5
Almanya’nın Köln kentinde AABF NRW temsilciliğinin düzenlediği, Sivas katliamını protesto ve şehitlerini anma gösterisinde, Avrupa Anadolu Alevi Hareketi de pankartı, dövizleri ve bildirileriyle yerini aldı.
Köln Merkez Tren İstasyonunun ana giriş kapısının önündeki alanda gerçekleşen gösteriye, ”Pir Sultan’ın Evlatları Zulme Boyun Eğmez” pankartı ile katılan Anadolu Alevi Hareketi, Nuriye ve Semih’in direnişine destek çağrısı yapan dövizler açarak, Sivas katliamını ve süreci anlatan yaygın bildiri dağıtımında bulundu. Alandakilerin ilgisi ile karşılaşan Avrupa Anadolu Alevi Hareketi hakkında çok sayıda kişi bilgi alma talebinde bulundu.
Avrupa Anadolu Alevi Hareketinin yayınladığı bildiri de aşağıdadır.
BİLDİRİ:
Sivas Katliamı Sömürücü ve Zalimlerin Halka Yönelik Sayısız Katliamlarından Birisidir!
Sömürücü ve Zalimlerin Düzenlerini Yıkmadan Katliamlar Son Bulmayacaktır!
Tarih: 2 Temmuz 1993…
Yer: Sivas Madımak Oteli!
O gün orada biz Aleviler bir kez daha katliama uğradık! İçlerinde 66 yaşındaki bilge Asım Bezirci’ den 12 yaşındaki çocuk olan Koray Kaya’ da dahil 35 canımız o gün orada canlı canlı yakılarak katledildi!
Ama yakılanlar sadece 35 can değil gerçekte hepimizdik. Alevi’si, Sünni’si, Türkü, Kürdü ile tüm Türkiye halklarıydı.
Sivas’ın bizler için tarihsel anlamı da büyüktü. Sivas Pir Sultanımızın mekanıydı. Pir Sultan sömürü ve zulme karşı orada mücadele etmiş, sazını orada çalmış, sözünü orada söylemişti. Ve orada zalimlerce katledilerek hakka yürümüştü. Ve bizler o gün bu gündür Pir Sultan’ın ” Dönen Dönsün Ben Dönmezem Yolumdan” sözünü rehber edindik. Sömürücü ve zalimler, bizi yolumuzdan döndürmek için yaptıkları bütün baskı ve katliamlar karşısında, asimile etmek için oynadığı oyunlar karşısında hep karşılarında bu sözü rehber edinenlerin direnişi ile karşılaştı. İşte bu yüzden Sivas’a ve Pir Sultan’ a kinleri büyüktü. O gün orada Pir Sultan’ ı anmak için toplanan aydınlarımıza ve halkımıza bu kinle saldırdılar… Onları bu kinle vahşice yakarak katlettiler…
Canlar,
Biz Alevilerin tarihte ve günümüzde gerçek misyonunu kavramayanlar, neden diye soruyor… Neden bunca zulüm ve katliam bizim üzerimizde uygulanıyor, neden bunca oyunla yüzyüze kalıyoruz? diyorlar…
Bunun tek sebebi var: Halktan yana oluşumuzdur. Sömürücü ve zalime karşı oluşumuzdur. Bu yolda sayısız halk ayaklanması içinde şekillenmiş bir kültüre sahip oluşumuzdur!
Bu nedenle bizlere yönelik bütün bunların asıl nedeni, ne din ne de mezhep farklılıklarıdır. Evet, egemen sınıflar halk arasındaki bu tür ön yargıları kullanmaktadırlar. Ama çatışmanın aslı sınıf çatışmasıdır.
Yine bu yüzden sömürücü ve zalimler yeryüzünden yok edilmeden, bu katliam ve baskılar son bulmayacaktır.
Günümüzün sömürücü ve zalimleri ise: Emperyalizm, emperyalizmin ülkemizdeki işbirlikçisi vatan hainleri ve onların faşist devletidir! Ülkemizde sömürücü ve zalimlerin egemenliğine son vermek bunların iktidarına son vererek, halkın iktidarını kurmaktır. Halkın iktidarının ana görevi ülkemizi bağımsızlığa ve demokrasiye kavuşturmaktır… Bu bayrak altında her dinden, mezhepten ve milliyetten halkın özgürce ve kardeşçe yaşamasını sağlamaktır.
