle çıkardığı bir KHK ile Cumhurbaşkanına rektörleri atama yetkisi vermiştir. AKP, atadığı kadroları ile faşizmini her alana taşımak istemektedir.
Bir gecelik KHK’larla binlerce insan işinden ekmeğinden edildi. AKP’nin katil polisinin kurduğu komplolarla yüzlerce insan tutuklandı, onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırıldı. AKP, düzenin yasalarını bile hiçe sayarak, yine kendi kurduğu sandıklarda seçilmiş belediye başkanlarını görevden aldı, tutuklattı ve yerine kayyumlar atadı. Faşizmin, Boğaziçi Üniversitesi hamlesi bütün bunlardan bağımsız düşünülemez. Ülkemizde akademik alanda yaşanan gerici faşist kadrolaşma, faşizmin yukarıda saydığımız KHK saldırılarıyla bağlantılıdır. Yapılan bir araştırmaya göre (Prof. Dr. Ergin Karadağ, Üniversitelerin Akademik Durumu) Scopus ve Web of Science gibi veri tabanları baz alındığında görülüyor ki; birincisinde ülkemizdeki rektörlerin sadece dörtte birinin, ikincisinde ise üçte birinin bir makalesi var. Beş yıl önce hiçbir ilahiyatçı rektör yokken, bugün rektörlerin {b2985981462135318ade4e85354aca4da03dc12c331777d486e6cde1d841a051}8,6’sı ilahiyat kökenli.
Bu direniş bütün üniversitelere yayılmalıdır. Açıktır ki, faşizm denen yılan KHK’lar ve başka her türlü yolla, bütün halk kesimlerini ısırmadan durmayacak. Onu durdurmak bizim elimizde. Memuruyla, akademisyeni- öğrencisiyle, işçisi- işsiziyle, sanatçısıyla, avukatıyla bütün halk kesimlerinin kararlılıkla ve militanca direnmesinden başka yol yoktur.
Faşizmin halk düşmanı düzenine mecbur değiliz. Kurtuluş ellerimizde. Birleşelim, savaşalım, kazanalım.
Boğaziçi Üniversitesi Direnişini Selamlıyoruz!
Boğaziçili Akademisyenler ve Öğrenciler Yalnız Değildir!
