12 Mart 1995 günü kontrgerilla Gazi Mahallesi’nde katliam yaptı. Devlet halka karşı olan düşmanlığını Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta olduğu gibi, bu kez de Gazi Mahallesi’nde gösterdi.
Amaç; katliamla halka gözdağı vermek, sindirmekti. Ancak katliam duyulur duyulmaz Cepheliler halka önderlik ettiler. “Hedef Karakol” diyerek halkın patlayan öfkesini doğru hedefe yönlendirdiler. Katleden devletti, hesap sorulması gereken de oydu. Bu bilinçle Cepheliler Okmeydanı’ndan, Çayan’dan ve bulundukları her yerden halkla birlikte Gazi’ye yürüdüler. Barikatlar kuruldu, direniş büyüdü. Gazi’de ve sonraki günlerde 1 Mayıs Mahallesi’nde (Ümraniye) yeni şehitler verildi. Devletin halkı sindirme operasyonu Cephelilerin iradi müdahalesiyle tersine çevrildi. Gazi direnişiyle, şehitleriyle halkın teslim alınamayacağını gösterdi. Ülkemizde yüzlerce yoksul mahalle vardır. Gazi’yi ise onlardan ayıran örgütlü olmasıdır. Devletin bitmez tükenmez kini de bu nedenledir.
Dün devlet, bizzat katillerini salarak saldırdıkları Gazi’ye, bugün uyuşturucu çetelerini salarak saldırıyorlar. Dünden bugüne amaçları aynı: Halkı örgütsüzleştirmek… Korkularını Sabancı’nın cezalandırılmasının ardından “Gecekondulardan gelip gırtlağımızı kesecekler” diye açığa vurdular.
Yoksul mahalleler oligarşinin kâbusudur. Gazi örgütlü yapısıyla bu korkuyu daha da büyüten, somut temeller üzerine oturtan bir mahalledir. Ülkemizde mahalleler devrimin örgütlenme merkezidir. Oligarşi katliam yaparak bu merkeze darbe vurmaya kalkışmış, ancak halkın örgütlü direnişi karşısında çaresiz kalmıştır. 12 Mart Gazi Ayaklanması, halkımızın onurlu başkaldırısıdır. Gazi Cephe’dir, Gazi direniştir.
Yaşasın Gazi Ayaklanması ve Direnişimiz!
Gazi Şehitleri Ölümsüzdür, Hesabını Soracağız!
