NEA DİMOKRATİA HÜKÜMETİ TÜRKİYE FAŞİZMİNİN VE NATO’NUN İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA TÜRKİYELİ DEVRİMCİLERE SALDIRMAYA DEVAM EDİYOR.
HİÇ BİR HUKUK KURALI, YASA TANIMADAN, FAŞİST TÜRK DEVLETİNİN ÇIKARLARINI KORUMAK ADINA KENDİ HUKUKLARINI REZİL RÜSVA EDEREK HALK CEPHESİ’NE KARŞI TERÖR ESTİRİYORLAR.
POLİS TERÖRÜ, DEVLET BASKISI, İŞKENCELER, YASALARI YOK SAYAN MAHKEMELER… BİZİ TESLİM ALMAYA, EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI MÜCADELE ETMEKTEN VAZ GEÇİRMEYE YETMEZ. SALDIRILAR NE KADAR BÜYÜK OLURSA DİRENİŞLERİMİZ DE O KADAR BÜYÜK OLACAK.
Türkiye faşizmiyle iş birliği yapan Yunan devleti, Türkiyeli devrimcilere karşı saldırılarını sürdürüyor. İki Halk Cepheli (Şadi Naci Özpolat ve Hüseyin Kılıç) yol üzerinde, rutin bir polis kontrolü nedeniyle gözaltına alındılar ve geçmiş davalarından kaynaklı yakalama kararı olması nedeniyle Atina Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüler. Şadi Naci Özpolat, polisin saldırısı ve işkencesine karşı direnme suçlamasıyla, kendisine hiçbir tebligat yapılmadan, avukatları ve kendisinin savunması alınmadan görülen bir mahkemede 3 yıl 9 ay hapis cezası aldı. Şadi Naci Özpolat’ın gözaltına alınma ve halen tutuklanması nedeni budur. Hüseyin Kılıç ise, kendisi hakkında, hiçbir delile dayanmaksızın çıkarılan bir yakalama tutanağı nedeniyle gözaltına alındı ve tutuklandı.
Gözaltılardan bir gün sonra Yunan Anti Terör Dairesi basına: “DHKP-C’ye operasyon”, “İki DHKP-C Üyesi Atina’da Anti Terör Dairesi Tarafından Yapılan Operasyonla Yakalandı” şeklinde haber yaptı. Ancak ortada Anti Terör Dairesi tarafından yapılan bir operasyon yoktur. Bu tamamen yalandır. Arkadaşlarımız DİAS ekiplerince kimlik kontrolü nedeniyle gözaltına alınmışlardır. Ayrıca gözaltına alınan ve tutuklanan arkadaşlarımız Halk Cephesi üyesidirler. Polis “DHKP-C’ye Operasyon” diyerek ortamı provoke etmeye, Türkiyeli devrimcilere yönelik yeni saldırıların önünü açmaya çalışıyor. OPERASYON OLDUĞU YALANDIR. Yunan basını da bu yalanı olduğu gibi yayınlamıştır.
Şadi Naci Özpolat, 2023 yılında, kendisi hakkındaki DHKP-C üyeliği iddialarından beraat etmiştir. Anti terör şubesi bu kararı görmezden gelerek DHKP-C yalanı söylemektedir. Arkadaşımızın tutuklanmasına gerekçe gösterilen dava ise tamamen hukuksuzluklarla doludur. Bu dava 2019 yılında yaz tatili için gidilen Halkida’da, polisin saldırısı ve işkencesi sonrası açılmış, ancak davanın hiçbir aşamasında hiçbir sanığa bilgi verilmemiş, tebligat ulaştırılmamıştır. Yani bize davamızla ilgili haber verilmemiş, buna karşı yaptığımız itirazlar ise reddedilmiştir. Avukatlarımızın ve arkadaşlarımızın savunma yapmaları yasa dışı yollarla engellenmiş, hukuk kurallarının hepsi ayaklar altına alınıp çiğnenmiştir. Mahkeme Halk Cepheliler’e düşmanca tavır almıştır. Her kişi kendisi hakkında açılan bir dava hakkında bilgi edinme hakkına sahiptir. Ancak Halkida 3 üyeli temyiz mahkemesi bunun tersini düşünmekte, Türkiyeli ve devrimci olduğumuz için, bize haber vermeksizin hukuksuzca cezalandırma hakkını kendinde görmektedir. Bu hukuksuzluk kesinlikle hakim ve savcıların kendi başlarına aldıkları bir karar değildir. Çünkü Halkida davasının tanık polislerinden birisi, mahkemeye verdiği ifadede, o tarihte Atina Anti Terör Dairesi polislerinin kendilerine saldırı talimatı verdiğini, kendilerini kullandıklarını söylemiştir. Yani Anti Terör Dairesi tarafından bize yönelik bir saldırı dalgası yürütülmektedir.
