Home açıklamalarTürkiye Temel Haklar ve Özgürlükler Merkezi Açıklamasını Yayınlıyoruz: Katledilen Maden Emekçileri İçin Adalet İstiyoruz

Türkiye Temel Haklar ve Özgürlükler Merkezi Açıklamasını Yayınlıyoruz: Katledilen Maden Emekçileri İçin Adalet İstiyoruz

by halkinkutuphanesi
0 comments

1 Ekim 2026 günü Soma-Eynez’de, daha önce de iş cinayetleri yaşanan İmbat Maden Ocağında meydana gelen göçükte 5 madenci iş cinayetinde katledildi. 2 madenci ağır yaralandı.

Yeraltında ekmeğini kazanmak için çalışan 5 insan, bir kez daha evlerine dönemedi.

Geride eşlerini, çocuklarını, anne ve babalarını, kardeşlerini ve yarım kalmış hayatlarını bıraktılar.

Bundan yalnızca 12 yıl önce, 13 Mayıs 2014’te 301 maden emekçisi Bakırçay Havzasında, madende ekmeğini kazanırken katledildi.

301 insanın ölümünün ardından bir adalet mücadelesi başladı.

Halkın avukatları tulumları ve kaskları ile olayı yerinde inceledi.

Tüm mahkeme süreci patronların korunmasına, asıl sorumluların sümen altı edilmesine hizmet etti.

O gün sadece madenin sahibi Can Gürkan, göstermelik şekilde yargılanırken, 301 madencinin canı için 20 yıl hapis cezası verildi, 5 yıl hapis yattı. Ve serbest bırakıldı.

Katiller yargılanmadı… Yeni katliamların önü açıldı.

Bugün yine bir maden ocağının önünde aileler yakınlarından gelecek haberi bekliyor.

Yine kurtarma ekipleri yerin altında yaşam arıyor.

Yine bir vardiyanın sonunda işçilerden bazıları evlerine dönemiyor.

Yine geride aynı soru kalıyor: Daha kaç işçinin ölmesi gerekiyor?

Madencilik dünyanın en ağır ve en tehlikeli işlerinden biridir.

Bu nedenle madenlerde iş güvenliği bir tercih değil, yaşam hakkının gereğidir.

Bilimsel planlama, sağlam tahkimat, sürekli denetim, doğru risk analizi ve bağımsız mühendislik hizmetleri birer ayrıntı değildir.

Bunların her biri bir işçinin çalışma ve yaşam hakkıyla doğrudan ilgilidir.

Üstelik aynı işletmede geçmiş yıllarda da ölümlü maden kazaları yaşandığı biliniyor.

Bütün bunlar bize tek tek kazaların ötesinde, madenlerde işçi sağlığı ve güvenliğinin nasıl ele alınmadığını yeniden gözler önüne seriyor.

Çünkü işçinin hayatı hiçbir üretim hedefinden daha ucuz değildir.

Hiçbir maden cevheri, hiçbir üretim rakamı, hiçbir şirket bilançosu bir insan hayatından daha değerli değildir.

Kârın artırılması uğruna güvenlik harcamalarının ertelenmesi, üretimin güvenliğin önüne geçirilmesi veya denetimin etkisiz bırakılması, bedelini işçinin canıyla ödeyeceği bir düzen yaratır.

İşçilerin güvenceli çalışma hakkı gasp edilir.

 

TMMOB’un 2014 Soma raporunda da özelleştirme, taşeronlaştırma, örgütsüzleştirme, sendikasızlaştırma ve kâr odaklı çalışma düzeni, facianın yapısal nedenleri arasında değerlendirilmişti.

Bugün 2026 yılında hâlâ aynı tartışmaları yapmak, 301 madencinin ölümünden yeterince ders çıkarılıp çıkarılmadığını en açık şekilde görmemizi sağlıyor.

Eğer iş güvenliği ancak bir facia yaşandıktan sonra konuşuluyorsa, orada ciddi bir sorun vardır.

Eğer riskler işçiler hayatını kaybettikten sonra araştırılıyorsa, orada ciddi bir sorun vardır.

Eğer denetim ancak göçükten sonra yoğunlaşıyorsa, orada ciddi bir sorun vardır.

Bu yüzden artık sadece başsağlığı dilemek yetmez.

Sadece facia olduğunda konuşmak yetmez.

Sadece sorumluların birkaç gün manşetlerde tartışılması yetmez.

Soma’da hayatını kaybeden 301 maden emekçisinin ve 1 Ekim 2026’da yaşamını yitiren 5 işçinin anısı, güvenli çalışma hakkı ve gerçek adalet mücadelesiyle yaşatılmalıdır.

Maden emekçileri örgütlenme ve güvenceli çalışma hakkı için mücadele etmeli, bedellerle kazandığı haklarına sahip çıkmalıdır.

Sorumluluğu bulunan herkes, bağımsız ve şeffaf soruşturmalar sonucunda hukuk önünde hesap vermelidir.

 

GÜVENLİ ÇALIŞMA HAKKIMIZI İSTİYORUZ

KATLEDİLEN MADEN EMEKÇİLERİ İÇİN ADALET İSTİYORUZ

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yorum Bırakın

Focus Mode