8
Ağzını ne zaman açsa yalan, demagoji, küfür ve hakaretten başka bir şey çıkmayan soysuz Süleyman katıldığı televizyon programında, mücadelemizi hiçbir zaman kalıplara sığdırmamızı, her türlü yol ve yöntemleri nerede olursak olalım denememizi ve ölüm orucu direnişimizin karşısında duyduğu acizliği ve korkuyu dile getiriyor.
Korkularında Haksız Değil Soysuz Süleyman!
Diyor ki AKP faşizminin soysuz bakanı; “… En son DHKP-C’nin ölüme yatırdığı, etrafında da öldükten sonra da bunun kutsadığı bir tabloyu Türkiye gördü. Hep beraber yaşadık, hep beraber gördük. Helin Bölek’i ölüme yatırdılar, öldürdüler. Onu gittiler ziyaret ettiler, Ölüm Orucunun onu için kutsal bir şey olduğunu söylediler. Ondan sonrada döndüler etrafında dans ettiler. Yamyamlarda var bu yöntem, başkada kimsede yok.(…) Bu bizim kültürümüzde var mı? Anlayışımızda var mı? …” gerçeği gizleyemiyor soysuz Süleyman, ama eksik, sadece Türkiye değil tüm dünya bir kez daha gördü taleplerimiz için, inançlarımız için ölüme göğüs gerebileceğimizi. Acizliklerini, suçlarını, geleneklerimize göre şehidimizin uğurlanışını terörize ederek gizlemeyecekler, “bizim kültürümüzde var mı, anlayışımızda var mı” diyor, sizin kültürünüzde ibadethanelere işemek, cenazenin yıkanmasına dahi tahammül edememek, mezarlığı gaza boğmak, cenazeyi sahiplenmeye gelenleri işkence ile gözaltına almak var. Sizin kültürünüzü halkımız biliyor, biz biliyoruz. Demagoji ile katliamlarınızı gizleyemez gerçekleri değiştirmezsiniz. Helin’i siz katlettiniz, katili sizsiniz, sen ve sahiplerindir Helin’in katili. Sahiplenmeyi azmedeyemeyişiniz bundandır.
Size bunları yaptıran korkunuzdur. Bu korku haklı bir korku, bu korku, halkın direnişine sahip çıkmasının, açlığını yoksulluğunu, acılarını, umudunu, öfkesini notlarına sözlerine döken, Grup Yorum’un sahiplenilmesinin korkusudur. 35 yıllık tarihine sahip çıkıyor halk. Kendi evlatlarına sahip çıkıyor, çünkü biliyor ki bu tarih dediğini yapan, yaptığını savunanların tarihi. 2000-2007’de Büyük Ölüm Orucu Direnişimizle bunu tam 122 kez gördü biliyor, direnme kararı alanların zaferi en baştan kazandığını. Çünkü ölümlerimiz asalakların düzenlerini temelinden sarsıyor, ölümlerimizle milyonları örgütlüyoruz, tıpkı konserlerimizde şarkılarımızla bir araya getirdiğimiz milyonlar gibi.
Tarih Herzeyi Not Ediyor!
“… Burada Türkiye duysun, orada 11 Mart tarihinde bir geceydi oraya girdik ve bu iki kişiyi Helin Bölük ve İbrahim Gökçek’i ölüm orucu yaptıkları için oradan alıp hastaneye götürdük…” Suçlarını şuursuzca dile getirebilecek kadar alçaklaşan soysuz Süleyman, direniş evinin basılıp, direnişçileri nasıl kaçırdıklarını itiraf ediyor. Korkuları tarihin akışı içerisinde bizim haklılığımız ve meşruluğumuzdur. Korkuları direnişin sahiplenilmesi, dünyada yankılanışıdır. Halkının gelini Helin ile ilgili Halk Okulu Dergisinin 22. Sayısında çıkan yazıda verilen veriler, soysuzun kuyruk acısını daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor; “Helin şehit düşmesiyle aynı gün, Google’da en çok aranan isim oldu.( öğlene kadar 200 bin 4 saat sonra 500 bin kişi tarafından arandı.) ardından dünyadaki gazeteler Helin’i yazdı. Dünyanın üçüncü büyük gazetesi The Guardian, The New York Times, Zeit, Focus, gibi dünyada en çok okunan burjuva gazeteler bile görmezden gelemedi. BBC Türkçe’de 4 Nisan günü internet haberler listesinde yer alan 7 haber vardı. Bunların 6’sı korona virüsü ile ilgili, diğeri ise Helin Bölek’in ölüm orucunda şehit düşmesi haberiydi. Bu gazetelerin sahipleri emperyalistlerdir; Yani halkçı-ilerici değillerdir. Burada dikkat çekici olan; direnişin gücü, etkisi ve sarsıcılığı karşısında, burjuva gazetelerinin dahi direnişi ve halkın sanatçısının şehitliğini yazmak zorunda kalmalarıdır.(Halk Okulu sayı.22).” Halkın haklı ve onurlu direnişini boğmak için nafile uğraş içeresindeler…
