5
Bulgaristan’ın Varna şehrinde 26-27 Ekim 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen “Antiemperyalist Antifaşist Halkların Birliği” Uluslararası Konferansı’na, Anti Emperyalist Cephe-Türkiye adına katılım sağlandı.
Bulgaristan’ın Varna şehrinde 26-27 Ekim 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen “Antiemperyalist Antifaşist Halkların Birliği” Uluslararası Konferansı’na, Anti Emperyalist Cephe-Türkiye adına katılım sağlandı. Konferansın açılışı enternasyonel marşı eşliğinde saygı duruşu ile başladı. İlk olarak etkinliğe katılamayan kurum ve kişilerden gelen selamlama mesajları okundu. Ardından da ev sahibi kurum – Antiemperyalist Antifaşist Halkların Birliği – adına, sekreteri Alla Gigova tarafından sunulan faaliyet raporu okundu. Arkasından kurumun siyasi meclis başkanı Vasiliy Zelikov politik raporunu sundu. Her iki raporda da emperyalizmle mücadeleye vurgular yapıldı. Zelikov, son yıllarda her gün karşımıza çıkan “terörle mücadele” başlıklı haber ve yorumlara dikkat çekerek, asıl sorun bu değildir. Terörizm varsa (IŞID gibi mesela) asıl sorun emperyalizmdir ve görev aslında onu yaratan emperyalizmle mücadeledir, dedi. Emperyalizm, en açık haliyle karşımıza faşist uygulamalarıyla çıkıyor dedi. Antiemperyalist Antifaşist Halkların Birliği’nin bir kararı hakkında bilgi de veren Zelikov, 22 Haziran tarihine vurgu yaptı. Bilindiği gibi, 22 Haziran 1941 yılında Hitler Almanyası Sovyetler Birliğine karşı savaş ilan ediyor. Yıllardır bu tarih anma günü olarak yer almıştır ancak şimdi öne çıkarmamız gereken sadece anma değil, bu günü faşizme karşı mücadele günü, faşizme karşı mücadelenin sembolik tarihi olarak ele almak istiyoruz. Her yerde, dünyanın çeşitli ülkelerinde aynı anda 22 haziranda faşizme karşı mücadelenin sürdüğünü vurgulayan eylemler yapmalıyız, Antiemperyalist Antifaşist Halkların Birliği örgütünün daha önceki konferansta aldığı kararı açıkladı.
Zelikov’un ardından söz Brigitte Kvek’e verildi. Kvek, “Savaşa karşı anneler” isimli, Almanya merkezli örgütü temsilen katıldığını anlattı. 20 yıldır sürdürdükleri eylemlere değinerek, alanlarda olmaya, baskıya maruz kalanlar destek vermeye devam edeceğiz dedi.
Dördüncü konuşması Antiemperyalist Cephe – Türkiye temsilcisiydi. Türkiye’de faşizme karşı mücadelenin tarihine değinilerek başlayan konuşmada, 19 Aralık katliamı ve direnişi anlatıldı. Devrimcilerin Türkiye’de 45 yıllık tarihi, Grup Yorum’un 35 yıllık baskılara direnerek süren tarihi anlatıldı. Şu anda hapishanede bulunan üyelerinin süresiz açlık grevinde oldukları anlatılarak, konferansa katılanların destek için imza verebilecekleri açıklandı. Yine hapishanede süren bir diğer direnişin Mustafa Koçak’ın ölüm orucu direnişi anlatılarak onun için destek imzaları istendi. Konuşmanın devamında Antiemperyalist Cephe’nin kuruluşu ve prensipleri anlatıldı; Türkiye’nin Suriye topraklarına gerçekleştirdiği operasyonların değerlendirilmesi yapılarak AEC adına yayınlana açıklama okundu. Açıklamada Türkiye’nin askeri operasyonunun Suriye’nin iç işlerine karşıma olması dolayısıyla işgal olduğu ve derhal Suriye’den askerin çıkması gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin amerikan emperyalizmine bağımlı ülke olmasından kaynaklı düzenlediği operasyonun da emperyalizmin rızası ve denetiminde gerçekleştiği vurgulandı. Halkların emperyalizme karşı birlikte mücadelesinin önemine değinildi. Ayakta alkışlanan açıklamanın ardından söz sıradaki konuşmacıya verildi.
