Home almanyaMusa Aşoğlu Emperyalizmi Yargılamaya Başladı:

Musa Aşoğlu Emperyalizmi Yargılamaya Başladı:

by halkinkutuphanesi
0 comments

Devrimcilik yapmak suç değil görevdir!
Musa Aşoğlu savunması 1. gün:
12 Nisan perşembe günü saat 10.30 da başlayan mahkeme Musa Aşoğlu’nun savunmasıyla devam etti. Savunmasına davanın siyasi bir dava iken, mahkeme heyetinin özel eğitilmiş bir heyet olmadığını vurgulayarak başlayan Musa Aşoğlu, politik bir dava için yeterli olan tek makamın kendisi olduğunu ekledi. Ceza davaları ile siyasi davaların arasındaki farkı netleştiren Musa Aşoğlu, karar yetkisinin siyasi iktidarda olduğunu, savcılığın görevinin de, önceden kararı verilmiş bir dava’ya hukuki bir görünüm vermek olduğunu açıkladı. Musa Aşoğlu Dimitrov’dan örnekler verdi ve onun, Nazi iktidarına rağmen, hak ve özgürlükler çerçevesinde beraat ettiğini anlattı. ”Eğer Dimitrov ”11 Eylül” den sonra yargılanmış olsaydı, 129b yasasından dolayı beraat etmezdi!” dedi. ABD ve İngiltere’nin işkence politikalarını açıktan yaparken, Almanya’nın ise tecrit ve işkence politikalarını, 129b yasası ile çok daha başarılı ve üstü kapalı yaptığını vurguladı ve 129b yasası ile, tecrit koşullarının yasallaştırıldığını, bundan dolayı, avukatı olmasına rağmen, bu koşullara itiraz etme hakkının elinden alındığını ekledi.
Bu çerçevede bugüne kadar hiçbir adil yargılanma yapılmadığını, daha önceki DHKP-C davalarında da görüldüğü üzere, standarize edilmiş cezaların verildiğini ve bu mahkemenin bir tiyatrodan ibaret olduğunu söyledi. Bu tür davaların sonucunun önceden zaten belirlendiğini söyleyen Musa Aşoğlu, bu kapsamda cevaplanması gereken sorunun anayasal düzeni aslında kimin tehdit ettiği olduğunu söyleyerek, neden NPD veya AFD gibi ırkçı örgütlenmelerin yargılanmadığını sordu.
Musa Aşoğlu iddianame’ye ilişkin açıklamalarda bulundu:
– Dosya demokratik,legal ve meşru delillerden oluşuyor. Delil diye sunulan şeyler, demokratik faaliyetler.
– Irkçılığa karşı mücadele vermek, demokratik faaliyet yürütmek, kültürel faaliyet yürütmek; bugün bunları yapmak, Almanya da terörist olarak yargılanmaya sebep oluyor. Türkiye’de bile yasaklanmayan Yürürüş dergisi, yasal olan kurumlar, Almanya da yasaklanıyor. Böylece tamamen meşru olan faaliyetler illegalize edilmeye çalışılıyor.
Musa Aşoğlu savcılığın hiçbir dayanağı olmayan iddialarına yönelik sorular sorarak devam etti savunmasına:
– Avrupa’nın DHKP-C nin cephe gerisi olduğunu iddia ediyorsunuz, bunu kanıtlamak zorundasınız. Kim, neye dayanarak cephe gerisinin batı Avrupa olduğunu iddia ediyor? Nasıl ediyor?
– Avrupa’da parti ve cephe örgütlenmeleri mi varmış? Evet, ise, hangileri bunlar?
– Avrupa’da tüzük mü varmış, Avrupa komitesini belirleyen tüzük neredeymiş?
– Silahlı Mücadele’nin olmazsa olmaz unsurları: Komutan, savaşçı vs.
Bu unsurlar nerede? İddia sahibi bu iddiaları ispatlamak zorundadır!
Savunma’nın son bölümünde ” adaleti aramanın en akıllıca yolu, adliyelerde aramaktır, ama bu sadece adaletin olduğu yerde mümkündür!” dedi. Bu bağlamda, ülkemizin 1980 den beri yalnızca demokrasi oyunuyla yönetildiğini ve güçler ayrımının olmadığını aktardı. Adalet saraylarını süsleyen ”themis” in gözleri bağlı değil, terazisi bozuk ve kılıç iktidarın elinde dedi. Direnişin temel hak olduğunu, John Locke ile örneklendiren Musa Aşoğlu, ”ister DHKP, ister DHKC olsun, isterse bulunduğum demokratik alan olsun… Bunları 129b ile yargılayarak meşru direniş hakkı engelleniyor!” dedi. DHKP-C’nin de meşru hak arayışında olduğunu, üstlendikleri her eylemin hedefini açıklamalarda net bir şekilde belirttiklerini, eylemlerde işkence, katliam ve halk düşmanlıklarının hesabının sorulduğunu, açıklama no 396, no 397 ve no 407 ile örneklendirdi.
Yaklaşık 4 saat süren mahkeme, Musa Aşoğlu’nun alkışlarla uğurlanması ile son buldu. Mahkemeye toplam 19 kişi katıldı.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode