Yayınevi: Boran Yayınları
Basım Tarihi: Kasım-2021
Dersim dağlarında Şahanların destanıdır bu kitapta
okuduğunuz…
Dersim halkı Cephe gerillalarının yolunu hep gözledi “Onlar gelecekler, mutlaka gelecekler”
diye kendi aralarında sohbetlerinde sürekli anlattılar.
Evet, Cephe gerillaları gelecek. Çünkü Dersim demek Cephe demekti. Cephe gerillaları halkın
umuduydu halk gerilla olduğunda kendini güvende hissederdi.
Cephe halktır. Halk hareketidir. Bu yüzde Dersim halkı her şeyiyle Cephe Gerillasının yanındaydı.
O dağlarda savaşan kendi evlatlarıydı. Bundan dolayıdır ki evladını savaşçılarını düşman
gözlerden saklayan, doyuran, giydiren o halk ‘tı.
O halkın her kapısı çalındığında gerillanın başı darda olduğunda militanca kucak
açan sofrasına buyur etmekten kaçınmayan işte o dağların Şahanlarını koruyan kollayan bir
çatışma çıktığında ilk koşan o Dersim halkı her koşulda kendi özüne sahip çıkan evleri yakılıp
yıkılmada her türlü işkence ve katliamla karşı karşıya kalsa da asla özünde vazgeçmeyen
Dersim onurunu korur ve evladına sahip çıkar.
Seyit Rıza’nın dediği gibi “Dersime sefer olur ama zafer olmaz”… O dağlarda her zaman
gerilla vardı. Zaman zaman gerilla hareketi kesintiye uğrasa da asla umut
kesilmedi; umudun dağlarda olduğunu her koşulda savundular.
Dersim’de köyler yakıldı yıkıldı evler boşaltıldı bütün yaşamsal yiyecekler ve
giyecekler karne ile verilmeye başlandı 12 Eylül’den bu yana hep OHAL ile Dersim halkı
sindirilmeye çalışıldı.
Devletin tüm çabaları boşaydı Dersim halkı gerilladan kopmadı, koparılamadı.
Devletin politikaları 1990’ların başlarında Dersim’e yönelik yozlaştırma politikasıyla
girmeye başladı. Birahanelerde, dışardan kadın getirerek halkı kendi özünden uzaklaştırmak
asıl amacı da gerillayı o dağlarda yok etmekti. Dersim halkı o oyuna gelmedi 5 bin kişiyle
birahaneye yürüyerek birahaneyi kapatırdı.
Devlet kontrgerillasıyla MİT’iyle Özal Haraketliyle Dersime yığınak yaptı. İşkenceler
gözaltılar kaçırmalar infazlar gittikçe arttı ve halk göçe zorlandı. Buna rağmen
bunu kabul etmeyenler kaldılar Dersim’de her seferinde o halk “geldiğiniz gibide gideceksiniz”
cevabını verdi. Kamer Güneş Cephe miliside bunlardan bir tanesiydi. Devlet Kamer
Güneş’i düşüncesinde vazgeçiremediği için onu kaçırarak ormanda katletti.
Dersim’li olmak gerilla savaşını savunmaktır Kamer Güneş’e göre. O halk bilir ki düşman
geçmişten bugüne düşmandır.
Düşmanı aslında 1937’de Seyit Rızaların Elazığ Buğday meydanında asıp cesetlerini yok etmekle bitirebileceklerini
sananlar yanıldılar. Şimdi O dağlarda Arap Kızı Leyla var, Mahir var, Onur var, 11’ler var.
Dersim tarihi 11’lerle yeniden başladı. 3 gerilla yanmış sığınaktan çıkıp yanan
sığınakta silahlarını alıp savaşmaya devem ettiler. Halk Kurtuluş Savaşçıları Dersim halkının
umudu olmaya devam ettiler. Kendi komutanları, kendi evlatlarıydı onlar. Ve bundan böyle
Dersim halkı şehitlerinde bahsederken onur ile anlattılar, Onların kahramanlıklarını kendilerine
katık ettiler.
Gerillalar katledildiğinde, düşman kuşatması altında tüm tehditlere, işkencelere rağmen
gerillaların cenazelerine sahip çıkandır Dersim halkı. Halk olmak, değerlerini
yaşatmak, evlatlarına sahip çıkmak budur.
Dersim halkının sofrası bereketlidir.
Dersim halkı bulabildiği tedariğin yalnız aile için değil ‘bu da gerilla için’ der. O kapı
çalındığında “kamo” diye seslenen o halk sıcak gülüşlerini hiç eksik etmedi gerilladan.
