7
18 Kasım Cumartesi günü Avusturya Anadolu Federasyonu faaliyet binasında “Devrim Yaşatır Düzen Çürütür” başlığıyla bir SEMİNER düzenlendi.
20 kişilik katılımın olduğu etkinlikte özetini aşağıda verdiğimiz konulara değinildi.
“Toplumsal ve tarihsel gelişme sürecinde yaratılan maddi ve manevi değerler bir bir yok ediliyor. Kapitalist sistemin veba haline getirdiği tüketim çılgınlığı ve üretememe kısırlığı toplumun en alt kesiminden başlayarak tüm katmanlarını bir buhrana sürüklemiş, insanları kumanda edilebilen birer aygıtlar haline getirmiştir. İnsanlarımız önce kendine sonra topluma yabancılaştırılıyor. Sevgi yok, saygı yok, bedenlerimizde vefa, vicdan, aidiyet duyguları köreltilmiş, beyinler televizyon, telefon vb. teknolojik aygıtlar aracılığıyla birer harabeye dönüştürülmüştür.
İşte bu değerlerin kaybı ve bunların yerine yabancı değerlerin katılması kültürel yozlaşmayı doğuruyor ve bu olumsuz durumdan en çok çocuklarımız ve gençlerimiz etkileniyor. Kültürel yozlaşmanın bir diğer olumsuz etkisi de dil üzerinde görülüyor. Anadilin bozulması insanlar arasında ki iletişimi olumsuz etkilerken duygu ve düşüncelerin anlaşılması da günden güne daha da zorlaşıyor. Özellikle sosyal medya kullanımında sıkça rastlanılan bu durum; dil ile düşünce arasında ki üretiminde önüne geçiyor. Kullanılan dil kolaycı ve basit olduğu için, düşünce ve kültürde de taklitçiliği beraberinde getiriyor. Bireysel olarak başlayan bu durum zamanla toplumun tüm kesimlerine yayılıyor ve toplumsal yozlaşmanın ilk adımları atılmış oluyor. Öz kültürümüz başka bir toplumun kültürüyle birleşiyor değişiyor farklılaşıyor. Daha da ileri gidersek tüm bunların sonucunda kültürel bir yıkım oluşuyor. Dünya üzerinde az gelişmiş ülkelerde ve özellikle büyük şehirlerde ki insanlar TV internet ya da medya yolu ile kendi yaşam ve kültürlerinden uzaklaştırılıyor ve kendine yabancılaştırılıyor. Burada da tam anlamıyla bir sömürge toplum düşüncesi ortaya çıkıyor. Amaç; kültürsüz bir toplum yaratmak ve halkı kapitalizmin sömürüsüne açık bireyler haline getirmektir… İnsan kültürel olarak kendi toplumundan soyutlanır ve bunun sonucunda yalnız kalır. Yalnızlık mutsuzluğu mutsuzluk farklı arayışları tetikler. Farkına bile varmadan kendini Uyuşturucunun kumarın fuhuşun ve türlü batağın içinde bulur.”