Sahiplenme Korkusunu, Daha Çok Sahiplenerek Büyüteceğiz…
Ölüm orucu direnişimizin sahiplenilmesi karşısında çaresizleşen AKP faşizmi, soysuz bakanın ağzından korkusunu dile getiriyor. Bu korku karşısında ise tek bildikleri şeye tehdit etmeye başvuruyor. Kurum isimleri vererek hedef gösteriyor. “…Bunlara yine siyasi mekanizma destek oldu ve bunlara tekrar söylüyorum TTB destek oldu. TTB geçmişte de yayınladığı şeyi tekrarladı, dediki TTB, ‘kimsenin kendi tedavi almama hakkına engel olamazsınız,’ yani insanlar kendini öldürebilir bunu hastaneye kaldırdığınız zaman, siz doktor olarak buna müsade edemezsiniz. Böyle bir hakkınız söz konusu değil.” TTB’nin yapmış olduğu insanları sakat bırakmak istemenizin, katletmenizin önüne geçmek, evrensel normlar temelinde insan haklarının uyugulanmasını istemesidir. İstediğiniz kadar kara propaganda yapın gerçeği ve sonucu değiştiremezsiniz, çıkardığınız kararnamelerle zorla müdahale işkencesini kabul ettiremeyeceksiniz. Türkiye’nin de imzaladığı Malta genelgesi ve Tokya sözleşmesi çok açık bir şekilde ifade ediyor; “ölüm orucu yapan kişiyi zorla beslemeyi yasaklıyor. Bilinci kapalı olsa bile, bilinci açıkken yaptığı beyanın esas alınması gerektiğini söylüyor.” Ölüm Orucu, hak alma mücadelesinde tüm yollara başvurulmasına karşın, zaferin ölümüne bir direniş sonucunda kazanılması halinde başvurulan bir direniş biçimidir. Bu direnişle, 28 yaşında gencecik bir kadın, halkının devrimci sanatçısı, Grup Yorum’un ilk şehidi Helin Bölek, “güçlü devlet-sarsılmaz, yıkılmaz devlet” imajınızı tuzla buz etmiştir, tek başına 288 gündür açlığın koynunda bir insanın bütün faşist saldırılarınız karşısında baş eğmeyişidir. En özünde her kuşatma, her saldırıda bir kez bile olsun, 50 yıllık tarihimiz boyunca “teslim ol” çağrılarınızın karşılık bulamaması ve her defasında direniş silahının namlulularıyla karşılamanızdır sizi böyle çaresiz bırakan…
Doktorları, Hakimleri ve Savcıları Tehdit Ettiğimizi Söylüyor Soysuz!
En başta belirtmeliyiz ki tehdit hiç bir zaman bizim yöntemimiz olmadı olmazda. Bizim ağzımızdan ne zaman bir söz çıkarsa er yada geç yerine getiririz. Biz dediğimizi yaparız.
“… Hastanedeki doktoları tehdit ettiler, sizi öldüreceğiz dediler, hadi bize yaptıkları tehdidin bir anlamı yok, sürekli hergün yapıveriyorlar. Ama bir taraftan hakimleri-savcıları tehdit ettiler.(…) 6 gün boyunca içerden-dışarıdan, siyasetten miletvekilleri heryeri arayarak bunların hastaneden tedavi almadan tekrar ölüme orucu yatırılabilmesi için gayret gösterdi. Ve nihayetinde mahkeme bu kararı vermek zorunda kaldı. Kalktı hastane de bıraktı…” Özel talimatlarınıza rağmen istediğinizi başaramadınız. Her zaman söyledik yine söylüyoruz ‘işkencecilerden hesap sorduk soracağız’ o kadar doktor varken neden Helin ve İbrahim’in, gayrimeşru bir kararı uygulamak isteyen, direnişçilerin hayatlarına sebep olacak, sakat kalma ihtimalinin olduğu bilerek zorla müdahale etmek isteyen doktorları, ve direnişçilerin direnme hakkını elinden alarak hukuk dışı bir karar veren savcı ve hakimler ilişkin uyarılar yapılıyor. Çünkü bu menge artıkları ne doktor nede hakim ve savcıdır. Bunlar akp faşizminin işkencecileri, gayri meşru kararlarının uyuguayıcısıdır. Faşizme hizmet edenler devrimci şiddetimizle yüzleşmeyede hazır olmalıdır. Burada bir başka gerçekte soysuzun sözlerinde itiraf niteliğinde gün yüzüne çıkıyor.
