Haberin Türkçesini yayınlıyoruz;
129- Terör yasasına karşı açlık grevi Aşırıya kaçmak
Türk komünistler Almanya’da yargılanıyor. Eda Deniz Haydaroğlu yaklaşık 100 gündür özgürlüğü için mücadele ediyor ve açlık çekiyor.
Bu Perşembe günü, Haydaroğlu 97 gündür açlık grevinde. Burada dönüşümlü olarak Humboldt Üniversitesi binasının önünde ya da Gendarmenmarkt yakınlarındaki Federal Adalet Bakanlığı’nın önünde bulunuyor. Kendisine, yaklaşık 50 gün önce açlık grevine başlayan diğer iki protestocu da destek veriyor.
Haydaroğlu, “hak ve özgürlükleri saldırı altında” olan “devrimcilere ve anti-faşistlere karşı adaletten” bahsediyor. Haydaroğlu, yurtdışından gelenler de dahil olmak üzere terörist olarak sınıflandırılan örgütlerin kurulmasını ve bunlara üye olunmasını suç sayan 129a/b terörizm fıkrasının kaldırılmasını talep ediyor.
Neredeyse ciddi sağlık risklerinin sınırına ulaşmış durumda:
Bunu Şubat ayında Grup Yorum Dayanışma Komitesi üyesi Hasan Unutan’ın gözaltına alınması izledi. Sol görüşlü hukuki yardım örgütü Red Aid, aktivistleri “konser düzenlemek gibi tamamen yasal faaliyetler” nedeniyle -Türk rejimi “adına” hapseden “buradaki baskıcı yetkililerin zulmetme isteği” hakkında bir açıklama yaptı.
Haydaroğlu, Türkiye’de silahlı güçle de mücadele eden DHKP-C’den bahsederken “örgütten” söz etmektedir. Kendisi de sadece Türkiye’de yasaklı olan ancak Almanya’da yasaklı olmayan ve 1994’te kurulan DHKP-C’nin bir tür öncül örgütü olan Türkiye Devrimci Gençlik Dev-Genç’te yer almaktadır. Sanığı siyasi etkinliklerden şahsen tanıyor.
Bielefeld yakınlarındaki Detmold’da doğan Haydaroğlu’nun ailesi Türk Alevisi. Çocukluk ve gençlik yıllarında Türkiye’de çok zaman geçirmiş: “Türkiye benim için her zaman bir ev oldu” diyor. Bu bağlılık – ve “birçok adaletsizlik” – anadili Almanca olan bir sanatçı olarak neden Türkiye’deki siyasi duruma odaklandığını açıklıyor. Onu politikleştiren Grup Yorum’un müziğiydi.
O zamandan beri kapalı olan uyuşturucuyla mücadele kliniğinin modeli İstanbul’un Gazi Mahallesi’nde bulunuyor. Her iki merkeze de 2013 yılında uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ederken öldürülen aktivist Hasan Ferit Gedik’in adı verildi.
Gazi ve İstanbul’daki diğer işçi sınıfı mahallelerinde örgütlü olan DHKP-C, devleti bu mahallelerin yapılarını zayıflatmak ve nihayetinde yerlerine yeni mahalleler kurmak amacıyla başta sentetik kannabinoid Bonzai olmak üzere ucuz uyuşturucuyla doldurmakla suçluyor.
Bu ve şimdiye kadarki diğer iki duruşma gününün içeriği, sanıkların mahkemede cam bir kutuda oturmaları gerektiği tartışmasıyla ilgiliydi. Haydaroğlu, Beate Zschäpe için böyle bir durumun söz konusu bile olmadığını söylüyor. Duruşma en yüksek güvenlik önlemleri altında gerçekleşiyor. Striker’ın haberine göre, sanıklar mahkemeye elleri ve ayakları kelepçeli ve konuşamamaları için kulaklık takılmış olarak geliyor.
Haydaroğlu ve yoldaşları, suçlamaların arkasında Alman ve Türk yetkililer arasında danışıklı dövüş olduğundan şüpheleniyor. Haydaroğlu ve silah arkadaşlarının kurduğu “Komite: §129’dan Kurtulun” adlı kuruluşa göre, Federal Başsavcı Peter Frank, Haydaroğlu’nun geçen yaz tutuklanmasından kısa bir süre sonra İstanbul’a gelerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmüş ve kendisine madalya takdim edilmişti.
Haydaroğlu, yoldaşlarının maruz kaldığı “adaletsizlikler” ve Alman makamlarının “zulmetme isteği” hakkında uzun uzun konuşabiliyor. Her şeyden önce, parti üyeliğinin kanıtı olduğu iddia edilen suçlamalar onu öfkelendiriyor. Bunlar arasında 2014 yılında Oberhausen Arena’da 14.000 seyirci önünde bir Grup Yorum konseri düzenlemek, iki grup üyesinin düğününde nedimelik yapmak ya da kayıtlı gösterilere katılmak yer alıyor. Örneğin savcılık, Hasan Unutan’ın geçtiğimiz Kasım ayında Berlin’de düzenlenen bir dayanışma gösterisine katıldığını belirtiyor.