Bunu başarmak için, tüm halklar olarak Halk Meclislerinde örgütlenelim. Devrimi amaçlayan cephe birlikleri kuralım. Sömürü ve zulümden yana olanlarla her türlü uzlaşmayı reddedelim. Unutmayalım: Sömürücü ve zalimle uzlaşmanın sonu halk düşmanlığıdır. Yeni Hınzır Paşa’ lara davetiye çıkarmaktır!
Kardeşler,
Biz Aleviler, sayısız katliam ve baskılara uğrasak da, halktan yana olmaktan ve bu tarihimizden onur duyuyoruz. Bu tarihin değişmez amacını gerçekleştirmek için yola çıkanlar günümüzün devrimcileridir. Onlar bugünün Pir Sultanları, Babaileri, Bedreddinleridir!..
İşte Nuriye ve Semih’ in direnişi! Dört mevsimdir direniyorlar ve bu gün açlık grevi direnişlerinin 115. günündeler. Karşılarında diktatör ve Onun soysuz içişleri bakanı gibi bakanlarla dolu bir hükümet! Yani sömürücü ve zalimlerin en alçakları, en soysuzları… Bu zalim ve sömürücüler karşısında başeğmez bir direniş gösteren Nuriye ve Semih, kuşkusuz Pir Sultanların, Bedreddinlerin ve tarihimizin büyük direnişçilerinin yolundadır. Onların torunlarıdır.
Bu nedenle biz Aleviler onlarla birlikte yürümekten, böyle yoldaşlara sahip olmaktan onurluyuz!
Onlarla aynı saflarda yürümeyi varlık sebebimiz saymaktayız!
Bugün Sivas katliamının sorumlusu faşist devlet ve emperyalistler, başta Nuriye ve Semih’i katletmek istemeleri gibi, hala yeni katliamlar peşindedirler. Suriye’ de yaşanan vahşet, Suruç, Ankara, Roboski, Sur, Cizre, Nusaybin ve daha birçok yerde yaptıkları kitle katliamları; sorgusuz sualsiz buldukları her yerde katlettikleri devrimciler… Ve Sivas, Malatya, Dersim’ de Alevi köylerinin ortasına İŞID kampları kurma çalışmaları yaparak yeni katliamlara hazırlanmaları, bunların ne kadar gözü dönmüş katiller sürüsü olduğunu açıkça ortaya koymaktadır…
Bunlara tek dur diyecek güç: Devrimciler önderliğinde birleşecek halktır!
Halkın ve devrimcilerin birliğini sağlamanın yegâne aracı ise Halk Meclislerinde tüm halkın örgütlenmesidir. Bu yüzden bu gün Halk Meclislerini örgütlemek temel görev haline gelmiştir.
Bundan kaçmak. sömürücü ve zalimin düzenine hizmettir. Halka sırt çevirmektir. Aleviliğe ve Aleviliğin tarihsel misyonuna aykırı hareket etmektir!
Ve yine bugün, Nuriye ve Semih’ in direnişini desteklemek, sömürücü ve zalimlere karşı mücadelenin en stratejik noktasını oluşturmaktadır. Bu yüzden hepimiz Nuriye ve Semihiz diyebilmeli ve onların mücadelesini ne pahasına olursa olsun zafere taşımalıyız!
Tüm halk olarak Halk Meclislerinde Birleşelim! Nuriye ve Semih gibi başeğmez bir mücadeleye girelim ve sömürücü-zalimleri yere çalalım!
BU YOLDA HIZIR YARDIMCIMIZ OLSUN!
BU YOLDA KERBELA’DA İMAM HÜSEYİN, SIVAS’ DA PİR SULTAN, DERSİM’ DE SEYYİT RIZA TARİHİMİZ, KIZILDERE’ DE MAHİR VE YOLDAŞLARI ÖNDERİMİZ OLSUN!
NURİYE VE SEMİH’İN DİRENİŞLERİ DİRENİŞİMİZ ONURLARI ONURUMUZDUR!
ALEVİYİZ HALKIYIZ KAZANACAĞIZ!
2 Temmuz 2017
AVRUPA ANADOLU ALEVİ HAREKETİ


