10
“Ya Özgür Vatan Ya Ölüm”
Suriye’de 3. Gün
Sabah kalkıp ilk önce hep birlikte bir kahvaltı yaptık. Kahvaltıdan sonra hemen hazırlanıp saat 09.00 gibi çıktık. Bugünkü programımızda ilk önce askeri bir hastaneye gidip savaşta yaralananları ziyaret etmek vardı. Ve böylece koyulduk yola hastaneye doğru. Hastane küçük bir Hastane… İlk önce Hastanenin genel müdürü bizi ağırladı. Bizim kim olduğumuz, geliş nedenimiz kendilerine anlatıldı. Kim olduğumuzu ve neler yaptığımızı. Daha sonra kendisi bize hangi yaralıların olduğunu anlattı. Birçok kişi ya ayağını, ya kolunu, vs. kaybetmiş. Hatta biri var kendisinin karnı yok. Konuşmalarımız bittikten sonra başladı ziyaretimiz. İlk ziyaret ettiklerimiz biraz daha ağır yaralı olanlardı. Girdiğinde tabi hem orda o şekilde yatmasına herkes bir üzüldü, ama bir o kadarda göze çarpan şey ne kadar genç olmalarıydı. Savaşta 20-30 yaş arası kuşak neredeyse tamamen yok olmuş, bundan dolayı daha genç olanlar savaşıyordu. Yaralılar uykudan uyandırdık ve anlattık kim olduğumuzu ve sonuna kadar zaferi kazanıncaya kadar onların yanına olacağımızı. Biraz daha yaşlı olanları da ziyaret ettik. Bir tane Türkmen vardı kendisi Türkçe bildiği için Türkçe anlaştık. Bir çatışmayı çekerken yaralanmış. Telefonundan bize çatışma ve vurulma anını gösterdi. Dediği şey şu “İyileştikten sonra geri gideceğim oraya, bana kalsa hemen kalkıp gitmek istiyorum ama izin vermiyorlar ilk önce iyileşmem gerekiyormuş”. Sadece bu adam değil, yaralıların hepsi böyle konuşuyordu. Hepsinin dediği iyileşir iyileşmez geri dönecekleri ve ölene kadar savaşmaya devam edecekleri. Yani dedikleri ‘Ya Özgür Vatan Ya Ölüm’. En son bir tane babayı ziyaret ettik kendisi Tartus’ta yaralanmış. Eşi yani anne olan anlatıyordu. Toplam 6 çocukları varmış bunlardan bir tanesi şehit olmuş diğer 5 hepsi askerde. Anne dedi ki “bütün çocuklarım bu vatana feda olsun, hepsi ile gurur duyuyorum”. Bu bir anne için zor bir şey olmalı, ama bu anne biliyordu onların kazanacağını ve bu sadece savaşmaktan geçerdi. Halk bunun gerçekten burada farkında. Hepsi bu savaşın sonunda sadece direnerek kazanacaklarını biliyordu, bu yüzden savaşmaya çok kararlıydı halk. Çünkü savaştan önce mutlu bir yaşamları vardı, saydıkları birçok sorunların hiçbiri yoktu. O mutluluğu ölüm pahasına olsa bile geri almakta kararlılar. Ziyaretimizden sonra başka bir hastaneye gidip kan bağışladık. 6 kişi kan bağışlayabildi, diğerleri kansızlıktan dolayı bağışlayamadı. Kan bağışladıktan sonra Otel’e döndük. Otelde salonda hep birlikte ‘Gel Ki Şafaklar Tutuşsun’ söyleyip halay çektik. Halayımızı da çektikten sonra yemeğe kadar sohbet ettik. Öğlen yemeğini yedikten sonra bir değerlendirme toplantısı yaptık. Onu da bitirdikten sonra BAAS Partisi’ne doğru yola çıktık. Burada BAAS Partisi’nin Başkan Yardımcısı Mühendis Hilal Hilal ile görüşmemiz vardı. Vardığımızda bir salona geçtik ve bizden 5 dakika sonra kendisi de içeri girdi. Hepimize tek tek el verip selam verdi. Sonra hep birlikte oturduktan sonra önce o konuşmaya başladı. Biz ilk önce kendimizi tanıttıktan sonra kendisi Suriye’deki olayları anlatmaya başladı. Öncelikle bizim böyle bir cephede birlikte olmamızı çok doğru ve güzel bir şeyin bulduğunu anlattı. Ve her zaman birlik olmamız gerektiğini söyledi. Savaş konusunda, işbirlikçilerin yanlış yer ve zaman seçtiklerini, çünkü kendilerini hezimete uğrattıklarını ve uğratmaya devam edeceklerini, zaferi mutlaka kazanacaklarını söyledi. BAAS Partisi’nin amaçlarında da bahsetti. BAAS Parti’nin sloganı ‘BİRLİK, ÖZGÜRLÜK, SOSYALİZM’. Yani bunun için mücadele eden bir partidir. Ayrıca kısaca şunları dedi: savaştan önce hiçbir sorun yoktu. Herkes çok mutluydu kimsenin bir ihtiyacı yoktu. Ekmek burada 10 kuruş ve bu ekmek ile 6 kişi doyuyor. Yani bir aile 10 kuruşa ekmek alabiliyor. Bizim hastaneye ziyaretimizin çok güzel bir şey olduğunu ve kendinsin bizim savaşta çocuklarını kaybetmiş anneleri ziyaret etseydik güzel olabileceğini söyledi. Kendisi bir anne tanımış. Bu annenin 6 çocuğu varmış, bu annenin 5 çocuğu şehit olmuş ve son kalan çocuğunu da askere göndermeye bu vatana feda etmeye hazırmış. Ve böyle annelerimiz olduğu sürece bizim hiç kaybetmeyeceğimizi anlattı. Sonra herkes kendi ülkesinde olanları anlattı ve sormak istediği soruları sordu. En son Halk Cephesi kendi tanıtım DVD’leri, kitapları ve dosyaları verdi. “Emperyalizme Karşı Direnen Suriye’nin Yanındayız” İngilizce, Arapça ve Türkçe ile yazılı pankartla da fotoğraf çekilip oradaki herkes pankarta imza attı. Hep birlikte fotoğraf çektikten sonra çıktık tekrar Otele doğru yola çıktık. Akşam hep birlikte yemek yedikten sonra günün değerlendirmesini yaptık. Sonrasında da herkes odalarına çekildi.

























