Yunanistan hapishanelerinde baskı, işkence sürüyor. Hukuksuz bir biçimde Tutuklanan 11 devrimci tutsak toplamda 333 yıl ceza aldılar. Yunanistan’ın kendi yasalarında bile bu yükseklikte cezalar yok iken devrimcilere böylesine yüksek cezalar verilmesi, devrimcilere ne kadar tahammülsüz olunduğunu gösteriyor. AKP iktidarına ve bilcümle faşist yönetimlere özenen Yunan hükümeti, işkencede de benzer örnekler sergiliyor. 11 devrimci gözaltına alınırken de işkenceye uğramıştı. Bu adaletsizliklerin son bulması için görülecek temyiz mahkemesi öncesi özgür tutsaklar Süresiz Açlık Grevine başladılar. Ancak açlık grevinin başından beri zorla müdahale tehdit ile karşı karşıya kalan özgür tutsaklar her seferinde bunu kabul etmeyeceklerini söylediler. Buna rağmen saldırgan tutumlarından vazgeçmeyen hapishane idaresi en son Hazal Seçer isimli kadın tutsağa saldırdı.
17 Ekim 2022 günü Yunanistan Thiva hapishanesinde bulunan Hazal Seçer ’in açlık grevinin 11. gününde olduğu için kontrol sırasında nabzı yüksek çıktı. Bunu bahane eden hapishane yönetimi, Hazal Seçer’i bulunduğu hapishaneden zorla hastaneye götürmek istediler Ancak Hazal Seçer hasta olmadığını direnişçi olduğunu ve hastaneye gitmek istemediğini söylemesine rağmen saldırıya uğrayarak zorla hastaneye götürüldü. Hastanede bir buçuk saat boyunca ters kelepçeli tuttular ve kelepçeli bir şekilde muayyene etmeye çalıştılar. Arkasından zorla serum vermek istediler. Hazal tüm bu uygulamaları reddedip “serum takmaya çalışırsanız bütün damarlarımı patlatmak zorunda kalacaksınız” diyerek bu durumu kabul etmedi. Ve Hazal Seçer’i tekrar hapishaneye getirmek zorunda kaldılar.
Bunu adı işkence yapmaktır, zorla müdahale etmektir. Ülkemiz Türkiye de açlık grevi direnişinde ya da Ölüm Orucu direnişinde böylesine müdahale örnekleri yaşanmıştır. Hiçbiri de tutsakların sağlıklarını düşündükleri için değil, tam tersine direnişi kırmaya yönelik, direnenlere işkence yapmayı hedefleyen, tutsakları sakat bırakma, katletme çabasıdır. Mustafa Koçak bunun en son örneğidir.
Belli ki Yunanistan hapishaneleri Özgür Tutsakları, onların tarihini bilmiyor. Onlara önerimiz o tarihi öğrenmeleridir. Özgür tutsaklar bu saldırılara şimdiye kadar pabuç bırakmadılar. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar direnmeye ve bu saldırılara boyun eğmemeye devam ediyorlar. Türkiye’deki son örneklere baksınlar. Gökhan Yıldırım, Sibel Balaç ve İleri Kızılaltun ölüm orucunun ilerleyen günlerinde zaferi kazandılar. Avrupa da tek tip elbise dayatmasına karşı Özgül Emre 44 açlık grevi yaparak zaferi kazandı. Tarihimiz ölen ama teslim olmayan özgür tutsakların direnişleriyle doludur. Bu tarihle gurur duyuyor, bu tarihin verdiği güçle direnmeye devam ediyoruz. Yunanistan da bundan farklı olmayacaktır. Haksız cezaların geri alınması, adaletsiz yargılanmalar, anti-terör yasaları adı altında devrimcilere saldırıların son bulması, işkencenin son bulması ve bu haksız tutukluluğun son bulması talebiyle 11 tutsak açlık grevi yapıyor. Yunan hükümeti zorla müdahale ile tehdit etmek yerine taleplerini kabul ederek direnişi bitirebilir. Yoksa bu adaletsizliği sürdürerek, işkence ederek değil. Yunan hükümetini ve saldırgan hapishane yönetimlerini bir kez daha uyarıyoruz: Özgür tutsaklar size teslim olmaz, aklınızı başınıza alın ve işkence yapmaktan vazgeçin!
19 Mart 2020 tarihinden beri iki buçuk yıldır haksız yere tutuklu olan her bir devrimciyi bir an önce serbest bırakın! Bu haksızlığı, adaletsizliği sürdürmeyin!
İşkence Yapmak Şerefsizliktir!
Özgür Tutsaklar Onurumuzdur!
Yunanistan Tutsaklarının Talepleri Kabul Edilsin!
Direne Direne Kazanacağız!