Yine hakkımızda 2020 yılında “Terör örgütü” suçlamasıyla dava açıldı. Evlerimiz, derneklerimiz basıldı ve işkenceyle gözaltına alındık. Hukuksuz bir yargılama ile 33’er yıl hapis cezasına çarptırıldık. Ardından yürüttüğümüz hukuk mücadelesi ve 97 gün süren açlık grevi direnişi ile 2023 yılı Mart ayında görülen temyiz mahkemesinde hakkımızdaki suçlamalardan beraat ettik. Ancak Nea Dimokratia hükümetinin Türkiye Faşizmi ile olan işbirliği ve bize yönelik saldırıları devam etti. Yargıtay savcısı Ahileas Zisis, temyiz mahkemesinin verdiği beraat kararlarına itiraz etti. Savcının dilekçesinde hiçbir hukuki itiraz bulunmazken, itiraz dilekçesini politik nedenlerle doldurdu. Örneğin, mahkeme heyetine hitaben, “şahit anti terör şubesi polisinin ifadelerini dikkate almadınız, şahit polis sanıklar hakkında terör örgütü üyesi diyor, siz bu ifadeyi dikkate almayarak sanıkları beraat ettirdiniz” diyor. Ancak temyiz mahkemesi heyeti polisi dinlemiş, ifadelerini karşılaştırmış ve polisin yalan söylediğini, davanın çeşitli aşamalarında verdiği ifadelerin tutarsız olduğunu görmüşler ve bu nedenle de polisin “teröristler” ifadesini ciddiye almamışlardır. Hukuki olan budur, çünkü şahit polis yalanlarda dolu bir ifade vermiştir ve heyet de bunu kabul etmemiştir. Ancak savcı Ahileas Zisis bunun bir önemi olmadığını, polisin ifadesinin ceza verilmesi için yeterli olduğunu düşünüyor. Hukuk savcının umrunda değil, polisin, istihbaratın ve hükümetin talimatlarıyla karar alıyor. Bu davada beraat kararları, dava savcısının ve mahkeme heyetinin beş üyesinin ortak kararıyla verilmiştir. Ancak savcı Ahileas Zisis bu karara saygı duymamış, kendi devletinin hukukunu ve hukukçularını aşağılamaktan çekinmemiştir.
