8
13 kişinin katıldığı panel de DİH in Kampanyasının dört ana talebi anlatıldı.
Panel de avukat Nadide ÖZDEMİR işçilerin AKP ve OHAL döneminde ne tür haklarını kaybettiğini maddeler halinde aktardı. En son Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girecek olan “Zorunlu Arabuluculuk” yasası ile işçilerin elinden mahkeme hakkının nasıl alındığına özellikle dikkat çekti. Kıdem Tazminatının sık sık iktidar tarafından fona devrinin gündeme geldiğini şu an iktidarın bunu askıya aldığını aktardı. Askıya alınmayıp fona devredilmesi durumunda ise işçilerin hak ettikleri kıdem tazminatının hesaplanma şeklinin değişeceği, 30 gün üstünden yapılan hesaplamanın en fazla 18 gün üstünden yapılacağını, fona devredilen hakların ise fon battığında hak iddia edilemeyeceğini vurguladı.
İşçilerin birçok haklarını korumak için mücadele etmesi gerektiğini, OHAL süresince grev hakkının da fiilen ortadan kalktığını aktaran Avukat ÖZDEMİR, işçilere sorunun çözümünün kendilerinde olduğunu söyledi. Daha sonra panelde söz alan A.Serdar DEMİRTAŞ ise işçilere OHAL süresince direnilemeyeceği söylenerek bir korku cehennemi yaratıldığını ama gerçeğin öyle olmadığını aktardı. “OHAL başladığın da Ankara’da PANZERLERİN altında bir direniş vardı ve OHAL bu direnişi geri durduramadı. Genel-iş Sendikasının önünde devam eden Oya BAYDAK eylemi OHAL döneminin ilk kazanımlı direnişi oldu. Eğer OHAL de direnilmez deseydik bu direniş zaferle sonuçlanmazdı.
Yine Salih SAVAŞ, OHAL döneminde bir direnişe başladı ve kazandı. Kocaman sendikalar OHAL de direnilmez derken Nuriye GÜLMEN tek başına Yüksel Caddesinde bir direniş başlattı. Ve direniş Semih ÖZAKÇA ve diğer eylemcilerin katılımı ile bir çığ gibi büyüdü. Faşizmin gerçek yüzünü tüm dünyaya gösterdi. Bizler direnir isek başaramayacağımız bir şey yoktur. Bu bir savaştır. İki sınıfın savaşı. Ezen ile ezilenin, sömüren ile sömürülenin savaşı. İşçi sınıfının talebi sadece ekonomik temelli bir savaş değildir. İşçiler OHAL döneminde her zamankinden daha çok ölmüştür. OHAL katil ERDOĞAN’ın da dediği gibi patronların çıkarı için bir sorun değildir. OHAL işçiler için cehennemdir, buna karşılık bizler haklarımız için bir araya gelmeliyiz ve meclislerde örgütlenmeliyiz” dedi.
Yine panelde neden bir kampanya başlattıklarını anlatan DİH’liler, bu gün sendikaların artık işçi sınıfının öncüleri olma özelliklerini yitirdiğini, patronların iyi eleman bulma işini gördüklerini, ve işçileri de reformist, oportünist politikalarını yürütmek için düzen partilerinin peşine takmak gibi bir misyonu olduğuna değindi. İşçi sınıfının öncüleri olmadıkları gibi işçi için hak arayan bir özellikleri de kalmadığına değinilen konuşmada, işçilerin öz örgütlülüğü olan meclislerde örgütlenmesi gerektiği ve kendilerini yönetmeyi öğrenmeleri gerektiği özellikle vurgu yapıldı.
Bu kampanyanın sonunda hep birlikte İstanbul’dan Ankara’ya yürüneceği ve bu taleplerin Çalışma Bakanlığına ulaştırılacağının vurgulandığı panelde ayrıca katılımın azlığı da değerlendirildi. Yapılan değerlendirmede kitle çalışması yapılmadığı ve bir sonraki çalışmada bunun için daha çok çaba harcanacağı vurgulandı. Panele başlamadan önce Nuriye ve Semih’in mahkemesi için bir çağrı videosu çekildi. Ve herkes mahkemeye davet edildi.
Kampanyanın Talepler:
1-Taşeron İşçiler İçin ÖSB Değil Kadro İstiyoruz
2-Kıdem Tazminatının Fona Devrini Değil Devlet Tarafından Garanti Altına Alınmasını İstiyoruz.
3-KATİL AKP Ve OHAL Döneminde Çalınan Haklarımızı İstiyoruz.
4-İnşaat İşçileri için Maden işçileri gibi ağır işçilik statüsü tanınmasını ve erken emekli edilmesini istiyoruz.

