Home dünyaİsviçre Uluslararası İlişkiler Komitesine Aydınlardan Dayanışma Mesajları Gelmeye Devam Ediyor!

İsviçre Uluslararası İlişkiler Komitesine Aydınlardan Dayanışma Mesajları Gelmeye Devam Ediyor!

by halkinkutuphanesi
0 comments
İsviçre Uluslararası ilişkiler komitesi kendilerinin nezdinde tüm emekçilerin onuru için açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için dayanışma çağrısı yapmıştı. Aydınlardan bu çağrıya cevaplar gelmeye devam ediyor. Şair Ozan Telli ve Yazar Haydar Karataş, adalet ve onur savaşçılarına destek mesajları gönderdiler. Mesajlar şöyle:
Şair Ozan Telli:
Sis çanları için
Kafatasım duvar değil beynime
Düşünürüm ilmik geçse boynuma
En haklı, en masum, en içten, en insancıl ve isyancı bir çift gülümseyiş! Her şeye karşın iyimser, inançlı, kararlı, yiğit, emeği kutsayan, iki güzel ve kızıl insan;
“yaşamaya ve savaşım vermeye değer” dedirten!
Direnmenin, onurlu duruşun, devrimci ruhun, özverinin, aydınlık ve aşk halinin, ışıldayan bilenmiş bilincin sevimli simgeleri:
Nuriye ve Semih! Sizlere selam olsun, san olsun, şiir olsun efendim.
Yazar Haydar Karataş:
Medeniyetimiz hayalin eseridir. Öyle ki, insanoğlu önce hayal etmiş, masalını bulmuş ve kendi masalının peşinden giderek hayalini gerçeğe çevirmiştir. Semih ve Nuriye`nin haberlerini okuyunca hayalden gerçeğe giden insan diyorum ben. Uçakları hayal ederim. Nasıl mı? Wright kardeşler ilk uçağı havalandırdıklarında aslında binlerce yıldır süregelen uçan halı masalını gerçekleştiriyorlardı. Küçük Prens hikâyeleri anlattık. Bugün insanoğlunun eseri uydular, güneş sisteminin ötesinde akıllı medeniyet aramaktadır. Ya devrimler, o devrimler de bu bin yıllık her evin, her yoksulun hayal ettiği düşlerin eseri olmadığını kimler söyleyebilir. Keloğlan değil miydi sarayların içine giren, sarayları yıkan. Don Kişot yel değirmenlerine ( Feodaliteye ) kılıç salladığında onu hayalperest görenler, geriye dönüp baktığında feodaliteden bir iz görebiliyorlar mı? Feodalite Don Kişotların sayesinde yerle bir olmuştur.
Bu saray saltanatı, bu zulüm, içinde bulunduğumuz bu karanlık, Semih ve Nuriye gibi hayalin ötesinde düşünen devrimciler sayesinde yıkılacaktır. Onlara kulak vermek, ses vermek masala dahil olmaktır.
Ya bu açlık? İnsanoğlunu zalimler iki şeyle terbiye etmeye çalışmıştır, biri aç bırakmak, insanı fukara düşürmek, ikincisi zulüm etmek, zindanı ile korkutmak.

Yarın bugünün Türkiye`sine bakanlar Semih ve Nuriye`nin zalimin bu iki silahına karşı çıktığını göreceklerdir. Açlık denen zulmü görmüş, tanık olmuş biriyim. Bu direniş yüreğimi yaralıyor, ama ülkelerinin karanlığını aydınlatmak için bu zulmü hiçe sayan bu iki büyük direnişçi karşısında saygı ile eğiliyorum. Esas korkulması gereken bir ülkede direnen devrimcinin olmamasıdır. Ne mutlu Türkiye`ye ki Semih ve Nuriye gibi direnen insanları, direnme geleneği olan devrimcileri var.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode