Kitap Adı: Hasta Tutsaklara Özgürlüğün Adı Güler Zere
Düzenleyen: Dilber Güneş
Yayınevi: Boran Yayınevi
Basım Tarihi: Temmuz 2021
Önsöz:
Güler Zere’ye Özgürlük Kampanyası ülkemizdeki mücadele tarihinde bir ilk, yeni bir gelenek yarattı.
Hasta tutsakların sahipsiz olmadığını, hiçbir hasta tutsağın kör hücrede ‘sessizce imha’ edilmesine
izin verilmeyeceğini gösterdi.
AKP iktidarı tecrit ile tutsakları önce hasta ediyor, sonra da sessizce ölüme mahkum ediyor.
Bundan dolayı tecrit “sessiz imha” olarak tanımlanmıştır.
Ülkemizde tutsaklar devlet eliyle katlediliyor. Yani tutsak isen, her şey mübahtır. Isı yok, güneş
yok, iletişim yok. Bir insanın sağlıklı bir şekilde bu koşullarda yaşayabilmesi mümkün müdür?
Hayır! Ülkemizde yüzlerce hasta tutsak var. Bu tutsakların çoğu hapishaneler koşullarından dolayı
hastalıkları ortaya çıkmış veya ilerlemiştir. 2000-2010 yılları arasında ülkemiz hapishanelerinde
1758 kişi hayatını kaybetti.
Güler Zere 14 yıl boyunca tutsaklık yaşamış ve tutsaklık koşullarından dolayı damak kanseri
olmuştur. Kanser teşhisinden sonra ülke çapında büyük bir kampanya başlamıştır. Bu kampanya
sayesinde “Hasta Tutsaklara Özgürlük” sloganı ülkemizde ve dünyada her yere yayılmıştır. Kısa da
olsa, diğer Sol’un da içerisinde yer aldığı “Güler Zere’ye Özgürlük Platformu” kurulmuş- tur. Ve
2009 yılındaki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e örgütlülüğün olduğu yerde kamuoyunun
oluşmasını itiraf ettiren de bu kampanya ve sahiplenme olmuştur. Burjuva basındaki sansür delin- ip
geçilmiştir.
Güler Zere bu süreçte çok mütevazı bir şekilde düşüncelerini ifade etmiştir. Sadece benim çıkmam
bir şey ifade etmez, ben bir sembolüm aslında demiş ve kendisinin hasta tutsaklara özgürlük
kampanyasında bir örnek olduğunu göstermiştir. Güler Zere’nin tahliye edilmesi büyük bir zafer
coşkusu yarattı. Kampanyanın başından itibaren söylenilen “MERHAMET DEĞİL, ADALET İSTİYORUZ”
sloganı direnişin taleplerinin ne kadar meşru olduğunu gösteriyordu.
Artık BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZ içindi.
Güler Zere’ye Özgürlük kampanyasında yaratılan sahiplenme, herkese “biz” olunduğunda
yapılabileceğimizi göstermiştir. Grup Yorum da bu süreci “Halkın Elleri” şarkısıyla anlatmış,
halkın ellerinin her yere ulaşabileceğini kavratmıştır. Halkı sahiplenmesi, örgütlenmesiyle
yaratılan değerler Güler Zere’yi özgürlüğüne kavuşturdu. Güler Zere’yi AKP iktidarı ölümün
kıyısına geld- iğinde bıraktılar, dışarıda ölme hakkı tanıdılar. Güler Zere serbest bırakıldıktan
sonra 7 ay daha yaşadı yoldaşlarının ve halkının sahiplenmesi ve sevgisiyle.
Güler Zere’nin vasiyeti “Hasta Tutsaklara Özgürlük” kampanyasının devam etmesiydi. Halkına,
yoldaşlarına ve vatanına duyduğu sevgiyi son nefesine kadar yaşama ve mücadeleye tutunmasın- da
gördük Güler Zere’nin. Ve yoldaşları “tüm hasta tutsakların serbest bırakılması” için mücade- leyi
sürdürdü. Güler Zere’nin ardından yürütülen mücadele sonucu Yasemin Karadağ, Mete Diş, Mesude
Pehlivan ve Kemal Avcı’nın da serbest bırakılmasıyla zafer üstüne zafer kazanıldı. O süreçte
yapılan röportajlarda hasta tutsaklığın ne olduğunu çok somut kavratıyorlar bizlere.
HALKIN BİRLİĞİ BAŞARDI, DİRENİŞLER ZAFERE ULAŞTI.
Bugün ise 37 yıldır tutsak olan Ali Osman Köse’nin serbest bırakılması için mücadele aynı kararlılıkla sürüyor. Bu kitap derlendiği süreçte bu kampanya hala devam etmektedir. Tarihin ışığında
şunları çok net söyleyebiliriz: Hiçbir hasta tutsak sahipsiz değildir ve zulmün hücrelerinden tek
tek alınmalarını sağlayacak kıran kırana bir mücadele sürüyor. Güler Zere ile başlayan yeni bir
gelenek yaratıldı, zaferler kazanıldı. Bundan sonra da birçok zafer kazanabiliriz.
“Güler Zere’ye Özgürlük” kampanyası sürecinde neler yapıldığını, yaşanılan ideolojik tartışmaları, burjuva basında yer alan haberleri derlediğimiz bu kitapta bu süreçte yaşanılanları
kronolojik olarak okuyabilirsiniz. “Hasta Tutsaklara Özgürlük” mücadelesinin nereden başladığının
tarihibir belgesidir. Yazılanlar, yaşanılan tartışmalar, yürütülen kampanyalar bugün hepimize halkın
birliğinin ve sahiplenmesinin kampanyalar örgütleyebileceğimizin yol açıcısı olacaktır
