Home almanyaBerlin’deki Direniş İtalya Basınında Yer Aldı

Berlin’deki Direniş İtalya Basınında Yer Aldı

by halkinkutuphanesi
0 comments

 Pagine Esteri (Yabancı Sayfalar)’ın haberinin çevirisini paylaşıyoruz.

ALMANYA. Tutuklu Türkiyeli siyasi muhaliflere destek için açlık grevleri

Eliana Riva – Pagine Esteri (Yabancı Sayfalar), 6 Aralık 2023

16 Mayıs 2022’de Türkiye kökenli gazeteci Özgül Emre yıllardır ikamet ettiği Almanya’da tutuklandı. Takip eden iki gün içinde Alman silahlı kuvvetleri diğer iki Türkiye kökenli vatandaşı, Grup Yorum’un kurucularından İhsan Cibelik ve öğrenci Serkan Küpeli’yi gözaltına alarak hapishaneye gönderdi. Her üçü de Türkiye hükümetleri tarafından baskıcı ve antidemokratik olarak nitelendirilen önlemlere karşı örgütlenme, müzik, kültür veya farkındalık yaratma faaliyetlerinde bulunan politik aktivistlerdir. Almanya’da terör bağlantılı organizasyonlara üye olduğundan şüphelenilen kişilerin tutuklanmasına izin veren bir yasa kapsamında tutuklandılar. Başka ülkelerden olsalar bile. Üstelik suç işledikleri iddiası olmadan. Emre, Cibelik ve Küpeli, Türkiye, ABD ve AB’de terörist olarak kabul edilen devrimci Marksist-Leninist bir parti olan Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi DHKP-C’ye üye olmakla suçlanıyor.

Özgül Emre’nin tutuklanmasını destekleyen kanıtlar arasında, örneğin, tüm yönetmeliklere uygun olarak gerçekleştirilen ve 10.000’den fazla kişinin katıldığı bir konser organizasyonu yer alıyordu. Ya da aynı gazetecinin 2022 yılında Stuttgart’ta bir Türkiye muhalifinin cenaze töreninde bulunması: Birsen Kars, 2000 yılında Türkiye Silahlı Kuvvetleri’nin yüzlerce siyasi tutuklunun katıldığı açlık grevini kırmak amacıyla cezaevlerine düzenlediği saldırı sırasında vücudunda oluşan yanıklar nedeniyle geçen yıl hayatını kaybetti. Emre aleyhindeki bir başka delil de, tarihi Grup Yorum’un iki üyesinin düğününe katılmış olması. Bu grup, Türkiye’de ve dünyada politik duruşuyla tanınan bir müzik grubudur. Ne Almanya’da ne de müzisyenlerin tutuklanıp yıllarca cezaevinde tutulduğu Türkiye’de yasadışı sayılmıyor. 2020 yılında grubun iki üyesi Helin Bölek ve İbrahim Gökçek Türkiye’de açlık grevi sırasında hayatını kaybetti.

DHKP-C’ye üye olma suçlaması, Almanya’daki Türkiye kökenli siyasi muhaliflerin konserler, yaz kampları, seminerler, yüzlerce kişinin katıldığı gösteriler, düğün ve cenaze gibi özel törenlere katılım gibi yasal faaliyetlerini kriminalize etmek için yeterli oldu.