Ulu bir çınar 75 yaşına bir baba… Oturmuş Dersim merkezinde, Seyit Rıza
heykelinin dibinde “evlatlarımın kemiklerini istiyorum” diyerek 96 gün boyunca açlığıyla
11’lerin kemiklerini o sığınakta alıp hepsini bir mezarda birleştirdi.
Evlatlarım, komutanlarım dedi Kemal Amca. Bu gücü Cephe gerillalarından, tarihinden Kızıldere’den
almıştı.
Yine 1997 yılında PKK gerillalarıyla birlikte katledilen nereye gömüldüğü belli olmayan
Cephe savaşçısı Ali Yıldız’ın Abisi Hüsnü Yıldız 17 yıl sonra kardeşinin kemiklerini almak için
66
gün boyunca Dersim’de yaptığı Ölüm Orucu direnişiyle 15 gerillanın mezarını açarak “kardeşim burada olmasa da aldığım
kemikleri kardeşim olarak kabul ediyorum diyerek” kemikleri aldı.
Bir baba, bir abi en büyük parçası 125 gr olan kemikler için ölümü göze alan inanç sevda,
bağlılık, kardeşlik yoldaşlık nerden geliyordu soru; Tarih bilincinden vatan sevgisinden ve
halk düşmanlarına karşı yüzyıllardır gelen sınıf kininden alıyorlardı. Dersim halkı Leş
dersini, Anafatma’nın kan aktığını iyi bilir.
3 gerilla ne yaptıysa bizde onu yapacağız. Cephe halktır, halk hareketi yediden yetmişe herkesi
bir araya getirdi. Bu savaş halk savaşıdır. Dersim’li olmak reformizmi savunmak değil
kendi tarihine dönmektir.
Tarihini unutanın geleceği olmayacağını aslında çok iyi bilir Dersim’liler. Ne zaman ki kendi
belliğini unutmaya başladılarsa başlarına gelmeyen kalmadı. Devletin özel olarak Dersim halkı ve
Dersim topraklarına karşı projeleri hep vardı yıllardır. Ama asla başarılı olmadı. Çünkü Cephe hep
oradaydı. Orada Hüseyin Cevahir’imiz vardı, orada Hayri Koç’larımız vardı, orada
Nurettin Güler’lerimiz vardı, orada Niyazi Aydın’larımız vardı. Her evde bir şehit her evde bir
şehit ismi yaşıyor ve bundan dolayı biz hep oradaydık. İşte bu kitapta okuyacağınız bu
tarihin bir kısmıdır…
Yukarıda okuduğunuz satırları o topraklarda doğmuş, kız kardeşini ve yoldaşlarını o
topraklarda şehit vermiş birisi olarak tüm Dersim halkına bir çağrıda bulunmak istiyorum;
Dersim’in her karış toprağında sizin evlatlarınızın kanı var. Her köyde ve kasabada şehitlerimiz
var. Onlar sizden biri sizin
evlatlarınızdı.
Şehitlerimiz o topraklarda yaşanan acıların adaletsizliklerin
faşizmin katliamlarının hesabını sormak için, bağımsız sosyalist bir ülke için mücadele ettiler
şehit düştüler…
Şimdi sıra biz şehit aileri, yakınları ve Dersim halkında. Onların Onurlu Mücadelesi bizim
ve siz Dersim’lilerindir. Seyit Rıza’nın sözünü kendimize rehber edeceğiz;” Dersim’e sefer
Olur Zafer Olmaz”. Arap kızı Leyla Aracı’nın kararı “3 silahsız gerilla ne yapar?”
sorusunu sormaya devem edelim kendimize…
Şehitlerimizi anlatmak, kim olduklarını çocuklarımıza anlatmak, Onların isimlerini
vermek ve Cephe saflarında mücadeleye katılmak onların bize bıraktığı
mücadeleyi bağımsızlığa kadar sürdürmektir görevimizdir. Onları sadece anlatmayacağız,
mücadelelerini sürdürme görevi de bizimdir. şehitlerimize ve Dersim tarihine böyle layık
olabiliriz.
O topraklarda baş eğeni kimse söyleyemez bugüne kadar. Demokrat olmak, sosyalist olmak günümüzde
ancak ve ancak silahlı mücadeleyi savunarak olur.
Bağımsız, demokratik bir Türkiye için şehitlerimize verdiğimiz sözü mücadeleyi
bağımsızlığa kadar götürmek için
Cephe saflarında birleşmeye ve mücadele etmeye çağırıyorum.