Bulgaristan 23 Eylül hareketi adına yapılan konuşmada Bulgaristan’ın NATO’ya üyeliği konusunda bilgi verildi. “Ülkemiz, halka sorulmadan, dönemin hükümeti aracılığıyla NATO üyesi yapıldı… ABD askeri üslerin yerleştirilmesinin önü açıldı ve artık dört noktada bulunan üslerde 5 bin amerikan askeri yer alabilecek. Ve yapılan anlaşma gereğince buraların tüm giderleri de tamamen halkın vergileriyle yapılıyor, ABD hiçbirşey ödemiyor” şeklinde bilgiler verdi. Konuşmada NATO tarihçesine de değinilerek ABD emperyalizmin denetimi altında kurulan askeri blog olan NATO’nun dünya çapında halklara karşı işlediği savaş suçlarından bahsedildi.
Daha sonra Almanya Komunist Partisi adına yapılan konuşmada Demokratik Almanya Cumhuriyeti ve diğer eski sosyalist ülkelerdeki solun nerde hatalar yaptıklarına ilişkin değerlendirmeler yapmaları ve dersler çıkartmaları gerektiğine vurgu yaptı.
Verilen öğle arasından sonra ise Donbas ile Skype bağlantısı kuruldu. Konferansı selamlayarak mücadelelerinin nasıl başladığından bahsettiler. Faşizmin darbeyle Ukrayna’da iktidara geldiğinden bahsettiler. Ancak bağlantının kesilmesinden kaynaklı konuşma tamamlanamadı.
Söz sırası Karadağ’lı araştırmacı yazar, gazeteci Lilyana Bulatoviç’teydi. Bulatoviç, “benim hayat hikayem, ülkemin hayat hikayesidir” sözleriyle başladı konuşmasına. Gerilla olan annesi, Lilyana’nın doğumundan üç gün sonra, dördüncü gün yaşanan çatışmada vurularak katledilmiş. Benim annem benim ülkemdi (Yugoslavya), dedi. Babası da gerilla olan Lilyana’yı ve ablasını başka gerilla aileleri büyütmüş. Ömür boyu gerçek uğruna mücadele ettim, diyen Bulatoviç ülkesi ve sorunları üzerine 22 araştırma, belgesel kitap yazmış. Özellikle Serebrenitsa konusunda ayrıntılı 4 kitap yayınlamış ve AB’nin “jenosid” tanımlaması doğru değildir iddiasıyla gerçeğin peşinde mücadelesini sürdürdüğünü anlattı.
Daha sonraki konuşmacı yine Skype üzerinden, Rusya’nın Tver şehrinden bağlanan Maksim Kormuşkin’di. Araştırmacı gazeteci olan Maksim tarihe “Katin” sorunu, olarak geçen konunun üzerine yaptıkları araştırmalar ve hazırladıkları kitaplardan bahsetti. Şu an “Katince Kurşuna dizme” başlıklı kitap hazırlıklarının sürdüğünü anlattı.
Ardından Minsk şehrinden yapılan Skype bağlantısında Tüm Sovyetler Komunist Partisi – Bolşevikler (VKPB) adına konuşma yapıldı. Konuşma, Minsk şehrinde 14-15 Aralık 2019 tarihinde gerçekleştirecek olan Stalin’in 140. doğum yıldönümü etkinliklerine katılım davetiyle son buldu.
Arkasından konuşmak üzere sözü Peru Komunist Partisi adına Huan Yupanki aldı. Kendi hayat hikayesini ülkesinin mücadele tarihiyle birleştirerek konuşma yaptı. 61 yaşında olan Huan, üç yıl öncesine kadar gerilla birliklerinde mücadelede yer aldığını ancak sağlığının bozulmasının ardından yoldaşlarına destek değil, yük olmaya başladığını görerek şehre yerleşip artık konferanslarda konuşmacı olarak mücedelelerini anlattığını vurguladı. Bilginin önemine vurgu yaparak insanın hayat yolu bilgi yoludur, hep öğrenerek ilerlemeli hayatta. Yön kaybedersek şehitlerimiz bize yönümüzü gösterir. Hayatım boyunca öğrenmeye ve doğru yoldan yürümeye çalıştım dedi. Huan, 5 yaşındayken işkencelerde babasını kaybetmiş, 16 yaşında babasının partisi Komunist partisine üye olmuş ve o günden bu yana mücadelenin içinde hayatını sürdürüyor.
Günün son konuşmacısı Sırbistan’dan katılan Goran İliç idi. Halkının emperyalizmin imha politikasıyla karşı karşıya kaldığını anlattığı konuşmasında, tarih alanında yaptığı çevirdiği kitabından bahsetti.
Konferans, ikinci gününde sonuç deklarasyonu kabul edilerek tamamlandı. Varna’da bulunan antifaşist mücadelede şehit düşenlerin anıtına çiçek bırakılarak etkinlik sona erdi.