Alman Demokrat Avukatlar Derneği VDJ, 14 Haziran 2023 tarihinde Düsseldorf Yüksek Bölge Mahkemesi’nde başlayan davayı takip ediyor. Derneğin eş başkanı Avukat Joachim Kerth-Zelter, yargılamaların ‘terör örgütü’ veya ‘kurtuluş hareketi’ terimlerinin kanunla tanımlanmayıp siyasi olarak belirlenmesinden zarar gördüğünü belirtti. Kerth-Zelter, “Almanya’da DHKP-C’nin terör örgütleri arasına dahil edilmesi, Türkiye makamlarının değerlendirmeleri ve aynı değerlendirmelere dayanan Avrupa Birliği’nin sınıflandırması temelinde yapılmaktadır” dedi. Avukat, “sanıkların terör eylemleri ya da kendilerine ait cezai suçlarla suçlanmadıklarını belirtiyor. Bunun yerine, terör örgütü olarak sınıflandırılan DHKP-C’ye destek teşkil eden müzik etkinlikleri ve bilgilendirme konferansları düzenlemek gibi faaliyetlerden sorumlu tutulmaktadırlar. Tüm sanıkların yaklaşık 18 aydır gözaltında tutulduğu belirtiliyor. Sanık Küpeli, kızının doğumundan kısa bir süre sonra hapsedilmiştir. Sanık Cibelik, bir doktor tarafından 16 ay geç fark edildiği üzere prostat kanserinden muzdariptir ve bu nedenle tutukluluğu özel bir ağırlık taşımaktadır.

Yabancı (Avrupalı olmayanlar da dahil) terör örgütlerine destek eylemleri için cezai sorumluluk öngören yasa, 11 Eylül 2001’de New York’taki İkiz Kuleler’e düzenlenen terör saldırısından birkaç ay sonra, Alman Ceza Kanunu’nun 129b maddesinin kabul edilmesiyle yürürlüğe girmiştir. VDJ, “StGB Madde 129b kapsamındaki diğer birçok davada olduğu gibi,” diyerek şöyle açıklıyor: “Savcılık, diğer hususların yanı sıra, yabancı makamların, bu durumda Türkiye’nin, bulgularına dayanmaktadır ki bu, ülkelerin kendileri hukukun üstünlüğü ile yönetilmediğinde özellikle sorun teşkil etmektedir. Özellikle de “Türkiye’de hukuk devletinin kapsamlı bir şekilde ortadan kaldırıldığı göz önünde bulundurulduğunda: özellikle Temmuz 2016’daki darbe girişiminin bastırılmasından sonra, Alman kolluk kuvvetleri ve mahkemeleri, Türkiye’nin StGB 129b maddesi kapsamında uygun bir koruma nesnesi olup olamayacağını kendilerine sormalıdır.” Sanıklara yöneltilen suçlamaların birçoğu, Türkiye’deki yetkililer tarafından ortaya konan emarelere ve halihazırda belgelerde tahrifat yapmakla suçlanan bir muhbirin ifadesine dayanılarak yapılmıştır. Son olarak avukatlar, 129b maddesine göre, bir terör örgütünün parçası olmakla suçlanan kişilerin soruşturulması ve tutuklanması yetkisinin Adalet Bakanlığı’na ait olduğuna ve bunun da Federal Almanya Cumhuriyeti Anayasası tarafından güvence altına alınan kuvvetler ayrılığı ilkesine bir aykırılık teşkil ettiğine dikkat çekiyorlar.

Eda Deniz Haydaroğlu, 264 gündür açlık grevinde

Türkiye kökenli bir anne babanın kızı olan 23 yaşındaki genç Alman kadın Eda Deniz Haydaroğlu, siyasi muhaliflerin serbest bırakılması ve yasanın 129. maddesi ile 129a ve 129b fıkralarının kaldırılması talebiyle 264 gün önce açlık grevine başladı (su, şeker, tuz ve B vitamini alıyor). Onunla birlikte ikisi kız biri erkek üç genç daha greve başladı ve böylece uluslararası bir destek kampanyası başlatıldı. Bunlar 212 gündür açlık grevinde olan Ilgın Güler, 207 gündür açlık grevinde olan Sevil Sevimli Güler ve 147 gündür açlık grevinde olan Lena Açıkgöz’dür. Diğer üç genç gibi Eda Deniz Haydaroğlu’nun da fiziksel durumu gün geçtikçe ağırlaşıyor ve Alman Adalet Bakanlığı’na yapılan çağrılar çoğalıyor. 3 Aralık’ta Berlin’de onları destekleyen bir gösteri düzenlendi.

Tutuklanan üç Türkiye kökenli politik muhalifin bugün görülmesi gereken duruşması gelecek haftaya ertelendi.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode