8
KIZILDERE SON DEĞİL SAVAŞ ÖLÜM ORUÇLARIYLA SÜRÜYOR!
Kızıldere doğum yerimiz, cüretimiz ve yenilmezliğimizdir. Kızıldere’de doğduk, Kuşatıldık, öldük ama yenilmedik, 12 Temmuzlarda kuşatıldık “Bize ölüm yok” diyerek öldük, yenilmedik… 17 Nisan’larda “Bayrağımız ülkenin dört bir yanında dalganacak” diyerek kuşatıldığımız üslerde öldük ama yenilmedik. Ve doğduğumuz yer Kızıldere’yse 48 yıldır 681 kere kırda, şehirde, hapishanede kuşatıldık, öldük ama yenilmedik. Teslim olmayanlar ölmez dedik ve geldik bu günlere…
Kızıldere’den, Mahirlerden teslim olmama geleneği bu gün Ölüm Oruçlarındaki Grup Yorum’un, adalet için bedenini ölüme yatırmış Mustafa Koçak’ın, Halkın avukatlarının ellerinde bir bayrak gibi dalgalanıyor. Mahirler su taşıyor Mustafa’ya, Helin ” Yaşamış sayılmaz zaten yurdu için ölmesini bilmeyen” diyen Ayçe İdil Erkmen şimdi. Halkın sanatçısı nasıl olunur, halkın avukatı nasıl olunur, bu adaletsiz dünyada Adalet nasıl savunulur hücre hücre direnerek anlatıyor insanlarımız…. Tüm dünya halklarını Korona virüsüyle paniğe sürükleyecek kadar korkutan emperyalizmin karşısında ölümü rezil eden Mustafalarımız var bizim. Bir salgın hastalığı bile dünya halkları can derdine düşmüşken, kendi çıkarları için kullanırken emperyalizm hakları ve halkları için ölümü rezil eden kahramanlarımız var bizim. İşte bu yüzden emperyalizm bizi yenemez… Çünkü her zorlu sınavdan, her dönemeçten, her hesaplaşmadan elleri havada teslim olurken koca koca örgütler teslim olmayanların soyundan geliyoruz biz… Her başarı(!) kursaklarında kaldı. Bedeli neyse ödedik ama teslim olmadık. Direndik ondan çürümedik, tüm dünya tersini söylerken biz doğru bildiğimiz yolda bir milim sapmadık. Bu Kızıldere’nin başeğmezliğiydi, büyüyerek bu günlere geldik.
30 Mart 17 Nisan günlerindeyiz… Baş eğmemenin, yenilmemenin, teslim olmamanın onurunu taşıyoruz… Bunları bu tarihi emek emek, bedel bedel ören şehitlerimize borçluyuz. Onlardan öğreniyor, onlarla yürüyor, onlarla devrime yürüyoruz.
Biz başarırız… Bütün yollar kapandığında şehitlerimiz bize yeni yollar açmayı başardılar, her düştüğümüzde şehitlerimiz ellerimizden tutup bizi ayağa kaldırdılar. Bunun için şehitlerimiz yaşıyor sözleri bir ajitasyon değil. Tüm dünya can derdine düşmüşken biz yoldaşlarımızın, halkımızın canının derdindeyiz. Bir kez daha bu günleri başımız dik atlatacağız, halkımızın yanında, onlara virüslü pis bir düzende yaşamaya mahkum edenlere karşı tüm öfkemizle mücadele etmenin onuruyla atlatacağız bu günleri. Böylesi virüsleri yaratan düzenden nefret ediyoruz. Şimdiye kadar her saldırıda bizi ölümle tehdit eden emperyalizmin kurbanı değil celladı olacağız. Ant olsun ki, bizleri can korkusuyla hareketsiz bırakmak isteyenlerin, bizleri bu kâbusla yaşamaya mahkum edenlerin kabusu olacağız. Halk olarak onları yeryüzünden silene dek ellerimiz yakalarında olacak.
Biz ölüme yürürken, kılını kıpırdatmayanları, üstüne üstlük direnişe çamur atanları ve bizi teslimiyete çağıranları da unutmayacağız.
Bu gün ölüm orucunun ilerleyen günlerindeyiz, haklarımız için, adalet için, onurumuz için dişleriyle Mengene artıklarına direnen Mustafa’larımızla, İbrahim’imiz, Helin’imizle kazanacağız zaferi. bütün bu güzellik ve onuru bize yaşatan şehitlerimiz, direnişçi yoldaşlarımızla yürüyeceğiz büyük zafere.
30 Mart 17 Nisan günlerinde umudun kuruluşunu kutluyor, başta Mahir Çayanlar olmak üzere tüm şehitlerimizi saygıyla anıyor anıları önünde eğiliyoruz…
KORONAYI’DA VE EMPERYALİZMİ DE YENECEĞİZ!
KIZILDERE SON DEĞİL SAVAŞ ÖLÜM ORUÇLARIYLA SÜRÜYOR!
MAHİR HÜSEYİN ULAŞ KURTULUŞA KADAR SAVAŞ!
DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR!
ŞEHİTLERİMİZE DEVRİM SÖZÜMÜZ VAR!
YAŞASIN ÖLÜM ORUCU DİRENİŞİMİZ!
ZAFERİ DİRENİŞÇİLERİMİZLE KAZANACAĞIZ!
DORTMUND HALK CEPHESİ
