1
19 Şubat 2020 tarihinin akşam saatlerinde Almanya’nın Hanau şehrinde 10 insanın öldürüldüğü ırkçı bir katliam gerçekleşti. Katliamcı yabancıların yoğun bulunduğu en az iki farklı mekânda insanlara ateş açarak azami şekilde yabancı insanı öldürme hedefiyle hareket etmiştir. Katliamcı saatler sonra kendi evinde ölü bulundu.
19 Şubat 2020 tarihinin akşam saatlerinde Almanya’nın Hanau şehrinde 10 insanın öldürüldüğü ırkçı bir katliam gerçekleşti. Katliamcı yabancıların yoğun bulunduğu en az iki farklı mekânda insanlara ateş açarak azami şekilde yabancı insanı öldürme hedefiyle hareket etmiştir. Katliamcı saatler sonra kendi evinde ölü bulundu. IRKÇILIK DÜNDEN BUGÜNE AVRUPA’NIN TEMEL ÖZELLİĞİDİR
Almanya’da ve Avrupa’da ırkçılık her zaman var oldu. Dahası Avrupa’nın Almanya, Fransa, Belçika gibi gelişmiş ülkeleri ırkçılığın yaratıcıları oldukları da tarihe işlenmiştir. İnsanları kategorilere ayıran sömürgeci devletler, özellikle Afrika’daki kölelere uyguladıkları vahşi davranışları bu şekilde meşrulaştırıyorlardı. Bu ırkçılık geçici zirvesini 6 milyon insanın gaz odalarında, 20 milyondan fazla insanın savaş alanlarında Naziler tarafından katledilmesinde yaşadı.
SORUMLUSU TEK BAŞINA HAREKET EDEN BİR DELİ DEĞİL, IRKÇILIĞI SİSTEMATİK BİÇİMDE KÖRÜKLEYEN ALMANYA EMPERYALİZMİDİR!
Irkçılık ve ırkçı saldırılar Nazilerin yenilgisiyle son bulmadı. Özellikle Almanya’da son 10 yılda günden güne artan ırkçılığın temelinde devlet politikası yatıyor. Öyle ki sırf 2018 yılında her 25 dakikada bir ırkçı saldırı kayıtlara geçti. Bu saldırıları körükleyen ise
-BİLD-Gazetesi gibi tetikçi gazetelerin herhangi bir olayda şüpheli kişinin yabancı kimliğini öne çıkararak algı yaratması.
-ARD ve ZDF gibi devlet kanalların aşırı sağcı olarak bilinen AfD partisini her programa davet edip ırkçı propagandasına platform sağlaması
-Yürüyüş dergisi gibi sosyalist dergileri yasaklayıp dağıtımını ağır hapis cezalarıyla cezalandırırken Thilo Sarrazin gibi ırkçıların kafatasçılığı meşrulaştıran kitapları yasaklamaması, tam tersi pazarlaması
-NPD ve AfD gibi Nazi Örgütlerini yasaklamaması, tam tersine her türlü propaganda yapmasına izin verilmesi..
-9 insanı yabancı olduğu için katleden NSU Çetesinin arkasında doğrudan devlet ajanların bulunması, dahası bu ajanların çeteye her türlü desteği sağlaması
-Nazi örgütlerinin içinde federal polis teşkilatı ajanlarının cirit atması vs.
Bunun gibi bir çok örnek sıralamak mümkündür. Her biri ırkçılığın bizzat devlet politikası olduğunu gösteriyor. Katliamları uygulayan tetikçiler ise, katliama zemin hazırlayan Almanya emperyalizminin ta kendisidir!
Halkımız: Irkçılığa karşı Halk Meclislerinde örgütlenelim. Irkçılar güçlerini bizim tek başımıza ve dağınık olduğumuzdan alıyor. Örgütlü halkı ise hiç bir güç yenemez! Çözümü Almanya devletinde veya diğer seri katil Tayyip Erdoğan’da değil, kendi öz gücümüzde arayalım!
Katliamda hayatını kaybedenlerin ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Stuttgart Halk Meclisi olarak her türlü desteği sağlamaya hazırız.
Irkçılık Devlet Politikasıdır
Irkçı Katillerden Hesap Soracağız
Irkçılığa Karşı Tek Ses Tek Yürek
Stuttgart Halk Meclisi