Biz diyoruz ki; bu saldırıların nedeni NATO’nun çıkarlarıdır. NATO zirvesinde başlayan Türkiye ile “normalleşme” süreci dolayısıyla Yunan devleti saldırılarını Halk Cepheliler’e yöneltti. Ayrıca Tayyip Erdoğan’ın, Aralık ayı içinde Yunanistan’a gelecek olması öncesinde Miçotakis hükümetinin saldırılarını hızlandırdı. Bu saldırılarda kendi yasalarını, hukuklarını çiğnemekten çekinmiyorlar. Bu saldırılarda Yunan halkının tarihsel değerlerini ayaklar altına almakta, Yunan halkının bağımsızlık için yürüttükleri savaşımları çiğnemekten çekinmiyorlar. Nea Dimokratia hükümetinin bu saldırılarının Yunan halkının çıkarlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Tamamen Amerikan emperyalizminin ve Türkiye faşizminin çıkarlarını koruma amaçlıdır. Çünkü Halk Cepheliler ’in mücadelesi Emperyalizme ve Türkiye faşizmine karşıdır. Yunan Anti Terör Polisi ve Ario Pagos Savcısı Ahileas Zisis, Türkiyeli devrimcilerin Yunanistan’ın güvenliği için tehdit olduğunu iddia ediyorlar. Ancak bu iddiayı, Türkiye faşizmine karşı mücadeleye dayandırıyorlar. Yani Türkiye faşizmine karşı mücadeleyi, Yunanistan için tehdit olarak görüyorlar. Türkiyeli devrimciler Yunan halkı için tehdit değiller. Çünkü Türkiyeli devrimciler faşizme ve emperyalizme karşı mücadele ediyorlar. Bütün halkların bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadeleleriyle dayanışma örgütlüyorlar. Bu yüzden Yunan devleti Türkiyeli devrimcilere saldırıyor.
NATO kararları Halk Cepheliler’in tasfiyesini gerektiriyor.
Çünkü Halk Cepheliler, bulundukları her yerde NATO kararlarına karşı politika belirliyor, direnişler örgütlüyor ve yol gösteriyorlar. Yunan devleti, Türkiyeli devrimcileri bu nedenle tehdit olarak görüyor. NATO içerisinde girdiği politikalara karşı mücadele örgütlemesin diye Türkiyeli devrimcilere saldırıyor. Bu saldırılarını meşrulaştırmak için de “terör” demogojisine sarılıyorlar. Oysa terör estiren Türkiye faşizmi, onunla iş birliği yapan Nea Dimokratia hükümeti, Anti Terör Şubesi ve Anti Terör Şubesi’nin emireri gibi hareket eden savcılardır. UNUTULMAMALIDIR Kİ, AYNI ANTİ TERÖR DAİRESİ 2013 YILINDA ATİNA’NIN MERKEZİNDE BULUT YAYLA İSİMLİ HALK CEPHELİYİ KAÇIRARAK YASA DIŞI YOLLARDAN TÜRK POLİSİNE İADE ETMİŞTİR. Yani Halk Cepheliler’e karşı her türlü hukuksuzluğu, yalan ve karalamayı yapan, sokak ortasından insan kaçıran bir polis birimidir Anti Terör Dairesi.
Biz Yunanistan’da 30 yıldır mücadele ediyoruz. Bu mücadele süreci içerisinde Yunan devletinin sürekli saldırılarıyla karşı karşıya kaldık. Kimi zaman dozu azaldı, kimi zaman dozu arttı. Türkiye devleti ile işbirlikleri arttıkça bize saldırdılar. Tv kanallarından, birbirlerine karşı sahte düşmanlık yapıyorlar oysa gerçekte düşmanlık güttükleri faşist Türk devleti değil, devrimcilerdir. Ancak kimse bu saldırılar karşısında boyun eğeceğimizi beklemesin. Hem hukuki yollarla, hem de meşru direniş biçimleriyle bu saldırılara karşı direnecek, Yunan halkıyla ve Yunan soluyla olan kan kardeşliği bağlarımıza dayanarak mücadelemizi sürdüreceğiz.
Herkesi bu hukuksuzluğa karşı koymaya, Türkiye faşizmine ve emperyalizme karşı mücadelemizi sahiplenmeye çağırıyoruz.
KAHROLSUN FAŞİZM YAŞASIN MÜCADELEMİZ
DEVRİMCİLİK YAPMAK SUÇ DEĞİL GÖREVDİR
ASIL TERÖRİST EMPERYALİZM VE İŞBİRLİKÇİLERİDİR
HUKUKSUZLUĞA BOYUN EĞMEDİK EĞMEYECEK, FAŞİZME KARŞI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ
YUANANİSTAN HALK CEHPHESİ