“…6 gün boyunca içerden-dışarıdan, siyasetten miletvekilleri heryeri arayarak bunların hastaneden tedavi almadan tekrar ölüme orucu yatırılabilmesi için gayret gösterdi. Ve nihayetinde mahkeme bu kararı vermek zorunda kaldı. Kalktı hastane de bıraktı…” Halkın, direnişiçilerini sahiplenmesi, Grup Yorum’un üyelerine sahip çıkması ve Halk Cepheli’lerin Helin ve İbrahim’in her yerde sesi olması faşizme geri adım attırmış zorla müdahaleyi engellemiştir. Değil 6 gün yoldaşlarımız için 600 gün bile olsa orada yatar kalkarızda faşizmin elinden çeker alırız
Emperyalizm ve Faşizm Mücadele Yöntemlerimiz Karşısında Aciz ve Çaresizdir!
Devrimcilik bir tercih değil zorunluluktur. Dünyanın neresinde olursak olalım ideolojik netliğimiz, devrimcilikteki ısrarımız ve uzlaşmazlığımızla, mücadelemizi dünya halklarının, emperyalizme ve faşizme karşı mücadelesinden öğrenerek kendi partiğimizle, dünya da bir başına kalmanın bilinciyle savaşımızı sürdürüyoruz.
Emperyalizmin iki işbirlikçisi Türkiye Oligarşisi ve Yunan faşizmi 19 Mart 2020 tarihinde emperyalist efendilerinden aldıkları talimatlarla 11 yoldaşımızı tutsak etmiş, Yunan polisi bu operasyonu adeta şova çevirerek “bin polisle yaptık operasyonu” diyecek kadar Cepheli devrimcilerden korkuların dile getirmiştir. 11 devrimciye karşın Bin tepeden tırnağa silahlanmış işkenceci sürüsü 1 devrimciye ortalama 100 polis yollamış emperyalist efendileri. Onları bu kadar korkutan M-L ideolijimizle donanmış Cephelilerdir. İdeolojimiz bizim üstünlüğümüzdür. Hazımsız Süleyman, “…Yunanistan DHKP-C’ye bir operasyon yaptı. Biz bunlara yaklaşık bir buçuk, iki yıl önce bu insanlarla ilgili bilgi verdik. Dedik ki bunları gözaltına alın ve bunlar terör örgütü mensubu, aldılar bıraktılar, sonra biz işin ucunu bırakmadık.(…) Sürekli takip ettik, sürekli bilgi verdik. Onların ayık olmasını sağladık. Ve onlar ayık oldular. Nasıl Türkiye’de hücreler yapıyorlar, hani şu Okmeydanı’nda basılan evler vardı altında hücreler var, aynen Yunanistan da oluşturmuşlar…”
Ne oldu soysuz süleyman, mücadelemizi faşizmin sınırlarına hapsetmeyişimiz mi şaşırttı seni? Yoksa dünyanın neresinde olursak olalım emperyalizme ve oligarşiye olan savaşımızdaki ısrarımız mı korkutuyor seni bu kadar. Emperyalizme ve Oligarşiye karşı savaşımızı yeri gelir, sokakta bildiri-dergi dağıtarak, yeri gelir bir pankart-ozalit asarak, yeri gelir meydanlarda işimiz onurumuz diyerek direnerek, yeri gelir hapishane hücrelerinde-direniş evlerinde ölüm orucu ile direnerek yeri gelir tünellerde sığınaklarda yaşayarak sürdürürüz. Bizim her türlü yol ve yöntemle sürdürdüğümüz mücadele karşısında çaresiz kalışınız sizi daha da saldırganlaştırıyor.
Rengarenk Terör Listeleriniz, Başlarımıza Koyduğunuz Para Ödülleri Mücadelemizin Önünde Engel Olamayacak!
Burası Teksas değil, burası Anadolu toprakları… Listelerinizle, ödüllerinizle Cephelileri aramanız, işkence, hapis cezalarıyla halkımızı işbirlikçileştirme çabalarınız boşuna. Cepheli devrimcileri terörüze ederek hareketsiz klamazsınız. Biz nasıl bir düşmanla savaştığımızı biliyoruz. Bu yüzden mücadele yöntemlerimizi dar kalıpları sığdırmıyoruz. Halkımıza ve dostlarımıza söz veriyoruz, hiçbir şekilde bizi teslim alamayacaklar bundan dolayıda saldırganlıkları hep tırmanarak sürecek ve çaresizlik içerisinde mücadelemiz karşısında yok olmaktan kurtulamayacaklar.
Faşizmin hiçbir7 saldırısına sessiz ve çaresiz kalmayacağız. Yeni yeni yöntemlerle düşmanı hiç beklemediği şekilde karşılamaya devam edeceğiz. Mücadelemizi zafere taşıyana kadar sürdüreceğiz. Bu bizim Hakkımıza ve şehitlerimize namus sözümüzdür. Bedeli ne kadar ağır olursa olsun zaferi biz kazanacağız. Çünkü Tarihsel ve siyasal olarak biz haklıyız. Faşizme karşı mücadelemiz meşrudur…
KAHROLSUN FAŞİZM YAŞASIN MÜCADELEMİZ!
